BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Yeni www.turkiyegazetesi.com.tr ile tanışın. Keşfetmek için tıklayın.

ABD’NİN HUKUKLA İMTİHANI!

“İran Azerisi ve Türk iş adamı” diye bilinen, aileden zengin Rıza Sarraf, meçhul bir sebeple gittiği veya götürüldüğü Amerika’da 19 Mart 2016’da gözaltına alındıktan sonra  çıkartıldığı mahkemece tutuklandı. Kendisine İran’a yönelik yaptırımları delme, banka dolandırıcılığı, kara para aklama gibi toplam cezası 55 yılı bulan 7 ayrı suç isnat edilmekteydi…
Halk Bank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla ise işi ile alâkalı olarak gittiği Amerika’dan yurda dönerken 27 Mart 2017’de New York’taki JFK hava limanında gözaltına alınıp tutuklandı.
Türkiye’nin baskın kamuoyu, Rıza Sarraf’ın tutuklanmasını bir FETÖ oyunu olarak gördü. 17/25 Aralık Yargı Darbesi’nin punduna getirilerek ve Amerika’nın adalet hissini kaşıyarak bu yolla yeniden başlatmışlardı. Hakan Atilla’nın dâvâya dâhil edilmesi de  17/25 Aralık’ın Amerika ayağının bir oyunuydu. Böylece O’nun şahsında Türk Hükûmetinden intikam alınmak istenmekteydi. Bankacı bürokratın ilk duruşmada tahliye edileceği gibi bir düşünce vardı. Soruşturma ve yargılama Rıza Sarraf üzerinden gitmekteydi. Sürecin adı “Zarraf Dâvâsı”ydı. “Zarraf, Amerika’ya karşı denmekteydi.
Hâdise böyle seyrederken Türk tarafı, mahkeme yargıcı Richard Berman’ın cemaziyyel evvelini ortaya çıkarttı. Bu kimse, bir FETÖ yapılanması tarafından 8-9 Mayıs 2014 tarihinde bir toplantıya moderatör olarak çağrılmış, yedirilmiş içirilmiş ve uğurlanmıştı. Kaldığı otelin gecelik faturasının kabarıklığı şaşırtmaktadır.
Türk tarafı ayrıca FETÖ firarisi eski komiser yardımcısı Hüseyin Korkmaz’ın mahkemeye çalıntı deliller sunduğunu da isbatlamıştı.  
Esas isim Rıza Sarraf ve ikinci derecede  Hakan Atilla olduğu halde dâvâ iddia, müdafaa, çapraz sorgulama şeklinde kendi usulü içinde giderken Rıza Sarraf, inanılması zor bir iş yaparak 26 Ekim  2017 günü hakkındaki bütün suçlamaları kabul ederek savcılıkla iş birliğine girişti. Bunun üzerine  bu kimse o ândan itibaren  Hakan Atilla dâvâsının aleyhte konuşan şahidi oldu. Suçlamalar ve 55 yıl unutulmuştu.
22 Kasım’da başlayan  duruşmayla artık  “Atilla Amerika’ya karşı”ydı.
Amerikan muhakeme sistemine göre dâvâyı önce jüri görecekti. 3 Ocak 2018 Günü New York’taki mahkemede 12 kişilik jüri hey’eti toplanıp iddia ve müdafaaları dinledi ve  Hakan Atilla’yı aleyhindeki 6 müsned suçun 5’inden suçlu buldu. 11 Nisan günü  Richard Berman başkanlığındaki mahkeme, iddia ve müdafaayı dinleyip jüri mütalaasını da değerlendirdikten sonra hükmünü verecek. Sanığın, hükmü temyiz etme hakkı vardır.    
Verilere dikkatle bakıldığında görülecektir ki dâvâların her ikisi de Gezi İsyanı, 17/25 Yargı Darbesi ve 15 Temmuz Cunta Darbe teşebbüslerinin devamıdır. Jüri kararının birkaç saat gibi kısa bir zamana sığdırılması ve tam da İran’daki “Gezi Kalkışması”nın yaşandığı saatlere denk gelmesi ilginçtir
Dâvâda şeklen Amerikan adaleti görünmekteyse de esasında Amerika’da çeşitli kademelere sızmış malûm örgüt, arkadaki Karagöz oynatıcısıdır. Bunlar hasım taraftır. Mahkeme yargıcı,  hasım tarafın dostu olmakla tarafsız değildir.
Dahası var:
Eski New York Güney Bölgesi Savcısı Preet Bhara, 19 Aralık günkü duruşmada mahkeme salonunun ön sırasında oturmuş duruşmayı dinliyor ve mevcudiyetiyle  mahkeme hey’etine mânevi baskı yapıyordu. Zarar verici faaliyetleri sebebiyle Türkiye Devleti bu kişi hakkında dâvâ açmıştır. Yargılama devam etmektedir. O gün duruşma biter bitmez yargıç ve savcılara koşup onlarla konuşarak telkinleriyle dâvâya yön vermeye çalışmıştır.
Bitmedi:
3 Ocak günü mahkeme savcısı, eski Bankalar Yeminli Murakıbı, 17/25 Aralık firari sanığı Osman Zeki Canıtez’in  hazırladığı raporu jüri hey’etine delil olarak sundu. Oysa dâvâ dosyasında böyle bir delil yoktur. Usul icabı istenildiği zaman delil verilemez,  şahit dinletilemez.
Yine bitmedi:
Türkiye’den resmî evrakları çalıp New York’taki mahkemeye götüren firari eski komiser yardımcısı Hüseyin Korkmaz, mahkemedeki  çapraz sorgulamada FBI/Federal Soruşturma Bürosu’ndan 50 bin dolar aldığını ve ikamet ettiği evin kirasının da savcılık tarafından ödendiğini ikrar  etmek zorunda kalmıştır.
Diğer taraftan “buradan çıkmak için her yalanı söylerim!” diyen bir Rıza Sarraf’ın  dediklerinin doğru kabul edilmesi hukuk mantığına aykırıdır. Rıza Sarraf şayet akıl hastası değilse malzeme olarak kullanılmış ve Hakan Atilla aleyhine de konuşturulmuştur. Yargılanan ve ceza verilmek istene, sanığın şahsında Türkiye’dir.
11 Nisan’a çok zaman vardır.
Ankara, hem duruşma için ve hem de temyiz için savunma avukatlarını çok iyi çalıştırmalıdır.
Halk Bankası, hakkında hiçbir dâvâ açılmamıştır. Genel md, bahsedilen iddiaları, çalıştığı bankada yapmadıysa nasıl gerçekleştirmiş olabilir? Bankanın dâvâya dâhil edilmemiş olması sanığın suçsuzluğunu gösterir. Delil getiren bir kişi, FBI’dan para aldığını itiraf etmiş diğeri de daha evvel mahkemeye vermemiş olduğu raporu delil iddiasıyla jüriye vermiştir. Hâkimin taraf olduğu apaçık ortadadır. FETÖ’cülerin bu 12 jüri üyesini türlü imkânlarla yanlarına çekme ihtimali göz ardı edilemez. Hukukçu olmadıkları hâlde 12’sinin birden aynı görüşte birleşmeleri dikkat çekicidir.
Türk tarafı bunları yapmalı ve fakat ABD adalet bakanlığı da FETÖ dostu Richard Berman’ı bu dâvâdan alıp hukuk sorumluluğu taşıyan ve ne yaptığını bilen bir hâkimi  yerine vermelidir. Şu vaziyet ve bu mahkeme hey’eti,  âdil bir karar vaad etmiyor.
Ne Rıza Sarraf hakkında.
Ne Hakan Atilla hakkında.
55 yıl ve 7 suç bir ânda nasıl yok sayılır?
Cihan Devleti, adaleti saygı uyandıran devlettir.
Karşımızda ise adalet değil, politika ve menfaat ilişkileri var.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
600018 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/600018.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Reklamı Geç
KAPAT