BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sevgi ve nefret

Sevgi ve nefret

Acaba yöneticilerin, politikacıların sevgisi ya da nefreti toplumu nasıl etkiler? Türkiye bu yüzden neler kaybetti, neler kazandı? Kaç kriz bazılarının nefret duygusundan kaynaklandı, kaç kişi bu yüzden hayatını kaybetti? Kalbinde vatan ve millet sevgisi bulunan yöneticiler kimlerdi ve neler yaptılar?..



Acaba yöneticilerin, politikacıların sevgisi ya da nefreti toplumu nasıl etkiler? Türkiye bu yüzden neler kaybetti, neler kazandı? Kaç kriz bazılarının nefret duygusundan kaynaklandı, kaç kişi bu yüzden hayatını kaybetti? Kalbinde vatan ve millet sevgisi bulunan yöneticiler kimlerdi ve neler yaptılar?.. Sevdiği öğretmeni, çocuğunuzun başarısında ne kadar pay sahibi, hiç düşündünüz mü? Şifa bulan hastalıklarda doktorun sevgisi ne kadar etkili? Ya da tersi... Uzun uzun örnekler verilebilir, ama asıl önemli durum, politikacıların, yöneticilerin sevgisi, ya da nefreti olmalı. Milleti sevmeden, önemli hedefleri olmadan, onca riski göğüslemek, onca çamura katlanmak, onca fedakârlıkta bulunmak pek mümkün olmaz. Hele bu sevgi içtense, samimi ise; hizmetin şekli, milletin bunu algılama durumu da farklı oluyor. Milletin gönlüne girenler bu samimi sevgi sahipleridir. Zaten o tür kişilerin yaptıkları hizmetler de kendini gösteriyor. Halkın sefaletini yenerek; insanlara daha çok aş, iş, refah vererek, ülkeyi abad ederek gösterilen sevgi unutulur mu? Rahmetli Menderes’in, rahmetli Özal’ın milletin gönlüne yerleşmelerinin asıl sebebi bu olmalı. “Kalpten kalbe yol vardır” sözü boşuna söylenmemiş. Atılan çamurlar, iftiralar o sevgi sayesinde tesirsiz kalıyor, milletin muhabbeti azalmıyor... Recep Tayyip Erdoğan da o yolu takip ettiğini gösteriyor. Ama unutulmaması gereken bir de nefret var. İyi işlerin, güzelliklerin olmaması için sürekli engel çıkaranlar, halkın menfaatine olan icraatlara mani olanlar, ülke için taş üstüne taş koymayanlar, sürekli bozgunculuk yapanlar... Ne dersiniz; bu olumsuz davranışların sebebi de nefret olmasın? Güzelliklere, iyiliklere, insanımıza, değerlerimize duyulan derin bir nefret... >> K-1 belgesi ücretini biraz indirin Ulaştırma Bakanlığı’na; 15 Nisan 2004 tarihinde, nakliyecilik yapmak amacıyla, bankadan kredi kullanarak kamyon satın aldım, vergi dairesine mükellef oldum. Mükellefiyetim sırasında benden K-1 belgesi için, ne Ulaştırma Bakanlığı ne de başka bir kuruma ücret ödenmesi gerektiği bildirilmedi. Ulaştırma Bakanlığı, 25 Şubat 2004 tarihinden önce nakliye işi ile uğraşanlara 300 YTL karşılığı K-1 belgesi veriyor. Bu tarihten sonra işe başlayanlardan ise 10 bin YTL isteniyor. Birçok nakliyeci benim gibi zor durumda. Biz bu 10 bin YTL’yi nasıl öderiz? Bir defaya mahsus olmak üzere, bizim gibi yeni nakliyecilere %80 gibi bir indirim yapılamaz mı? 25 Şubat 2004’ten önce nakliye işine başlayanlara %97 indirim yapıldığına göre, bize de indirim yapılmasını istiyoruz. > Davut Burbut >> Mağdur olan ağaçlandırma işçilerine çare bulun Çevre ve Orman Bakanlığı’na; 1993-1994 yılları arasında, İl Çevre ve Orman Müdürlüğü bünyesinde, ağaçlandırma işinde çalıştırıldım. Sonraki yıllarda bana işbaşı yaptırılmadı. Çalıştırılanlara, 2000 yılında zamanın hükümeti tarafından kadro verildi. Ben ve benim gibiler ise işsiz bırakılarak mağdur edildik. Yetkililerin bizim mağduriyetimize de bir çare bulmalarını bekliyoruz... > Mustafa Usta-Ardanuç/ARTVİN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT