BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > GÜLBAHAR

GÜLBAHAR

Karşıdan karşıya geçmek için bakındı iki tarafına. Tam bu sırada önünden geçerken kenardaki su birikintisindeki çamurlu suyu üzerine fırlatan spor, kırmızı arabadan zor kurtuldu. Şaşkınlıkla baktı kaldı arabaya. Birden önde oturan genç kızı saçlarından tanıdı. Bu Eda’ydı...



Okul dağılır dağılmaz talebeler topluca dağılmaya başlamışlardı... Gülbahar tek başına çıktı kapıdan. Hızla otobüs durağına doğru yürümeye başladı. Babası oturup kendisine sormuştu ilk günlerde. Okulunun değiştirilmemesi konusunda kendisine katılıp katılmadığını öğrenmek istemişti. Gülbahar ise doğup büyüdüğü bu ortamdan kopmak istememişti. Sanki o zaman bundan önceki yıllarına bir haksızlık yapacakmış gibi hissetmişti kendisini. Ayni okula devam ediyordu Şehremini’de... Zaten bir seneydi topu topu gideceği... Liseyi bitirdikten sonra üniversiteye devam edecek o zaman sınavdaki başarısına göre bir okul seçecekti. Erdal bey başka bir şehirde okumasına pek taraftar değildi kızının. “Geç buldum yavrumu, çabucak hasret kalmak istemem” demişti bir konuşma sırasında. Heyecanla, yüreğinden bir şeylerin aktığını hissetmişti o anda Gülbahar. Bir şey söylememiş, söyleyememişti. Bu yakışıklı, kır saçlı adama karşı ilk günlerdeki kızgınlığı yoktu artık içinde. Olayları olgunlukla değerlendirebiliyor, kadere inanıyordu bütün kalbiyle. Ama Nevin’i, annesini de unutmuş değildi. Hâlâ geceleri yatağına girdiği zaman küçük damlalar süzülüyordu yanaklarına. Özlüyordu onu. Yaşadığı rahatlığı onun yaşamamış olmasına yanıyor, işte o anlarda hafif bir öfke kaplayıveriyordu vücudunu. Daha tam anlamıyla oturtamamıştı hadiseleri. Ama zaman lehine çalışıyor, onu olgunlaştırarak hayata hazırlıyordu... Karşıdan karşıya geçmek için bakındı iki tarafına. Tam bu sırada önünden geçerken kenardaki su birikintisindeki çamurlu suyu üzerine fırlatan spor, kırmızı arabadan zor kurtuldu. Şaşkınlıkla baktı kaldı arabaya. Birden önde oturan genç kızı saçlarından tanıdı. Bu Eda’ydı. Yanındaki serkeş kılıklı genç bir kahkaha atarak bakıyordu arkasına. Üzeri çamur içinde kalmıştı. Bunu mahsus yapıp yapmadıklarını düşündü bir anda. Kızgınlıkla söylendi: - Terbiyesizler. Bunlar insan olacak bir de! Cebindeki kağıt mendille temizlemeğe başladı formasına yapışan çamurları. Ağlayacak gibi olmuştu. Birden arkasında duyduğu tanıdık bir ses damarlarından bütün kanının çekilmesine neden oluverdi: - Geçmiş olsun! Hızla döndü. Yanı başında Haluk’un yakışıklı yüzü gülümsüyordu. Kekeledi: - Haluk! Haluk ağabey! Hay Allah... - Ne oldu böyle?.. Kaşları çatıldı: - Ne olacak, terbiyesiz iki genç ne hale getirdiler beni... Durakladı. Sonra yakın bir dostu bulmanın verdiği güvenle itiraf etti: - Bir tanesi Eda’ydı. - Eda mı? O da kim? Tanıyor musun yani bunu yapanları? Başını salladı genç kız. Sanki suçlu kendisiymiş gibi korkarak cevap verdi: - Eda kardeşim... Benden nefret ediyor. Haluk gülümsedi: - Anlaşılan konuşulacak çok şey var. Gel bir yere oturup konuşalım ister misin? Bir kahve içeriz. Benim de sana söyleyeceklerim var. Sizin oraya gideriz. Arabam şurada. Haydi. Tedirgin olmuştu genç kız. Kekeledi: - Ama eve haber vermem lazım. Merak ederler. Haberleri yok! Haluk gülümseyerek elini cebine attı ve cep telefonunu uzattı Gülbahar’a: - Ara o zaman. Söyle, Haluk’la birlikteyim de. Karşı çıkmazlar sanırım. Başını iki yana salladı genç kız gülerek “hayır” anlamında. Hemen numarayı tuşlayarak kulağına koydu. İçi titriyordu. Garip bir sevinç, garip bir heyecan kaplayıverdi benliğini. Haluk’un sevgi dolu bakışlarıydı bunları hissetmesine sebep...  İki genç Perihan hanımdan gereken izni aldıktan sonra Ataköy’deki kafeteryalardan birine girdiler. Haluk hemen iki neskafe ısmarladı. Sonra arkasına yaslanarak genç kıza baktı dikkatle: - Anlat bakalım şu Eda meselesini... Yutkundu genç kız. Eliyle “boş ver” gibi bir işaret yaptı önce. Sonra da gözlerinin yere indirerek anlatmaya başladı: - Beni kabullenemedi bir türlü... Kıskanıyor, annesini, babasını elinden alacağımı sanıyor. Evde bir tek onunla problemim var. Diğerleri çok iyi Allah için. Hele Perihan abla. O kadar iyi bir kadın ki... *DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT