BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

"Kızımın hata yapmasına izin vermeyeceğim anne"

Seçkin Başkan
Facebook
Necile Hanım içini çekti. Göz pınarlarından iki damla yaş süzüldü. Esra dalmıştı.
 
Esra ve Necile Hanım sarılmışlardı. Ağlıyordu ikisi de. Esra onun ellerini, yanaklarını öpüyor, saçlarını okşuyordu:
- Annem, bitti annem, her şey bitti annem. Ben geldim. Seni bırakmayacağım, beni affet annem, bağışla beni annem, bir tanem benim…
Necile Hanım usulca kaldırdı elini kızının saçlarını okşadı. Esra fırladı diz çöküğü yerden. Zuhal Hanım’ın kucağındaki bebeğini getirip uzattı annesine:
- Bak annem, Dilâra… Bu senin torunun… Üçümüz çok mutlu olacağız anne. Çok konuşacak şeyimiz var annem. Çok konuşacağız, çok ağlayacağız çok güleceğiz…
Necile Hanım ağlıyordu. Kırış kırış olmuş yanaklarına inci taneleri gibi dökülüyordu yaşlar. Kızına sevgiyle baktı. Hayat, işte böyle beklenmedik sürprizlerle doluydu…
Haydi annem, seni götüreceğim buradan…
         ***
Oktay bey ve Zuhal Hanımın yardımıyla dükkâna yakın küçük bir yer kiraladılar Esra ve annesi için. Oktay Bey bu evin kirasını üstlendi. Birkaç parça eşya ile döşediler. Necile Hanım artık konuşuyor, tekerlekli sandalyede de olsa kendi işini yapabiliyordu. Düzayak bir evdi tuttukları yer. Bu sebeple kapının önüne çıkıp oradan gelene geçene bakabiliyordu yaşlı kadın. Kocasının ve oğlunun ölümünü öğrenmişti. Çok ağlamıştı. Günlerce gözyaşı dökmüştü. İki acıyı birden yaşamak ağır gelmişti Necile Hanıma. Ama kızına kavuşmuş olmak bile az da olsa tesellisi olmuştu.
Esra, başından geçenleri, hayal ettiği gibi başını annesinin göğsüne yaslayarak anlatmıştı. Necile Hanım kızını dinlemiş, elleriyle saçlarını okşayarak destek olmuştu. O akşam Esra eve gelir gelmez mutfağa girmişti. Biraz alışveriş yapmıştı gelirken. Necile Hanım tekerlekli sandalyede de olsa bebeğe bakabiliyordu. Esra fırsat buldukça aralarda koşarak eve geliyor, onları kontrol ediyordu. Biraz bu sıkıntıları yaşamak zorundaydılar. Genç kadın çalışmak zorundaydı çünkü. Mutfaktan elleri ıslak bir şekilde çıktı:
- Annem, salataya sirke mi koyayım, limon mu?
Necile Hanım gülümsedi:
- Sen ne istersen yavrum… Ben hepsini yerim.
Gülümsedi Esra sevgiyle:
- Hep böyle söylersin zaten… Senin hiç isteğin olmaz…
Akşam yemeğini neşe içinde yediler. Artık yaşadıkları acıları hazmetmesini bilmişler, yüreklerinin en önemli köşesine o acıları saklamışlardı…
Dilâra artık iyice serpilmiş, etrafını tanımaya başlamıştı. Esra yapmak istediklerini anlatıyordu annesine. Yemekten sonra oturuyorlar, geleceğe ilişkin planlar kuruyorlardı. Esra içini çekti:
- Kızımın hatalar yapmasına izin vermeyeceğim anne. Biliyorum sen de vermedin hiçbir zaman bizim hata yapmamıza ama sizin iyi niyetinizi kullanan biz olduk. Rahmetli ağabeyim de ben de sizin değerinizi anlayamadık. Babacığımın fedakârlıklarını göz ardı ettik hep. İçinde bulunduğumuz yalan ve geçici duyguların esiri olduk. Çok ağır ödedik bedelini anne. Çok ağır ödedik. Hepimiz birden ödedik.
Necile Hanım içini çekti. Göz pınarlarından iki damla yaş süzüldü. Esra dalmıştı. Duygulanmıştı:
- Babam bizi affeder mi anne?
Necile Hanım gülümsedi:
- O, çok olgun ve kâmil bir insandı kızım. Evlatlarını da çok severdi.
Gözlerinden akan yaşları parmak uçlarıyla sildi yavaşça:
- Eminim biz mutlu olunca onun da ruhu şâd olacaktır kızım…
                      -SON-
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
604505 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/seckin-baskan/604505.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT