BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Muhammed aleyhisselâma tâbi olmak...

Muhammed aleyhisselâma tâbi olmak...

Bütün saâdetlerin başı, Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmı tanımak, sevmek, O'na îmân etmek, tâbi ve teslîm olmaktır...



 Cenâb-ı Hak, dünyâya gönderdiği ilk insan ve ilk Peygamber olan Âdem aleyhisselâmdan i'tibâren, Sevgili Peygamberimize gelinceye kadar bütün "Peygamber"leri vâsıtasıyla, kullarına, dünyâ ve âhirette râhat etmeleri, huzûr içerisinde, iyi bir şekilde, şerefle/onurla yaşamaları için, emir ve yasaklarını, yani ne yapmaları ve nelerden sakınmaları lâzım olduğunu, beğendiği ve beğenmediği bütün işleri bildirmiştir.
Peygamberlerin insanlığa yaptıkları çok önemli hizmetler vardır. Bütün Ülü'l-azim Peygamberler, Resûller ve Nebîler (aleyhimüsselâm), insanlığı kendileri gibi birer mahlûk olan varlıklara tapınma karanlığından kurtararak, bütün varlıkların yaratanı ve hakîkî sâhibi olan Allahü teâlâya ibâdet etmenin şeref ve üstünlüğüne, insanlık şerefine/onuruna çağırmışlardır. 
Şek-şüphe yoktur ki, insanın insana kulluk etmesi, kölelik yapması son derece onur kırıcı bir durumdur. Onun için İslâmiyet, târihten gelen köleliği ortadan kaldıracak birtakım tedbîrler almıştır. Yemîn keffâreti, oruç keffâreti, zıhâr keffâreti gibi cezâlarda birinci madde bir köle âzâd edilmesidir.
Şu bir vâkıadır ki, insanlar, Allah'ın Peygamberlerine tâbi olup, emir ve yasaklarına uydukları müddetçe, şerefli/onurlu, huzûrlu ve rahat birer hayât yaşamışlar, birbirlerini sevip-saymışlardır. Emirlere ve yasaklara uymadıklarında ise, huzûrsuz olmuşlar, rahatları bozulmuş; ahlâksızlık, zulüm ve haksızlık bütün cemiyeti sarmıştır. Öyle ki, bu zulümlerden kadınlar, çocuklar, insanlar ve hayvanlar dâhil, bütün mahlûkât nasîbini almıştır. 

KULLARDAN NE İSTENİYOR?
Allahü teâlâ, yarattığı kullarından ne istemektedir?
Hepimiz biliyoruz ki, Allahü teâlâ, kullarının îmân etmelerini, verdiği nimetlere şükretmelerini, ibâdet yapmalarını, güzel ahlâka sâhip olmalarını, kendi aralarında, şerefli/onurlu bir şekilde, kardeşçe yaşamalarını, sevişmelerini, birbirlerine yardımcı olmalarını istemekte ve bunları da emretmektedir. 
İslâm âlimlerinin buyurdukları gibi, bütün saâdetlerin başı, Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmı tanımak, sevmek, O'na îmân etmek, tâbi ve teslîm olmaktır. İki cihân saâdetine kavuşmak, ancak ve yalnız, dünyâ ve âhıretin Efendisi olan Muhammed aleyhisselâma tâbi olmaya bağlıdır. 
Ona tâbi olmak demek, onun tarif ettiği şekilde îmân etmek ve onun getirdiği ahkâm-ı İslâmiyyeyi öğrenmek ve yapmak demektir...
Kur'ân-ı kerîm'de: "Kim, İslâm'dan başka bir dîn ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir dîn) aslâ kabûl edilmeyecek ve o, âhirette ziyân edenlerden olacaktır" (Âl-i İmrân, 85) buyurulmaktadır.
Hakîkatte, bütün insanların yaratılmalarındaki maksat, Allahü teâlâya ibâdet etmeleridir. Nitekim Yüce Allah, Kur'ân-ı kerîm'inde [Zâriyât sûresinin 56. âyetinde] meâlen: "Cinnîleri ve insanları, ancak (beni bilmeleri, tanımaları) bana ibâdet etmeleri için yarattım" buyurmuştur.
Yüce Allah, meâlen: "Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz. Umulur ki, böylece korunmuş (Allah'ın azâbından kendinizi kurtarmış) olursunuz" (Bakara, 21) buyurmuştur. 
Allahü teâlâ, Bakara sûresinin 152. âyetinde de şöyle buyurmaktadır: 
"O hâlde siz, (bana itâat ve ibâdet ederek) beni anın ki, ben de sizi (mağfiretimle) anayım. Ni'metlerime şükredin de nankörlük yaparak küfre varmayın (beni ve ni'metlerimi inkâr etmeyin)."

"NANKÖRLÜK EDERSENİZ!.."
Bu konuda, İbrâhîm sûresinin 7. âyet-i kerîmesi de çok dikkat çekicidir: 
"Düşünün ki, Rabbiniz şunu bildirdi: Andolsun, eğer siz şükrederseniz, ben de elbette size [ni'met(ler)imi] artırırım ve eğer küfrân-ı ni'mette bulunur, nankörlük ederseniz, haberiniz olsun ki, gerçekten azâbım çok şiddetlidir." 
Nisâ sûresinin 147. âyetinde ise, meâlen şöyle buyurulmuştur: 
"Eğer siz, Allah'ın ni'metlerine şükreder ve îmân ederseniz, Allah size niye azâb etsin? Allah, şükredenlerin mükâfâtını verici, yaptıklarını bilicidir." 
Dünyâda yapılan imtihânlarda [meselâ öğrenciler için yapılan vize ve final imtihânlarında] muvaffak olmak için, nasıl gerekli çalışmaları yapmak lâzım ise, âhıretteki imtihânda başarılı olabilmek için de, İslâmiyetin emrettiği gibi inanmak ve farz kılınan ibâdetleri yapmak, yasaklanan şeylerden de kaçınmak lâzım geldiği bedîhidir, açıktır. 

 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT