BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Mekke ve Medine için tedbir alınmalı

Yücel Koç
Facebook
Kudüs gerçeği tokat gibi yüzümüze çarptı.
İsrail’in sınırı, çizgisi yok.
Dünyaya terörist yetiştiren zihniyetten bunu beklemek zaten hata…
PKK çoluk-çocuğu ayırt ediyor mu mesela…
İnsaf, merhamet bizler için geçerli…
Onlarda ise her yol mubah…
FETÖ gibi…
***
Diyeceğim o ki, İsrail emellerine ulaşmak için bütün Müslümanları gerekirse zevkle katleder.
Kudüs onlar için de kutsal ama, Müslümanların katledilmesi Hristiyan dünyasının çok da umurunda olmaz.
-cek, -cak’lar hiçbir şekilde yaptırıma dönüşmez…
Hele ki Trump, bütün gücüyle destekler.
Küreye el basanlar da tam destek arkasında…
Suudi Arabistan, BAE, Mısır…
İşte asıl tehlike burada…
***
Acı gerçek; çoğu İslam ülkesi, kukla yöneticiler eliyle Siyonist ve Hristiyan evangelistlerin emrinde…
S. Arabistan, BAE, Mısır başı çekenler…
Katar gibi söz dinlemeyenleri hizaya getirme görevi de,
İslam’ın temelini hedef alacak saldırıların altyapısını oluşturma vazifesi de Suudlarda…
Artık apaçık görüyoruz ki, Mekke ve Medine de Suudların tehdidi altında.
***
Bugün Kudüs’te yapılanlardan ders alınmalı…
Yakın zamanda, sözde din adamlarına “İsrail’e karşı mücadele etmek caiz değil” fetvaları yayınlatan,
“Kudüs İsrail’in hakkıdır” saçmalığını yayan satılmış aydınlarla toplumu avutmaya çalışan ve bugün Vatikan’la Medine’ye kilise anlaşmasını yalanlamayan Suud yönetiminin rengi besbelli…
İslam İşbirliği Teşkilatı bu meseleyi de gündeme almalı…
Mekke ve Medine, bütün Müslümanların ortak kutsalıdır…
Yönetimi de asla güvenemeyeceğimiz Suudlarda değil, bütün Müslümanlarda olmalı.
 
***********************
 
Dünya küçük, Allah büyük
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, aralık ayında Necip Fazıl törenindeki şu sözlerini bugünlerde tekrar hatırlamak gerek;
Kudüs üzerinden, tüm Müslümanları hedef alan yeni bir saldırı başladı. Kudüs giderse Medine'yi koruyamayız. Medine giderse Mekke'yi koruyamayız. Mekke giderse Kâbe'yi de kaybederiz. Biz bunların hiçbirinden vazgeçemeyiz.
- Türk milleti olarak daha dünyaya son sözümüzü söylemedik. Milyarlarca Müslüman olarak da son sözümüz henüz ağzımızdan çıkmadı. Her şeyin bir zamanı olduğu gibi, bu büyük inkılabın da bir zamanı vardır.
- Kalple buğzetmekten, dille itiraz etme seviyesine çıktık. İnşallah en kısa sürede haksızlıkları elle düzelteceğimiz günleri de göreceğiz. Bunun ilk adımlarını atmaya başladık.
- Rabb'imin lütfuyla batmayan güneşin doğuşuna inşallah az kaldı.
 
************************
 
Madem Türkiye’yi ve ekonomiyi düşünüyordunuz…
 
Muhalefetin, üzerinde tepindiği iki nokta;
Biri, doların fırlaması
Öbürü, AK Parti’nin geçmişte FETÖ’ye açtığı alan…
Tamam o zaman…
***
Ekonomiden başlayalım…
Sene 2008…
Dolar 1,30 seviyelerinde…
“1 TL’ye eşitleyebilir miyiz?” sohbetleri yaptığımız dönem…
Durduk yerde AK Parti’yi kapatma davası çıkıyor.
CHP, her zamanki gibi başı çekiyor.
Dolar 1,70’lere çıkıyor.
Sıkı tedbirler uygulanıyor.
2012’ye kadar en fazla 1,80 bandını görüyor.
***
Yoğun saldırıların başlayacağı 2013, ekonomi için her alanda iyi başlıyor.
İşsizlik, enflasyon en düşük seviyede…
Büyüme rekor düzeyde…
Bugün döviz için sesi en yüksek çıkanların “Bunu yapmak yanlış olur” tezviratlarına aldırmadan IMF’ye borcu kapatıp, ülkeden postalamışız.
Bir el düğmeye basıyor, Gezi olayları başlıyor.
Hani şu, Başbakanlık ofislerinin bile işgal edilmeye çalışıldığı,
Kemal Kılıçdaroğlu’nun polisleri “Müdahale ederseniz hesabını verirsiniz” diye tehdit ettiği olaylar…
***
Peşine 17/25 Aralık darbe girişimi…
Dolar 2014 başında 2,36’lara kadar geliyor.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’si, bu karanlık operasyonların hiçbirinde, “Aman ekonomimiz zarar görür” hassasiyeti gütmüyor.
Aksine ekonomi daha da kötü olsun diye elinden geleni yapıyor.
“Ekonomi batsın ki, Erdoğan gitsin” çağrıları ile ateşe benzin dökülmeye çalışılıyor.
HDP ile CHP’nin Türkiye’yi kilitlediği 7 Haziran 2015 seçimleri sonrası, dolar 3,05’e yükseliyor.
***
CHP, açık iş birliği yaptığı FETÖ’nün önüne siper olmaktan vazgeçmiyor.
“Erdoğan mı, FETÖ mü?” diye sorsanız, vereceği cevap belli…
Bütün kirli çamaşırları ortaya dökülen örgütün siyasi kolu gibi faaliyet gösteriyor.
Nihayetinde 15 Temmuz 2016 ‘işgal’ kalkışması geliyor…
Dolar 3,44...
***
Fiilî müdahale girişimlerinin hiçbiri tutmayan ‘üst akıl’, elinde kalan tek silah ekonomiden saldırmaya devam ediyor ve bugünkü tablo çıkıyor.
Yukarıda saydığım saldırıların her birinde ‘ekonomi’yi düşünmeyen yeminli muhalifler, şimdi “Ekonomiyi batırdınız” diyor.
Pardon da…
Bizi bugüne getiren saldırılar yapılırken neredeydiniz ve ne tarafta durdunuz?
Sizin önce bunun cevabını vermeniz gerekmez mi?
Kritik seçim öncesi çok açık oynanan ekonomik oyunu, Türkiye’yi 2002 krizinden bugünlere getiren Erdoğan mı yenebilir, siz mi?
***
FETÖ’ye alan açma meselesine gelecek olursak…
12 Haziran 2011 genel seçimleri öncesi…
Erdoğan, AK Parti listelerinde tam manasıyla FETÖ temizliği yaptı.
Merhum Behiç Kılıç, o günlerdeki bir sohbetimizde “Erdoğan’ı sevmem, oy vermem ama, bunu Türkiye’de hiçbir lider yapamazdı. Bu adamın kimseye eyvallahı yok. Sevmesem de takdir ediyorum” demişti.
Kurt gazetecinin ne demek istediğini sonrasında daha iyi anladım…
FETÖ bu seçimden sonra ilk hamlesini yaptı, 2012 Şubat’ında MİT Müsteşarı üzerinden Erdoğan’ı almaya kalktı.
Ve bir yıl sonra da Gezi, 17/25 Aralık geldi.
Anlatmak istediğim o ki, Erdoğan bu örgütle mücadeleye 17/25 Aralık sonrası değil, çok daha önceden girişti.
***
Peki niye yaptı bunu?
Ya “Aman bulaşmayayım” deseydi ne olurdu, hiç düşündünüz mü?
40 yıldır devlete sinsice yerleşen bu örgütün bütün günahını Erdoğan’a yıkmaya çalışarak, kendinizi aklayabileceğinizi mi sanıyorsunuz şimdi?
Hem de “kontrollü darbe” gibi laflarla FETÖ’yü aklamaya çalışırken…
Danışmanlarınız bile FETÖ’cü çıkıp, bu örgütle mücadele anlamında hiçbiriniz tek kelime bile etmezken…
Bi’ deyin hele…
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
602278 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yucel-koc/602278.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Reklamı Geç
KAPAT