BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Hain bir değil, çeşit çeşit!

Meryem Aybike Sinan
Facebook
Son iki ayda ormanlarımız cayır cayır yandı ve hâlâ da yanıyor...
Pek çoğunu PKK üstlendi! Böylesine aşağılık, böylesine alçak, böylesine namussuz, böylesine zavallı bir örgüt ki güya bu şekilde bizden intikam alıyor!
Ormanlarımızı yakarak bizden intikam almak isteyen alçaklar bu kahpeliklerine her gün bir yenisini ekliyor. Hayatında tek bir fide dikmemiş bir insanın koskoca bir ormanlığı bir kıvılcımla yok etmesi ve bunu intikam için yapması ne kadar da vahimdir…
Acımasızca çocuk, kadın demeden insan katleden insan müsveddelerinin orman yakması şaşılacak bir durum değil elbette ancak yine de insan şaşırıyor, hayrete düşüyor! Yanlışlıkla, kazayla tutuşan orman yangınındansa böyle kasıtlı yakılmış ormanlar insana bir başka acı ve keder veriyor, çıldırıyoruz. Düşmanlarımız dört bir koldan saldırıyor. Öyle alçaldılar ki şimdi hedeflerinde doğal zenginliklerimiz var. Düşman böyle âdi, cüretkâr ve alçak iken bizler ne yapıyoruz? Tehlike arz eden, tutuşmaya müsait ormanlarımız drone'larla yakından takip edilemez mi?..
Bu namussuzlar bir ağacın kaç yılda büyüdüğünü, hele bir ormanın kaç yılda oluştuğunu nereden bilecek? Hayatı boyunca tek bir fide dikmemiş bir insan müsveddesi ormanla birlikte geleceği ve zamanı da yaktığını nereden bilecek?
Geçen gün Azerbaycan’ın Tovuz şehrinde bir lisede düzenlenen bir etkinlikteydim. Okul iki katlı ve yatay mimari şeklinde inşa edilmiş. Eski Osmanlı mektepleri mimarisi şeklinde göz ve gönül dolduruyor.
Bu okulda bir şey dikkatimi çekti. Bütün koridorlarda birer metre arayla büyükçe saksılar içinde türlü çiçekler konmuş. Hepsi ışıl ışıl göz dolduruyor, çok da bakımlı ve canlı…
Okulun müdiresi Hatıra Hanıma bu çiçeklere kim bakıyor diye soruyorum. Diyor ki: “Okulumuzda tam olarak 640 tane saksı çiçeği var! Bunların birer de sahibi var. Öğrenciler! Her bir öğrenciye bir tane saksı zimmetledik ve üzerlerinde isimleri var. Bu çiçeği zamanı gelince sulamak, gübrelemek, toprak ilave etmek ve takibini yapmak öğrencilere ait!"
Neden diyorum, niçin böyle yapıyorsunuz?
“Çünkü diyor, toprağı, bitkiyi, güzelliği, sorumluluğu, toprak, bitki ve su ilişkisi yanında çiçeğin büyüyüp serpilmesiyle meydana çıkan güzelliği hissetmesini sağlamaya çalışıyoruz. Bazı şeyleri anlatarak değil, hissettirerek vermek lazımdır!"
Hakikaten çok şaşırıyorum…
Bu eğitim şeklinin naifliği ve derinliği karşısında hayrete düşüyor ve düşünüyorum…
Sonra bizim çocuklar geliyor aklıma. Domatesin ağaçta, elmanın yerde yetiştiğini sanıyor bazıları. Hayatında elini toprağa sürmeyenler var. Bir ağacın büyüme evresine, tekamülüne hiç şahitlik etmeyenler ne kadar çok! Ve hayatı boyunca bir tek bitkiye su vermemiş, ona alıcı nazarlarla bakmamış ve onun da bir canlı olduğunu düşünmemiş, kâinat defterini okumamış çocuklar, yetişkin insanlar kol geziyor aramızda.
Tarım yapmanın, toprakla haşır neşir olmanın neredeyse ayıplandığı, hakir görüldüğü bir zamandayız. “Armut piş ağzıma düş” diyen kitleler çoğalıyor. Ağacın da bir 'can' olduğunu bilmeyen kuşaklar…
“Çiğdem, nergis, lale, sümbül, karanfil, süsen, ıtır, yavşan, yasemin, melisa, sardunya, filbahri, şeker lale, zambak, hüsnüyusuf, açelya, manolya, begonya, sıklamen, gül...  diye ayırmadan daha doğrusu hiçbirini bilmeyen ve tümüne “çiçek” diyen bir kuşak var… Ağaç çeşitlerini ve isimlerini geçiyorum… Bir ağacın yaprağından onun hangi ağaç olduğunu bilen bir kuşak ise artık yok! Onlar için sadece ağaç var!
Böyle bir insan daha doğrusu insanlar ağacın, bitkinin, canlının kıymetini bilir mi? Gözünü kırpmadan hektarlarca ormanlarımızı yakan, çocuğunun gözleri önünde eski karısını boğazlayan insan müsveddeleri nasıl çoğaldı sanıyorsunuz?
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
609629 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/meryem-aybike-sinan/609629.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT