BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Yazmak ve yazarlık üzerine

Yetenekli Kalemler
Facebook
Hani bazen aklımıza eser de herkesten, her şeyden uzaklaşmak şöyle bir kafa dinlemek isteriz. Bir deniz kenarında yahut dağ başında alır soluğu, kendimizi dinleriz. Hemen herkese iyi gelen bir şeydir bu. Yazar, işte böyle bir lüksü olmayan kişidir. Çünkü o yalnız kalsa da kafasının içindeki kalabalıkla her an meşguldür. Başka türlüsü zaten mümkün değildir. Olaylar, karakterler, kurgular ve imgeler dönüp durur yazarın hâfızasında. Sürekli bir sancı, sürekli bir uğultulu hengâmedir onun hayattan anladığı. “Kafa dinlemek” yazar için metinlerin bitip tükenmek bilmeyen fısıltısına kulak vermektir. Şayet o sesler kesilirse yazarın huzursuzluğunun tarifi yoktur.
“Hem okudum hem de yazdım” diye başlayan yanık türkümüzün de işaret ettiği gibi okumadan yazmak olacak iş değildir. Yazar her şeyden önce sağlam bir okuyucu olmak zorundadır. Her sağlam okuyucudan bir yazar çıkmaz elbette. Fakat bütün büyük yazarlar sağlam okurlar arasından çıkmışlardır. Sözün büyüsü, bazı kimselerde hayal gücünü bir noktadan sonra şiddetle uyarır ve kaçınılmaz son kapıyı çalar.
Sabır işidir yazmak ve en yorucu çalışmalardan birisidir. Birkaç dakika içinde okunup hazmedilen bir iki sayfalık yazıyı kaleme almak için bazen günlerce çalışır yazar. Yarım kalan bir yazının huzursuzluğu onun baş belâsıdır. Bitmiş bir yazının keyfi ise paha biçilmez bir mutluluk bahşeder yazara. Fakat bu bahar havası çok sürmeyecek, kısa bir süre sonra yazı malzemesi olan ne varsa hepsi oradan buradan koşa koşa gelip yakasına yapışacak, rahatsız edecektir.
Atalar sözünde “söz uçar yazı kalır” denmiştir. Yazıya dökülenler onu yazandan çok yaşayacaktır mutlaka. Düşünün bir kere; olmadığınız, nefes almadığınız zamanlarda bile, bir şekilde sözünüz yankılanacaktır dünya üzerinde. Yazmanın bütün kahrına cefasına değmez mi bu büyük hediye?..
               Volkan Topalak
 
 
 
ŞİİR
 
              Merhametli komşular
 
Evin yanarsa eğer düşersen bir gün dara
Bırak onu bunu sen gel de komşunu ara
Önce o koşacaktır senden gelen imdada
Şiire konu olur merhametli komşular
 
Hâlin hatrın sorarlar camdan selam verirler
Acı tatlı gününü yakın takip ederler
Cenazen düğününde sizden biri olurlar
Dillere konu olur merhametli komşular
 
Peygamber efendimiz, birçok âlim demiştir
Kim iyilik yaparsa mükâfat görecektir
Konu komşu ahali bir aile gibidir
Vaaza konu olur merhametli komşular
 
Asık suratlı olmaz asla bizim komşular
Acı tatlı günümde gelir hatır sorarlar
Her hâlimi bilirler çok fedakâr olurlar
Elbet mükâfat görür böyle seçkin insanlar
 
                                     Sinan Korkmaz
 
 
 
ENTERESAN BİLGİLER
 
ŞİİR NEDİR?: Şiir, belli bir vezin ve kâfiye düzenine bağlı anlatım yoludur. Şiir, Arapça olan “nazm” kelimesiyle birlikte veya birbirlerinin yerine de kullanılır. Nazım, lügatte “dizme, sıralama ve düzene koyma” anlamındadır. Şiir ise, edebî değeri olan nazımlı sözdür.
Bir şiirin, nazmın ahenkli ve tesirli söylenmesi için vezin, kâfiye ve nazım şekli gibi üç ana dış unsura ihtiyaç vardır. Vezinli (ölçülü) mısraların, belli bir kâfiye düzeni ile kümelendiği (toplandığı, dizildiği, örüldüğü) biçime, şeklî görünüşe nazım şekli; bu şekildeki bir şiirin konusuna göre adlandırılmasına nazım türü denir. Koşma, gazel nazım şekline; koçaklama, mersiye nazım türüne misaldir. “Nazımlı söz” de denilen bir şiirde, nazım şeklinde veya nazım türünde anlam bütünlüğü taşıyan en küçük parçaya “nazım birimi” denir. İki mısradan meydana gelene beyit, ikiden çok mısra kümelerine kıta denir.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
610541 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/610541.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT