BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

DOĞRULDUK; VARIZ, DİRİYİZ, ETKİLİYİZ!

Cumhurbaşkanımız, Mescid-i Aksa'daki Yahudi mezâlimini derin bir teessür ve bastırdığı bir öfkeyle anlatırken seçtiği cümleler herhâlde dikkatlerden kaçmamıştır... Sn. Erdoğan, perşembe günkü konuşmasında ölü ve yaralıları haber verirken şu kadar "şehidimiz", şu kadar "yaralımız" var diyordu. Bu cümleyi pazar günü Cidde'de yaptığı konuşmayla -bir bakıma- şerh ederek "Mescid-i Aksa, sadece Filistinlilerin değildir; Mescid-i Aksa, aynı zamanda 1 milyar 750 milyon Müslümanındır!..." dedi. Bu şuur, unutturulmuş ümmet kucaklayıcılığının ifadesidir.
Devlet-i Ebed Müddet sürekliliğinin çağımızdaki tecellisi olan Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı, bugün artık millî dirayet sahibidir. Bundan böyle de Allah'ın izniyle böyle devam edecektir. Artık Washington'dan gelen bir mektupla sinip pısan bir İsmet İnönü iş başında değil. Türkiye Cumhurbaşkanı, ya aynı gün, bazen aynı toplantıda veya birbirini takip eden günlerde; kısacası eş zamanlı beyanat, yorum, itiraz ve ikazlarında Filistin acısına dikkat çekip din hürriyetini hiçe sayan Yahudi mezâlimine karşı tavrını koyuyor, Afrika'nın vahşi batı tarafından zalimce sömürülmesinin bugün de devam etmesine karşı mağdur Afrikalının sesi oluyor, serveti ve istiklali "teröre destek veriyor" iftirasıyla talan edilmek istenen kardeş Katar'ı yalnız bırakmayarak kırk haramilerin oyununu bozuyor.
Vahşi Batı, nâm-ı diğer Düvel-i Muazzama , 40 yıl boyunca Türkiye'yi PKK terörüyle meşgul etti. Bununla da yetinmedi; o meşguliyeti ağırlaştırmak için 10 yılda bir darbe ve ekonomik kriz çıkartma geleneklerine de devam etti.
Darbe ve ekonomik krizler şimdi ayaklarımızın altındadır. Fakat terör, çeşitlendirildi. Öteden beri PKK'nın yanı sıra ateist, mezhepçi, komünist... ufak- tefek terör örgütleri hep vardı. Ancak FETÖ örgütü geç fark edildi. Saklanmıştı, saklamışlardı, başka türlü sunulmuştu. Meğerse Vahşi Batı, Büyük Türkiye yoluna çıkartacağı eşkıya olarak sadece bölücü örgütü değil, diyalogcu örgütü de 40 yıldan bu yana hazırlamaktaymış. Nükleer enerji safsatası ve Arap Baharı aldatmasıyla Irak ve Suriye'yi kan ve gözyaşına boğarken bizi DEAŞ'la vuramayınca son kozlarını oynayıp FETÖ ile içeriden vurma yoluna gittiler.
Gündemde konuşulan örgütler ve onların çıkarttığı terör, büyük resmin layıkıyla görülmesini gölgeliyor. Hâlbuki hepsi aynı resmin içinde. Terör, herkesçe malûm. Orta Doğu ve Afrika’yla alâkalı olanlara yukarıda temas ettik. Ancak bir de "garp cephesi" var. AB ile pazarlıkta aslında "masayı önce kim devirecek?" beklentisi yaşanmakta. Kıbrıs'a gelince; adada çözüm olmayacağı belliydi. Zira sanılanın aksine arkada tek başına Yunanistan yok. Batı, Yunanistan'ı 10 sene kendi hâline bıraksa Atina, Ankara'ya birleşme teklifi getirir. I. Dünya Harbi'den sonra Yunanlıları Anadolu’ya çıkartan, onları kendi maksadı için paralı asker olarak kullanan İngiltere'dir. Bugün Kıbrıs müzakerelerinin çökme sebebi perdenin gerisindekilerden dolayıdır. Arkada bu defa sadece İngiltere yok. Bir de Yahudi unsuru var. Doğu Akdeniz'in tabiî gaz havzası olduğu keşfedilmiştir. Ufacık İsrail, boyunu aşarak Rumlar üzerinden beynelmilel tezgâhlar kurmaya yeltenmektedir.
Almanya ve ABD ile de PKK ve FETÖ terör örgüleri üzerinden gel-gitler yaşamaktayız. İnatçı ve laf anlamaz tavrı yüzünden Almanya'yı İncirlik'ten gönderdik. Türkiye düşmanlarına yataklık yapmaktan zerrece vazgeçmiyor.
ABD, rızamıza rağmen ve ortaklık hukukunu çiğneyerek PYD'ye silahlar verdi. Çocuk kandırırcasına bu silahların işi bitince iade edileceğini ve PKK'ya gitmeyeceğini söyledi. Hâlbuki onlar bize karşı kullanılacak. O kandırmacaya son olarak bir elma şekeri daha uzattı. PYD'ye "adını değiştir, yanlış anlaşılıyorsun!" demesini Ankara'ya satmaya çalıştı. HDP aynı politik ideolojinin 4-5 kere isim değiştirmiş son partisidir. Tabela değişikliği, sağduyu olgunluğunu getirmedi.
Bütün zorluklara rağmen; ABD, İngiltere, Almanya ve topyekûn Avrupa, Türkiye'den vazgeçemez. Vazgeçemedikleri için bizi son asrımızda ölümle hayat arasında bırakmışlardı. Bu dayatmada darbeler, iktisadi buhranlar ve terör 3 ana silahlarıydı.
IMF'yi evine yollamamız, 28 Nisan E-Muhtırasında Yeniçeri döküntüsü cuntacılara "haddini bil!" dememiz ve 15 Temmuz 2016'da yaptığımız Millî Mücahade ile ekonomik krizleri ve darbeleri tarihin çöplüğüne atmış olduk.
Allah'ın izniyle terörü de mağlup edeceğiz.
İstikbal, kuzgunların değil, Selçuk Kartalları'nın olacaktır.
Dün olduğu gibi bugün de 7 cephede 7 düvele karşı mücadele vermekteyiz. Turgut Özal'ın "21. Asır Türk asrı olacaktır!" haberi hakikat olma yolundadır. Kutlu bir sabahın şafağındayız. Bosna, Arakan, Doğu Türkistan, Somali, Filisitin ve daha nice yerdeki mağdur, mazlum ve yoksul bırakılmış Müslümanların dualarındayız. Bizim sadece ordumuz yok, bir de dua ordumuz var. Ay-yıldızlı bayrağımız, bugün yeniden ümmetin sancağı olmuştur.
Sömürgeci afyonlanmaya marûz kalmış Orta Doğu’yu uyandırdığımızda çok şey değişecektir. Şu hüzün içindeki hüznü görmüş olmalısınız. Batılı başkentlerde yaşayan Müslümanlar, Mescid-i Aksa için meydanlara çıkıp İsrail'i protesto ederken taşeronlarla kontrol edilen Orta Doğu başkentlerinde ölüm sessizliği devam etmektedir.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
597738 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/597738.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
KAPAT