BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Manzum soruya manzum cevap

Yetenekli Kalemler
Facebook
Payitahtın kalbi Topkapı Sarayı… Avludaki Has Oda’dan bahçeye çıkan yiğit de kim? Güneşli günde başındaki görkemli kavuk nasıl da parlıyor.
Uzun boylu, yakışıklı genç adam aheste adımlarla bahçeye ilerliyor… Bu adam gelecekte dünyaya hükmedecek olan Kanuni Sultan Süleyman…
Ne yapıyor?
Kendine vakit ayırıp denizi seyrediyor… Boğaz'ın muhteşem doğal güzelliğini… Yine böyle bir seyirde bahçedeki ağaçlardan birinin yaprakları dikkatini çekiyor.
Ağaçların kimileri bakımsız… Börtü böcek sarmışa benziyor bazılarını. Bunların ilaçlanması lazım…
Emir verecekken hatırına geldi:
Diğer canlılara zarar vermeye değer mi? Mesela karıncalara…
Osmanlının soracağı vardı… Kendisi yetiştirirdi âlimini, kendisi sorardı Osmanlı…
Sultan Ebussuud Efendi’yi aradı. Odasında bulamayınca, not yazdı. Kâğıda bu merakını yazarak hocanın çalıştığı masanın üzerine bırakıp ayrıldı.
Sultanım diye fetva adamını “bulun bana!” dedirtemezsin.
Ebussuud Efendi makamına geldiğinde notu gördü… Yazanın Sultan ya da vatandaş olduğuna değil mi suale bakardı onlar.
Suali okuyup, cevabını yazdı. Hemen Sultan'a yetiştirdi mi? Hayır… Yine aynı yere bıraktı.
Suali soranın da aklındaydı bu durum. Acaba sualden haberdar olunmuş muydu? Merakına yenik düşüp odaya bir kez daha uğradı…
Hayret? Hoca yine odada değildi. Ama kendi bıraktığı notun altında bir başka not daha vardı.
Merakla kâğıdı alıp okudu. Gülümsedi…
Çünkü Kanuni Sultan Süleyman sorusunu nazım olarak yazmış, cevabını da nazım olarak almıştı.
Soru şöyleydi:
"Meyve ağaçlarını sarınca karınca,
Günah var mı karıncayı kırınca?"
Hocası Ebussuud Efendi ise bu manzum soruya şu manzum cevabı veriyordu:
"Yarın Hakk'ın divanına varınca,
Süleyman'dan hakkın alır karınca!"
Ne ilim… Ne adalet… Ne merhamet… Küçücük karıncanın bile hakkını gözeten Kanuni bu büyüklüğü sebebiyle dünyanın hükümdarı olmuştu...
           Muhsin Kiriş-Ankara
 
 
ŞİİR
 
    Çocuk polisi
 
Bizi düşmanlarımız
Karşımıza çıkardıkları
Cesur çocukları ile değil
Beynini yıkadıkları
“bizim çocuklar” ile vuruyor
Artık geç de olsa öğrendik
Çocuklarına sahip çıkmayı
Başkalarına bırakanlar
Başkalaşan çocuklarıyla
Savaşarak baş etmeyi
Öğrenmek zorunda kalırlar.
Korkaklar yiğidi sırtından vurur
Elli beş kartal Gölbaşı’nda vurulur
Bizim çocuklar olsa
Alnımızdan vurur
Vatana kurşun sıkılırken sen oradaydın
Ben ölmedim diyorken
Temmuzun on beşinde
On beş kurşun vardı
O kahraman göğsünde.
Şimdi soruyorum yiğidim
Acının ihanetin gözyaşının bedeli
Vatanın çocuklarının eğitimi ise
Kartal yürekli Türk polisi nerede?
Kırşehir çocuk polisi burada!
           Mustafa Alban/Kırşehir
 
 
TARİHTEN BİR YAPRAK
 
1. DÜNYA SAVAŞI: 1918'de sona eren ve Avrupa, Rusya, ABD, Orta Doğu ve diğer bazı bölgeleri içine alan uluslararası savaştı. Birinci Dünya Savaşı'nın sebepleri pek eski ve karışıktır. Bu savaşın sebep ve sonuçları 1789 Fransız İhtilali ve çeyrek yüzyıl süren ihtilal savaşları sonrası yüzyıl içinde meydana getirdiği gelişmelerin doğal bir sonucudur. İhtilalin ortaya çıkardığı fikirler ve sosyal kurumlar devletlere olduğu kadar, milletlerin davranışlarına da yeni bir istikamet verdiği gibi, uluslararası ilişkilerin de yeni bir çerçeve içinde akmasına sebep olmuştur. Liberalizm ve milliyetçilik hareketlerinin çıkması, İtalyan Birliğinin kurulması ve en önemlisi Alman İmparatorluğunun ortaya çıkması, Avrupa dengesine yeni bir şekil vermekle kalmayıp Balkanlardaki millî duygular da kamçılanmıştır. Bunun sonucunda Balkanlarda kaynaşma olmuştur. Savaşın en önemli sebeplerinden birisi de, Alman İmparatorluğunun dış politikasıdır.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
610715 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/610715.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT