BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

G.Saraylılar rahat olun!..

Uluç Market
Öcal Uluç
Facebook

Bakınız, “Galatasaray kötü yönetiliyor”; tamam, zaten “yerden yere vuruyoruz” o da tamam!..
Ama “futbol takımı için” Fenerbahçeli, Beşiktaşlı yazarçizerleri, yorumcuları bir yana bıraktım, hiç olmazsa “Galatasaray’ın içinden gelen yıkıcı ve ‘yalanlarla bezenmiş’ iddialara, iftiralara kulak vermeyin!..”
“Galatasaray yönetimi ile Galatasaray Futbol Takımını ayırın” ve “kurulan yepyeni bu takımın arkasında durun”, hocasına “çok değil 3-4 maçlık zaman tanıyın”; İgor Tudor bu “takımı bu kaos ve kargaşa içinde hiç tahmin edemeyeceğiniz bir futbol seviyesine taşıyacaktır”; göreceksiniz!..
“Futbolcuya dayalı” bir sistemle Galatasaray Futbol Takımı, son iki sezonunu “nasıl geçirdi” ortada, ligleri nerelerde bitirdi” ortada!..
O sistem yıkıldı, elebaşları tasfiye edildi; o günleri özleyenler kaldıysa, onlar da gidecek ve “birilerinin Galatasaray futbolunun içine uzanan elleri” kırılacak!..
Bu Galatasaray futbolunun kurtuluşu olacak; çok değil 3-4 hafta bu takımı, bu futbolcuları, bu hocayı destekleyin ve “İçinizdeki, aranızdaki sosyal medyacı yıkım fetvacılarına kulaklarınızı tıkayın”; işte o kadar!..

Başkanlar!...
Bir lig daha başlıyor, başlıyor da “3 Büyükler” nasıl başlıyor; içlerinde “rahat olanı” var mı acaba; işte mallar ortada; “Yok yok yok!..”
Şu 3 Büyüklerin başkanlarına bakın; kendi ayaklarına da, takımlarının, kulüplerinin ayaklarına da “kurşun üstüne kurşun sıkıyorlar”; vay Türk futbolunun hâline!..
Beşiktaş Başkanı, “durup dururken” hem idari, hem sportif cezaları hak eden (Nitekim o cezayı aldı) ve hem de 6222 sayılı “sporda şiddetin önlenmesi için özel olarak çıkarılan” kanunun ihlali mahiyetinde “adli soruşturmaya kadar giden” sözler sarf etti; neden, “Ah şu TV ekranlarının, spor sayfası manşetlerinin büyüsü ile” şiştikçe şişen “ego!..”
Bakın durup dinlenmeden “Şenol Güneş Hocayı iğneleyen sözlerini yazmıyorum” bile!..
Fenerbahçe Başkanı, artık “ağzından çıkanı, kulağının duymayacağı” bir duruma gelmiş. “Spordaki kaide tanımazlığını, trafikte bile yapar hâle gelmiş” bir “egosantriklik içinde” ne yaparsa, ne söylerse “camiasına, yönetimine kabul ettirmenin” pervasızlığını yaşamaya devam ediyor.
“Kiralık gelen ve de 1 yıllık kiralık sözleşmesi biten” Lens için dahası “2.7 milyon avro teklif ettik kabul etmedi” de diyen başkan, futbolcu Beşiktaş’a gidince, “Gitmesi için dua ettik” diyecek kadar “komediye de, drama da, trajediye de, melodrama da yakıştırılabilecek” bir tablo içinde “o koltukta oturmaya devam ediyor!..”
Çok daha büyük gafını, “Sen ödedin mi” başlıklı bölümde anlatacağım.
Ya Galatasaray Başkanı; hem “Galatasaray Futbol Takımının hocası var, başkasını aramıyoruz” diyor, sonra da kalkıp “Lucescu gibi pili bittiği Shakhtar’daki son yıllarında ve Zenit’te ortaya çıkan” dahası “Artık sahada, çimde yokum” diyerek durumunu kendisinin de itiraf eden bir hocanın ayağına gidip, tam da liglerin başlamasına 15 gün kala “İgor’la ilgili bin bir iddianın ortaya atılmasına sebep oluyor”; olacak şey mi? “Yok alttı, yok üsttü” komik açıklamalarının “en kritik bir sürecin yaşandığı” bir ortamda kimseye anlatılamayacağını, kimseyi tatmin etmeyeceğini ve yazılan çizilen yorum ve iddiaları ortadan kaldıramayacağını, aksine bir kâbus hâlinde Galatasaray Futbol Takımının kamplarının, futbolcularının ve de “arkasında olduklarını (!) söyledikleri” İgor Tudor’un üzerine çökeceğini düşünemeyen bir başkan var, ortada. Olanlar da en hafif tabiri ile “idari rezaletin daniskası!..”
Bakınız, “bu üç başkan için” bir oturuşta “10 örnek olayı daha” art arda sıralayabilirim; ama işte sadece bu “3 olaylı tablo bile” 3 Büyüklerin “nasıl yönetildiğini “Yok yok  asıl nasıl yönetilmediğini” ortaya koymaya yetmez mi?..

Binlerce teşekkür!.. 
Yooo, ben “tarih yazdığımızı” söyleyemem, zira “bir soru var” ki, o soruya “Evet” cevabı verilmeden de söyleyemeyeceğim!..
O soru şu; Dünya Atletizm Şampiyonası’ndan getirdiğimiz “bir altın ve bir gümüşü alanlar”, bu ülkenin atletizm pistlerinde mi yetiştiler?..
Elbette “göğüslerinde ay-yıldız ile” yarıştılar, kürsülere “Türk” olarak çıktılar, göndere “Ay-yıldızlı bayrağımızı” çektirdiler, İstiklal Marşımızı dinlettirdiler; onlara teşekkür ve şükran borçluyuz, ödemek için onları alınlarından öpüyor ve “mutluluk ve coşkuyla kucaklıyoruz”, ama…
Evet ama, hiç olmazsa “bu ülkenin pistlerinden yetişmiş” bir Türk atletini de, o kürsülere çıkarabilseydik, onunla bayrağımızı göndere çektirebilsek, İstiklal Marşımızı dinletebilseydik!..
İşte “o zaman tarih yazmış” olacaktık; inşallah o günler de gelecek!..

Sen ödedin mi?..
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım gene esip gürledi ve de “Beceriksizler” diye nitelendirdiği Futbol Federasyonu istifaya davet etti. Federasyon Başkanı Yıldırım Demirören’e de, “Kendi gazetenizle insanları karalamayacaksınız. Adamı (Fatih Terim’i) atıyorsunuz sokağın önüne. Parayı alma bilmem ne... Bu sözleşmeyi yapanların kendi cebinden ödemesi lazım federasyona. Sözleşmede varsa mahkemeye gider, yine alır” dedi.
Oooo. Aziz Başkan, bir dönüp bakın, “kaç hocaya, kaç futbolcuya, Demirören’in Fatih Terim’e yaptığını, siz Fenerbahçe Başkanı olarak yaptınız” ve de Fenerbahçe’nin kasasından “kaç onlarca milyon dolarlar, avrolar, tazminat olarak çıktı, o kapının önüne koyduğunuz hocalar ve futbolcular için. O sözleşmeleri siz yapmadınız mı? Pekiii, kendi cebinizden bir kuruş geri ödeme yaptınız mı, Fenerbahçe’ye?..”

Şaka
Bu hafta da şaka köşemizi, Bursalı bir Galatasaraylı okuyucum dolduracak, mailinde diyor ki; “Gazetelerde okudum, cep telefonu faturalarındaki TRT payı yüzde 6’dan, yüzde 10’a çıkarılmış. Yooo, bu büyük haksızlık. A Spor ve NTV Spor gibi özel kanalları bir yana bıraktım ama TRT, o özel TV’lerle yarışır hâlde Galatasaray Başkanı, yönetimi, hocası için haftalardır öyle yıkıcı yayınlar yapıyor ki, TV ekranından nefret eder hâle geldim. Dönüp dönüp aynı yorumları, aynı sözleri, aynı eleştirileri yapıp duruyor, yeni hiçbir şey söylemiyorlar. Galatasaray futbol takımında hiç mi iyi şey yapılmıyor. Bir de Fenerbahçe ve Beşiktaş için yaptıkları yayınlara, yorumlara bakın, göklere çıkarıyorlar. Bu, devletin, milletin televizyonu değil mi? Tarafsız olmaları gerekmiyor mu? Ben cep telefonumu kırarım da, TRT’ye pay vermem, haberleri olsun.”
(Sakın kırma sevgili okurum, o pay alım satımlarda alınıyor, aylık konuşma faturalarında değil.)
Bu TV’leri hemen hemen her gün  en az 6 saat izliyorum, benim de kanaatim odur ki, “Bursalı okuyucum Özkan kardeş haklı” gibi, ona teşekkür ederim!..

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
597994 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ocal-uluc/597994.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
KAPAT