BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Öfkelenen aynaya baksın! -1-

Yetenekli Kalemler
Facebook
Peygamber efendimiz bir hadis-i şerifinde "Öfke şeytandandır" buyurmuştur... Atalarımız da bu hususta ne güzel söylemişler:
"Öfkeyle kalkan zararla oturur."
"Öfke gelir göz kararır öfke gider yüz kızarır."
"Keskin sirke küpüne zarar verir" gibi söylenmiş bu sözler demek ki laf olsun diye söylenmemiş. Çünkü öfke namlunun ucuna sürülmüş mermi gibidir, tetiğe bastığınız anda muhatabınızı imha etmek için yeterli olacaktır. Öfkesine hâkim olamayan insanların yaydığı negatif enerji, odunun yanarken atık olarak çıkardığı karbonmonoksit gazına benzer bulunduğu ortamı zehirler.
Hani bir söz vardır “Her insan huzur verir; kimi geldiğinde kimi gittiğinde” ama biz başkalarının yanlarından ayrıldığımızda kendilerini huzurlu hissetmelerini sağladığımız, “oh be çok şükür gitti” dedikleri öfkeli insanlardan olmayalım.
Negatif enerjimizi bırakın bir insana, bir çiçeğe bile yönlendirip onu soldurmayalım. Gönül her zaman sevgiye doğru akan bir nehir gibidir. Eğer öfkeyle yolu kesişirse kurur çöle döner. O yüzden öfkenin çıkış kaynağı akıl ve kalp olamaz. Olsa olsa terbiye edilmemiş nefislere mevzilenmiş şeytanın fısıltısıyla harekete geçen içimizdeki biriktirdiğimiz kibrimiz ve kinimiz olabilir.
Öfkeyi ancak nefislerini terbiye edebilmiş insanlar kontrol altına alabilirler. Nefisleri terbiye etmenin birçok yöntemi olduğu muhakkaktır. Ancak empati yapmak belki de en önemli yöntemlerden biridir. Kendinizi bir an için sizi öfkelendirdiğini düşündüğünüz insanın yerine koyun ve onu anlamaya çalışın eğer bunu başarabilirseniz belki de suçlunun kendiniz olduğunu fark edeceksiniz. Ya da en azından tolere edilebilir olduğunu göreceksiniz.
Bireysel ve toplumsal öfkenin altında yatan sebepleri ve sonuçlarının yol açtığı tahribatı iyi analiz edip, çözüm yolları aranmalıdır. Burada önemli olan sizi öfkelendiren olayın çapıyla gösterdiğiniz tepkinin çapı arasında ne kadar orantı olduğudur.
         Güngör Ulusoy/İzmir
 
 
ŞİİR
 
       YANMADAN SÖNEN IŞIK
 
Varlığımı hissettim annemin bedeninde
Yaşamaya başladım onun sıcak teninde.
 
Ben annemin sevgili bir kızı olacağım,
Onun ayı, güneşi, yıldızı olacağım! ..
 
Onunla çarpan kalbim hep onu taşıyacak
Kutsal anne sevgisi gönlümde yaşayacak…
 
Bir gün rahatsızlandı, hemen doktora gitti
Doktor müjde vererek annemi tebrik etti.
 
Benim için çok güzel, çok anlamlı bir gündü
Ama annem dönerken düşünceli, üzgündü...
 
Varlığımın sebebi, biricik annem benim!
Demek yordu, incitti seni körpe bedenim…
 
Üzülme, duy sesimi, yakında doğacağım
İnan seni sevince, neşeye boğacağım…
 
O akşam babama da anlattı annem beni
Babam şefkatle koydu üzerime elini…
 
Ne güzel bir duyguydu sevildiğini bilmek
Onları pek çok sevmek, ve onlarca sevilmek…
 
Ama nedense annem rahat edemiyordu
“Bakımı… özgürlüğüm... güzelliğim…” diyordu…
 
Anlamıyordum ama, bildiğim bir şey vardı
Ne yapsa annem-babam, doğrusunu yapardı!
 
Annemle biz bütündük, bir bedende iki can…
Doğum günüm yakındı, bende sonsuz heyecan!
 
Bir gün doktora gittik, annemde kalmadı fer
Belki de kucağında dönecektim bu sefer
 
Az kaldı anneciğim, dinecek sancıların
Beni okşadığında bitecek acıların…
 
Bak işte doktor geldi, dokunuyor yüzüme
Şimdi bir şeyin kalmaz, anneciğim üzülme…
 
Ama… ama… bu doktor, ne yapıyor böyle, ne?
Hayır, hayır, ne olur, mâni ol ona anne!
 
Soğuk demir tenimi parçalıyor, ne feci!
Hayır, hayır, hayır, ah! Anneciğim… Anneci…!!!
 
                                            Hanefi Söztutan
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
608986 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/608986.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT