BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Şeyh Şamil'in kararlılığı!..

Mehmet Oruç
Facebook
Dünden devam... Kafkas Kartalı Şeyh Şâmil, annesi ile karşı karşıya getirilmişti. Şeyh Şâmil'in korktuğu tek şey, annesini affettiği takdirde Müslümanların, düşmana karşı mücâdele azmini kaybetmesi, îmânlarının sarsılmasıydı. Halkın Ruslarla anlaşmaya meyletmeleri demek, bir noktada dinin ortadan kaldırılması için onlara yardımcı olmak demekti. Din uğruna, bir değil binlerce ana, oğul fedâ olmalıydı. Günlerce mescidden çıkmayıp, bu işin muhasebesini yaptı. Halk ise, mescidin kapısında toplanmış, nasıl bir karar verecek diye merakla bekliyorlardı. Sonunda kararını verip dışarı çıktı. Halka hitâben dedi ki: "Her Müslüman gibi annem de, anlaşmalara uymadığı, düşmanla barış teklif ettiği için cezâsını çekecek!.." Karar, Şeyh Şâmil'in yardımcıları tarafından, muhterem annesine bildirildi. Gönlü yaralı, pişmanlık içinde olan ana, adâlet divânının önüne çıkartıldı. Halk toplanmış, nefes almadan kararı bekliyordu. "FARKLI MUAMELE YAPARSAN..." Bu defa, adâlet divânının önünde sıradan biri yoktu. Kafkasya'da yetişmiş, âlimlerin büyüklerinden, velîlerinden Şeyh Şâmil'in annesi vardı. Omuzları çökmüş, yaptığı hatânın üzüntüsü içinde oğluna baktı, sonra yürekleri parçalayan bir sesle dedi ki: "Oğlum! Annen olduğum için, vereceğin kararda kıl kadar da olsa, başkasından farklı muâmele yaparsan, emzirdiğim sütü sana helâl etmem. Ne karar verirsen râzıyım. Adâlet yerini bulsun, adâletten zerre kadar ayrılırsan, âhirette iki elim yakanda olsun!" Herkes pür dikkat, verilecek kararı bekliyordu. Nihâyet karar verildi. Şeyh Şâmil'in yardımcıları kararı açıkladılar. Annesine yüz sopa vurma cezâsı verilmişti. Kararı duyan anne, büyük bir metânetle ortaya doğru yürümeye başladı. Herkes merakla, bu ihtiyar kadın bu cezâya dayanabilecek mi diye düşünüyordu. Şeyh Şâmil büyük bir edeple anasının yanına varıp diz çöktü. Annesiyle helâllaştı. Annesinin elini öptü. Annesi, verilen karardan dolayı hiçbir üzüntü duymadığı gibi, kendisine farklı muâmele yapılmadığı için de oğluna muhabbetle bakıyor, böyle bir oğlu olduğu için Rabbine şükrediyordu. Daha sonra Şeyh Şâmil, halka dönerek dedi ki: "Anamın hatâsı, merhametinin çokluğu sebebiyle, şefâ'atçi olmasıydı. Bu yaptığının cezâsını da ma'nevî olarak, şu ana kadar çektiği ızdıraplarla ödemiştir. Maddî cezâsını da onun her şeyine vâris olan oğlu çekecektir." Şeyh Şâmil'in bu kararı karşısında, herkes olduğu yerde donakalmıştı. Çünkü, biliyorlardı ki, Şeyh Şâmil'in verdiği karardan döndüğü vâki değildi. Şeyh Şâmil, belden yukarısını soyup, ortaya çıktı. Sonra: "Verilen cezâyı aynen yerine getireceksiniz. Cezâyı verirken, az da olsa farklı muâmele yapanlara yazıklar olsun! " Vazîfeliler, cezâyı yerine getirmeye başladılar. Her vuruşta, kan fışkırıyordu. Halk bu manzarayı gördükçe hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Nihâyet, cezâ tamamlandı. Böylece, sözünün eri olduğunu, adalet ve vatan mücadelesindeki kararlığını göstermiş oldu. "SONUNDA O'NA KAVUŞTU!.." Şeyh Şâmil'in bütün ömrü, Ruslarla mücâdele ile geçti. Sonunda, hîle ile kendisini oyuna getirdiler. 25 yıllık şanlı mücadeleden sonra Ruslara esir düştü. On sene esir kaldı. Daha sonra, Hacca gitmesi için kendisine izin verildi. İstanbul'a geldiğinde, bütün millet bu meşhûr kahramanı görebilmek için yollara döküldü. Yer yerinden oynadı. Vapur, Dolmabahçe Sarayı'nda saltanat kayıkları ile karşılandı. İstanbul'da bir müddet kaldıktan sonra, Hicaz'a gitmek üzere yola çıktı. Medîne'yi uzaktan görünce yere kapandı ve sel gibi gözyaşı dökerek, sürüne sürüne Resûlullahın huzûruna geldi. Herkes heyecanla kendisini takîp ediyordu. Huzûra gelince, "Essalâtü vesselâmü aleyke yâ Resûlallah! Essalâtü vesselâmü aleyke yâ Habîballah! Essalâtü vesselâmü aleyke yâ Seyyid-el-evveline velâhırîn" dedi. Peygamber efendimiz, selâmına mukabele etti. Orada olanlar bu selâmı işittiler. Kabr-i şerîfin başında saatlerce gözyaşı dökerek, senelerdir duyduğu hasreti giderdi. Buraya yerleşti. 1871 yılında, 74 yaşında iken Medine'de Hakkın rahmetine kavuştu. Cennetül Baki kabristanına defnedildi...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
401292 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/mehmet-oruc/401292.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
KAPAT