BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

15 Temmuz konserleri!..

Süleyman Özışık
Facebook
Sadece AK Parti’ye oy vermediği için veya Recep Tayyip Erdoğan'ın bazı icraatlarını beğenmediği ve eleştirdiği için ya da Erdoğan'ı sevmediği için bazı sanatçılara ambargo uygulanmasını doğru bulmayanlardanım.
Olabilir.
Sanatçılar mevcut iktidarlara hakarete varmayan eleştiriler yöneltebilir, aykırı konuşarak tavrını ortaya koyabilir.
Görüşüne katılmasam bile buna saygı duyarım.
Ama eğer bir sanatçı milletin inançlarına, değerlerine ve acılarına saygı duymuyorsa, o sanatçının milletin vergisiyle toplanan paralarla beslenmesine de aynı oranda karşı çıkarım.
Mesela...
Bir sanatçı eğer, terörle mücadele sırasında öldürülen teröristleri savunuyor ve ülkesini terörist gibi gösteriyorsa...
Bir sanatçı, eğer Gezi ayaklanması sırasında toplumu kışkırtmak ve milleti birbirine kırdırmak için Gezi iblisleriyle beraber hareket ediyorsa...
Bir sanatçı eğer 15 Temmuz darbe girişimini "Şov" olarak yorumluyor ve darbeye çanak tutan bir tutum sergiliyorsa...
Bir sanatçı, ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanı'na aleni hakaretler ediyor ve sosyal medya üzerinden tehditler savuruyorsa...
Ben o sanatçının, milletin vergileriyle beslenmesine ölümüne karşı çıkarım. 
Lafı nereye getireceğimi az çok tahmin etmişsinizdir.
Kültür Bakanlığı, 15 Temmuz işgal ve darbe girişiminin 3’üncü yıl dönümünde, yukarıda yazdığım bütün pisliklere imza atan Sıla isimli şarkıcıya konser verdirmek istedi.
İki yıl önce de bir ilçe belediye başkanı, 15 Temmuz etkinliğine Aleyna Tilki ile Nuri Alço’yu getirmek istemiş ve benzer bir tepki oluştuğu için etkinlik iptal edilmişti.
Neyse ki sosyal medya var.
Sıla isminin duyulmasının hemen ardından sosyal medyada yazılan mesajlar bir çığlığa, bir isyana dönüştü ve Kültür Bakanı bir açıklama yaparak, "Sizin sesinizi duyduk. 15 Temmuz'u anma programımızı revize edeceğiz" dedi. 
Revize etmekten kasıt nedir ben onu bilmem ama bildiğim bir şey var ki o da şudur:
15 Temmuz, bir direniş ve diriliş destanı olduğu gibi, binlerce ailenin yüreğini dağlayan acının da yıl dönümüdür. 15 Temmuz, bizim şarkılarla, türkülerle, konserlerle kutlayacağımız bir gün değildir.
15 Temmuz, o geceye şov diyenlerin, milletin acısının üstünde tepineceği bir gün hiç değildir. 
15 Temmuz, 15 Temmuz kahramanlarına "Barbar" diyenlerin, "Kafa kestiler" diye hakaret edenlerin, çalgı çengi yaparak ceplerini dolduracakları bir eğlence tarihi değildir. 
Bu ülkenin 253 ferdi o gece tankların altında lime lime edildi, kurşuna dizildi ya da bombalanarak katledildi. Bu ülkenin binlerce evladı o gece direnirken bedenlerinden bir parça kaybetti. 
Kimi elini, kimi ayaklarını, kimi gözünü...
O insanlardan pek çoğu, aradan üç yıl geçmesine rağmen hastanelerde tedavi görüyor.
Bu nedenle, Kültür Bakanlığı'nın yaptığı, "Devletimiz, milletimizin sesini duyar, dinler ve gereğini yapar. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Milletimizin hassasiyeti bizim hassasiyetimizdir. Eleştirilere kulak tıkamamız düşünülemez. Bu çerçevede Temmuz konser programımızı revize edeceğimizi kamuoyumuzun bilgisine sunarız" açıklaması yüreğimi soğutmaya yetmedi.
Yetmedi çünkü bu ülkenin Kültür Bakanlığı, milletinin acısını, millet çığlık atmadan, millet isyan etmeden hissedemiyorsa, orada bir sorun var demektir.
Bu millet 15 Temmuz gecesi, tankların önüne Sıla'nın, "Sevişmeden uyumayalım" şarkısını söyleyerek koşmadı ki o gecenin yıl dönümünde Sıla ile anma programı yapalım!
Salalarla, tekbirlerle ve hak namına nidalarla koşuldu tankların önüne...
15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nden her geçişimizde, köprüden hâlâ şehit kanı damlıyormuş gibi hissediyoruz. O geceyi hatırladığımızda, Büyükşehir Belediyesinin önündeki süs havuzunda abdest alıp şehadete koşanları hatırlıyoruz. "Allah'ım şehadetimi kabul eyle" diye çığlıklar atarak darbecilerin üzerine yürüyenleri hatırlıyoruz.
Ankara’da bombalanan ve bedeni bir yerde, başı bir başka yerde bulunan gencecik fidanları hatırlıyoruz. Kısacası o gece, "Ölümü öldürenleri" hatırlıyoruz.
O gece devletine ve milletine kin kusanları, nefret kusanları ve darbecileri alkışlayanları hatırlamıyoruz.
Lütfen...
Lütfen ama lütfen, kahır zamanlarında vatanının yanında yer almayanları, keyif ve kazanç zamanlarında, vatanı canından aziz bilenlerin safına sokmayın, onların mertebesine yükseltmeyin.
Yoksa bunun cezası gerçekten çok ağır olur!
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
608812 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/suleyman-ozisik/608812.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT