BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.

Kiminle evleneceğimi bilmiyordum!..

Ünal Bolat
Facebook
“Evleneceğimden değil, vatanıma kavuşmanın yolu açılacak diye heyecanlanmıştım...”
 
Biz artık ülkemize kaçmayı aklımıza koymuştuk... Bu defa da parası olanları Al­manların kaçırdıklarını söylüyorlardı... Bizim pa­ramız yoktu... Kara kara düşünürken, bir gün İvan yanıma sokuldu ve yavaş­ça dedi ki:
“Türkiye’ye gitmenin bir kolay yolu var.”
Heye­canlandım. Yüreğim küt küt attı:
“Seni Hıristiyan bir ka­dınla evlendirelim. Çocu­ğun olursa onlar burada kalır, sen memleketine gidip eşini dostunu gö­rüp gelebilirsin.”
İçim bir tuhaf oldu. Vatanıma kavuşmak için bu nasıl bir yoldu böyle? Bin kararsız düşünürken bir gün İvan yaklaştı yanıma ve bana müjde verir gi­bi söyledi:
“Sana dul bir kadın buldum. Benim yakınım­dır. Pazar günü kilisede nikâhınız yapılacak, hazırlan.”
Ben yalan yok heyecanlandım. Ev­leneceğimden değil, va­tanıma kavuşmanın yolu açılacak diye heyeca­nlandım...
Ertesi günü pazardı. İvan erkenden geldi. Ye­ni bir elbise ve ayakkabı getirmişti:
“Haydi gide­lim Ahmet” dedi.
Bir­likte evlerine doğru yürü­dük. Arkadaşım da bizi ta­kip etti. Daha kiminle ev­leneceğimi bilmiyor­dum. Kadını da görme­miştim. Çiftliğin orta yerinde güzel yapılı bir eve girdik. Geniş bir salona aldılar. Kadınlı erkekli kiliseye gitmek üzere giyinmişlerdi.
Orta yaşlı bir kadın uzun bir en­tari giymiş ve yine orta yaş­lı bir kadının elinden tut­muş olarak yanıma geldi. Elbisesi daha iyi olanı, bozuk bir Türkçe ile:
“Ahmet bu senin eşin olacak, tut elinden’’ dedi.
Komşular da gel­mişti... İvan ve karısı da geldi “haydi çıka­lım” dediler... Kalabalığa karışıp yürüdük... Kadının yüzüne bile bakmamıştım. Aklımdan hep Türkiye geçiyor, Malatya’da Çırmık’ta yürüyo­rdum sanki...
Kiliseye girdik. Bizi ayrı bir yere aldılar... Yanımıza onların “dırdır” dedikle­ri, simsiyah elbise içinde bir papaz geldi... Sakalı dö­şünü geçmiş, boynunda bir de büyükçe “haç” sallanı­yordu... Adamı görünce ba­na bir ürküntü geldi... Vücudumu ter bastı... Başım döndü... Yere düşme­mek için duvara yaslan­dım... Yarı Türkçe, yarı Er­menice konuşmaya başladı:
“Ahmet aramıza hoş safa geldin” dedi ve koynundan çıkardığı büyük bir haçI sırtıma omuzuma, başıma dokundurmaya başladı:
“Ahmet söylediklerimi tekrar et. Bundan sonra Hıristiyan olacaksın” deyince yere düş­tüm... Yüzümü yıka­mışlar... Ayıldığımda kâbus dolu dakikaları hatırladım…
“Hayır! Eşin de olsam ben Hıristiyan olmam!" diyerek ka­pıya doğru koştum... DEVAMI YARIN
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
600044 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/600044.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Reklamı Geç
KAPAT