BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Kiminle evleneceğimi bilmiyordum!..

Ünal Bolat
Facebook
“Evleneceğimden değil, vatanıma kavuşmanın yolu açılacak diye heyecanlanmıştım...”
 
Biz artık ülkemize kaçmayı aklımıza koymuştuk... Bu defa da parası olanları Al­manların kaçırdıklarını söylüyorlardı... Bizim pa­ramız yoktu... Kara kara düşünürken, bir gün İvan yanıma sokuldu ve yavaş­ça dedi ki:
“Türkiye’ye gitmenin bir kolay yolu var.”
Heye­canlandım. Yüreğim küt küt attı:
“Seni Hıristiyan bir ka­dınla evlendirelim. Çocu­ğun olursa onlar burada kalır, sen memleketine gidip eşini dostunu gö­rüp gelebilirsin.”
İçim bir tuhaf oldu. Vatanıma kavuşmak için bu nasıl bir yoldu böyle? Bin kararsız düşünürken bir gün İvan yaklaştı yanıma ve bana müjde verir gi­bi söyledi:
“Sana dul bir kadın buldum. Benim yakınım­dır. Pazar günü kilisede nikâhınız yapılacak, hazırlan.”
Ben yalan yok heyecanlandım. Ev­leneceğimden değil, va­tanıma kavuşmanın yolu açılacak diye heyeca­nlandım...
Ertesi günü pazardı. İvan erkenden geldi. Ye­ni bir elbise ve ayakkabı getirmişti:
“Haydi gide­lim Ahmet” dedi.
Bir­likte evlerine doğru yürü­dük. Arkadaşım da bizi ta­kip etti. Daha kiminle ev­leneceğimi bilmiyor­dum. Kadını da görme­miştim. Çiftliğin orta yerinde güzel yapılı bir eve girdik. Geniş bir salona aldılar. Kadınlı erkekli kiliseye gitmek üzere giyinmişlerdi.
Orta yaşlı bir kadın uzun bir en­tari giymiş ve yine orta yaş­lı bir kadının elinden tut­muş olarak yanıma geldi. Elbisesi daha iyi olanı, bozuk bir Türkçe ile:
“Ahmet bu senin eşin olacak, tut elinden’’ dedi.
Komşular da gel­mişti... İvan ve karısı da geldi “haydi çıka­lım” dediler... Kalabalığa karışıp yürüdük... Kadının yüzüne bile bakmamıştım. Aklımdan hep Türkiye geçiyor, Malatya’da Çırmık’ta yürüyo­rdum sanki...
Kiliseye girdik. Bizi ayrı bir yere aldılar... Yanımıza onların “dırdır” dedikle­ri, simsiyah elbise içinde bir papaz geldi... Sakalı dö­şünü geçmiş, boynunda bir de büyükçe “haç” sallanı­yordu... Adamı görünce ba­na bir ürküntü geldi... Vücudumu ter bastı... Başım döndü... Yere düşme­mek için duvara yaslan­dım... Yarı Türkçe, yarı Er­menice konuşmaya başladı:
“Ahmet aramıza hoş safa geldin” dedi ve koynundan çıkardığı büyük bir haçI sırtıma omuzuma, başıma dokundurmaya başladı:
“Ahmet söylediklerimi tekrar et. Bundan sonra Hıristiyan olacaksın” deyince yere düş­tüm... Yüzümü yıka­mışlar... Ayıldığımda kâbus dolu dakikaları hatırladım…
“Hayır! Eşin de olsam ben Hıristiyan olmam!" diyerek ka­pıya doğru koştum... DEVAMI YARIN
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
600044 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/600044.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
KAPAT