BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Televizyon tartışmasının “küskünleri” sandığa götürmede katkısı olabilir

Nebi Miş
Facebook
Binali Yıldırım’ın, Ekrem İmamoğlu ile bir televizyon programında karşı karşıya gelemeyeceği uzun süre söylendi. Bu iddiayı kampanya hâline getirenler CHP adayının taraftarlarıydı.
31 Mart’tan önce iki aday arasında böyle bir program gerçekleşmedi. Seçimlerin yenilenme kararı verilince muhalefet aynı kampanyayı sürdürdü. “Yıldırım’la İmamoğlu televizyonda karşı karşıya gelsin” diye bastırdılar.
Binalı Yıldırım, katıldığı bir televizyon programında “olabilir” deyince önce bir afalladılar.
Ardından, Yıldırım’ın bu sözünden vazgeçeceğini söylediler. Hatta vazgeçmesini beklediler.
Yıldırım’ın kararlı olduğu görülünce, İmamoğlu ve kampanyacıları isteksiz davranmaya başladı. Birlikte yayına çıkma meselesini sahiplenmek istemediler.
Tartışmanın hangi kanalda ve moderatörünün kim olacağı gibi konularda pürüz çıkacağı için son anda bu program gerçekleşmez diye düşündüler.
Binali Yıldırım tarafı ise karşı tarafın bu isteksizliğini ve ipe un serme arayışını görünce, “programı Uğur Dündar yönetsin” diyerek, muhalefete ters köşe yaptı.
Uğur Dündar’ın “tarafsız” bir gazeteci olmadığını herkes bilir. Hele Türkiye’nin muhafazakâr ve dindar kesimleri çok daha iyi bilir. Zaten uzun süredir, CHP’nin kanalı olan Halk TV’de program yapıyor. Programda da katılımcılar, AK Parti’yi destekleyenlere yönelik ağza alınmayacak hakaretler yapar.
Dündar’ın bu özelliği bilinmesine rağmen, Yıldırım bu teklifinin gerekçesini, ben istiyorum ki hiçbir bahaneleri kalmasın” sözleri ile açıkladı.
Uğur Dündar, bu teklifin kendisine yapılmasını önce büyük bir memnuniyetle karşıladı. “Evrensel gazetecilik ilkeleri” gibi bazı süslü laflarla, programı “adil” yöneteceğini söyledi.
Aradan bir süre geçince ise “demokrasimize zarar verecek birtakım hazırlıklar gördüğüm için...” açıklaması ile  programı sunmayacağını açıkladı.
Dündar’a muhalefet tarafından baskı yapıldığı için moderatörlükten çekildiği medyaya yansıdı. Çekilme gerekçesi de çok sahici bulunmadı.
Dündar’ın kararının ardından Binali Yıldırım, “Ben hayatım boyunca taktik bilmem. Nasıl gözüküyorsam öyleyim. Ne düşünüyorsam onu söylerim. İçim de bir dışım da bir… Ne istiyorlarsa sorsunlar, nasıl bir format istiyorsa olsun. Kim olursa olsun” diyerek bir anlamda meydan okudu.
Ve en nihayetinde, AK Parti ve CHP yetkililerinin görüşmesi sonucunda, Ekrem İmamoğlu’nu desteklediği açıkça bilinen ve tarafı belli olan Fox TV soncusu  İsmail Küçükkaya’nın bu canlı yayının moderatörlüğünü yapacağı kararlaştırıldı.
Kuşkusuz iki adayın aynı programda karşı karşıya gelmesi seçmenler (ya da izleyiciler demek daha doğru) açısından önemli. Televizyoncular açısından reytinglerin de yüksek olacağı muhakkak.
Ancak Türkiye siyasetinin mevcut hâli üzerinden meseleye baktığımızda, seçmenin oy verme davranışı açısından büyük bir değişiklik olmaz. Adaylar canlı yayında çok büyük bir gaf ya da hata yapmadığı müddetçe bu böyledir.
Tartışmanın kararsız seçmenler üzerinde kısmi etkisi olabilir. Ya da partisine yönelik oy verirken “gönülsüz” olan seçmenler, kendi adayının performansı ile yeniden motive olabilirler...
              ***
Adayların televizyon ekranlarında karşı karşıya gelmesi bir Amerikan siyasi geleneğidir. 1960’tan bu güne, birkaç seçim hariç, adaylar televizyonlarda karşı karşıya gelmiş. Hatta bunun için 1987 yılında  “Başkanlık Tartışmaları Komisyonu” adıyla bir organizasyon kurularak, tartışma programları başkanlık kampanyalarının önemli bir parçası hâline getirilmiş.
Siyasal kültürde uzun süre yer ettiği için bu televizyon programlarında adayların sadece sorulara verdiği cevap değil; giyiminden, diksiyonuna, hâl ve tavırlarından, mimiklerine kadar birçok unsurun seçmen tarafından dikkate alındığı söylenir.
Ama tüm bunlara rağmen, ABD’de bile bu tip televizyon programlarının, “özellikle başa baş giden seçimlerde belirleyici olduğu” siyaset bilimcilerin genel bir kanaatidir.
İstanbul’da 31 Mart’ta başa baş biten bir seçim vardı. Muhalefet tam konsolide olurken, AK Parti seçmeninde ise “küskünler”, “cezalandırıcılar”, “öfkeliler” sandığa gitmediği ya da geçersiz oy verdiği için böyle bir sonuç ortaya çıkmıştı.
Yapılacak olan bu televizyon programının, özellikle AK Parti küskünlerini sandığa gitmeye motive edici bir katkısı olacaktır. Zaten muhalefetin seçmenleri, 31 Mart’ta çoktan konsolide olmuştu.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
608388 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/nebi-mis/608388.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT