BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

‘Yürüyen Adalet’: Muhalefet ve istikamet

Prof. Dr. Muharrem Kılıç
Facebook
Modern demokratik siyasi sistemlerde iktidarın denetlenebilmesi açısından demokratik siyasal muhalefet büyük önem arz etmektedir. Partiler demokrasisinde politik muhalefet, meşru enstrümanlarla demokratik siyasal yapının tahkim edilmesini mümkün kılar. Siyasal muhalefet, eleştirellik kapasitesi ile iktidara yapıcı bir politik vizyon tayin etme potansiyeli ile inşai bir etkinliktir. Siyasal muhalefet, iktidar pratiklerinin konformist kuşatıcılığına karşı geliştirilen bir politik imkândır. Bu politik imkânı kullanabilme becerisi, demokratik siyasal muhalefetin etkinlik düzeyini gösterir. Bu yönüyle iktidar ile muhalefet partileri arasında çevrimsel bir tamamlayıcılık ilişkisinden söz edilebilir.
Temel amacı iktidara gelmek olan siyasi partilerin etkin ve rekabetçi bir siyasal mücadele ortamı var etmesi demokrasinin temel niteliğidir. İktidar ve muhalefet kanatlarıyla birlikte demokratik siyasetin güdükleşmesi üzerine ortaya çıkan boşluk, apolitik vesayetçi aygıtların varlık bulmasına yol açar. Bu bakımdan iktidar partisinin yönetebilme; muhalefet partilerinin ise denetleyebilme kapasitesi demokratik siyasal sistemin güvencesidir. Halkın taleplerini hem iktidara iletmek hem de programlarına almak durumunda olan muhalefet partileri yapıcı bir aracılık işlevi ile mükelleftirler. Bunun tersine seçilmiş iradeyi gayrimeşru yollarla alaşağı ederek iktidarı ele geçirme çabası ise yıkıcılıktır. Yıkıcılığı değil, yapıcılığı esas alması gereken demokratik siyasal muhalefet, bunu uygun araçlarla gerçekleştirmek durumundadır.
Ana muhalefet partisinin bir yargı kararı üzerine başlatmış olduğu ‘adalet’ yürüyüşü, bu politik imkânı kullanabilme becerisi açısından muhalefet kapasitesinin yetersizliğinin bir göstergesidir. Parlamenter demokrasinin muhalefet etme imkânlarını kullanabilme yetkinliği bakımından ortaya çıkan yetersizlik, amacı dışında yıkıcı muhalefete yol açabilir. Muhalefet partisinin, toplumsal taleplerin sesine ve sözüne kulak kesilmesi ve bunları parlamenter demokrasinin kendine özgü enstrümanları ile iktidara aktarması gerekir.
Her ne kadar yasal bir hak olmakla birlikte ‘adalet’ yürüyüşü, demokratik siyasal muhalefetin olağan usul ve yöntemleri ile uyarlı değildir. ‘Adalet’ yürüyüşü, hareket/başlangıç noktası, sosyo-politik menzili, yoldaşlığı ve fikrî güzergâhı açısından sorunlu bir eylemdir.
-Öncelikle, bu yürüyüşün hareket/başlangıç noktası sorunludur. Zira, henüz yargısal süreçleri tamamlanmamış bir yargı kararına tepkisellikle harekete geçilmiştir. Yakın dönem siyasi tarihimizde yargısal adalet anlamında yaşanan onca hukuk garabeti (Ergenekon yargılamaları gibi) karşısında böylesi bir tepki ortaya koymayan muhalefet partisinin inandırıcılıktan uzak orantısız tepkiselliği söz konusudur. Ayrıca demokratik siyasal sistemi ve halk iradesini hedef alan 15 Temmuz darbeci faşizan işgal girişimi karşısında da gereğince bir tepki gösterilmediği gibi, ‘kontrollü darbe’ şeklinde bir nitelemeyle darbeyi meşrulaştırıcı ve kamu vicdanını yaralayıcı söylemler üretilmiştir.
-Bu yürüyüşün sosyo-politik menzili sorunludur. Zira bu yürüyüşün hedeflediği menzil, zamanlaması itibarıyla Türkiye’yi uluslararası kamuoyunda mahkûm etmeye çalışan küresel emperyal güçlerin ekmeğine yağ sürecek mahiyettedir. Bu yürüyüş, bölge işgalcileri karşısında dirayetini koruyan Türkiye’nin, hasımlarına cesaret verici niteliktedir. Bu yürüyüş, Türkiye üzerinde yürütülen çok yönlü küresel operasyonların moral destekçisidir.
-Bu yürüyüşün yoldaşlığı sorunludur. Zira bu yürüyüşe yoldaşlık ve gönüldaşlık edenler arasında yıkıcı emellere sahip olan başta FETÖ ve PKK olmak üzere birden çok terör örgütü bulunmaktadır.
-Bu yürüyüşün fikrî güzergâhı sorunludur. Zira adalet kavramı üzerinden yürütülen bu nümayişin fikrî güzergâhı, sosyo-politik taleplerin sahiciliğini yansıtmamaktadır. Bu yürüyüş, adalet kavramının cezbedici retoriksel imkânı üzerinden bir istismar politikası üretmektedir. Bu yürüyüş, adalet kavramı üzerinden söylencesel figürler üretmek suretiyle, gerçek anlamda adalet meselesine dair düşünce ve kaygıları izale etmektedir.
Hâlbuki Adalet; iktisadi, siyasi, hukuki, toplumsal ve yargısal hakikati imleyen bütünlüklü bir eylem idealitesidir!
Adalet; her bir somut olayda âdil olanı kavrayan duyuştur!
Adalet; her bir somutlukta âdil olana sevk eden duruştur!
Adalet; her koşulda âdil olana yönelen istikamettir!
Adalet; her bir somutlukta âdil olanı tecelli ettiren eyleyiştir!
Adalet; her bir soluktan muâheze edileceğine inanıştır!
Adalet; ‘yürüyen’ değil, yöneten bir eylemsel akıldır!
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
597386 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-muharrem-kilic/597386.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
KAPAT