BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

İctihadda iki yol vardır

Gönül Pınarı
Osman Ünlü
Facebook
Müctehid âlimlerin ictihad yolu ikidir. Biri "Re'y yolu" ikincisi ise "Rivayet yolu"dur.
 
Sual: Müctehid âlimlerin, Kur’ân-ı kerim ve hadîs-i şeriflerden hüküm çıkarırken tuttukları yol aynı mı idi?
Cevap: Müctehid âlimlerin ictihad yolu ikidir:
Biri, İmam-ı a’zam hazretlerinin zamanındaki Irak âlimlerinin yolu olup, bu Re'y yolu yani kıyas yoludur. Bir işin nasıl yapılacağı, Kur'ân-ı kerimde ve hadîs-i şeriflerde açıkça bildirilmemiş ise, buna benzeyen başka bir işin nasıl yapıldığı aranır, bulunur. Bu iş de, onun gibi yapılır. Eshâb-ı kiramdan sonra bu yolda olan müctehidlerin reisi, imam-ı a'zam Ebu Hanife hazretleridir.
İkinci yol, Tabiin ve Tebe-i tabiin döneminde yaşamış Hicaz âlimlerinin yolu olup, buna Rivayet yolu denir. Bu yolda olanlar, Medine-i münevverenin o zamanki ahalisinin âdetlerini, kıyastan üstün tutar. Bu yolda olan müctehidlerin büyüğü, imam-ı Malik hazretleridir ki, Medine-i münevverede oturuyordu. İmam-ı Şafii ile Ahmed ibni Hanbel hazretleri de, imam-ı Malik hazretlerinin sohbetlerinde bulunmuşlardır. İmam-ı Şafii hazretleri, imam-ı Malik hazretlerinin yolunu öğrendikten sonra, Bağdat tarafına gelerek, İmam-ı a'zam hazretlerinin talebesinden okuyup, bu iki yolu birleştirdi. Ayrı bir ictihad yolu kurdu. Kendisi çok beliğ, edip olduğundan, âyet-i kerimelerin ve hadîs-i şeriflerin ifade tarzına bakıp, kuvvetli bulduğu tarafa göre iş görürdü. İki tarafta da kuvvet bulamazsa, o zaman, kıyas yolu ile ictihad ederdi. Ahmed ibni Hanbel hazretleri de, imam-ı Malik hazretlerinin yolunu öğrendikten sonra Bağdat taraflarına gidip, İmam-ı a'zam hazretlerinin talebesinden kıyas yolunu almış ise de, pek çok hadîs-i şerif ezberlemiş olduğundan, önce, hadîs-i şeriflerin birbirini kuvvetlendirmesine bakarak, ictihad etmiştir. Böylece, ahkâm-ı islâmiyyenin, İslâmiyetin bildirdiği hükümlerin çoğunda, diğer üç mezhepten farklı ictihad etmiştir.
           ***
Sual: İslâmiyetin temel inanışlarından bazılarını inkâr edip, İslâmiyetin diğer hükümlerini kabul eden kimseye ehl-i kıble denir mi?
Cevap: Ehl-i kıble demek, tevatür ile ve zaruri olarak bilinen din bilgilerinin hepsine inanan, yani Müslüman olan kimse demektir. Böyle olan kimse, bidat inanışı ile, dinden çıkmaz, kâfir olmaz. İnanışta, imanda Ehl-i sünnetten ayrılan 72 bidat fırkası, küfre düşmedikçe böyledir.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
604810 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/osman-unlu/604810.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT