BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şen olamadık!

Şen olamadık!

Kanın üstüne gül dikilir mi? Evet... Çünkü Bosna Hersek - Türkiye milli maçı; Sırplar’ın kan gölüne çevirdiği Saraybosna’yı yeniden gül bahçesi yapmak için verilen duygu yüklü bir futbol mücadelesiydi.



Yaralı gönüllere, kırık kalplere ilaç, savaşın yorgun düşürdüğü Bosnalı kardeşlere hayat iksiri olması için, uzanan tarihi bir dostluk eliydi bu maç. Sarayova Stadı’nda savaştan sonraki ilk maçtı bu karşılaşma. Savaş ürkütücü mü ürkütücü. Onun bütün korkunç izlerini yaşadık dün Saraybosna’da. Bosne Hersek Parlamentosu’nu görmeliydiniz. İnsanı en derin yerinden yaralayan bir tablo... Savaşın yakıcı izleri binanın her santimetre karesinde hissediliyor. İnsanlar bedbin, yorgun ve mutsuz. İşte böyle bir zamanda dost Türkiye futbolla kucaklıyor onları. Nitekim, Bosna basını “Kardeşlerle maç” başlığını atmış manşetlerine...  Maç!.. Dünkü yazımızda duyurmuştuk. Bu maç, Şenol Güneş’in liderlik maçı diye. İşte bu gözle baktık karşılaşmaya. İlk 45 dakika Şenol Güneş’in ay-yıldızlı ekibe hiçbir şey katmadığının açık bir deliliydi. Sahadaki görüntü Mustafa Denizli’nin milli takıma oynattığı futbol düşüncesinin berbat bir kopyasıydı. Defans üçlüsü, Ümit Özat - Fatih - Bülent şeklinde kurulmuştu. Daha Bosna’nın ilk atağında Alpay’ın yokluğunu hissettik. Bu takımın en tecrübeli oyuncusu Bülent, maçın başlarında en acemice hareketleri yapan kişiydi. Daha kafadan psikolojik olarak çökertmişti millilerimizi. Çünkü orta beşlide üç kısa adam; Okan, Emre ve Suat başrolü oynuyordu. Topu yere indirdiğimiz dakikalarda ayağa atılan garanti paslarda, bu üç kısa adama diyecek yoktu. Ama Bosna havadan oyunu tercih ettiğinde bizim bu üçlü seyirci kalıyordu. Çünkü orta alanın sol kulvarında görev yapan Abdullah, ofansta hazırdı ama, defansta seyrediyordu. Nitekim Boliç de, Baliç’in başlattığı verkaç akınında golü, Abdullah’ın sayesinde buldu. Bu alanda Tayfur, en hareketli görünen oyuncuydu. Fakat, bal vermeyen arı gibiydi. İlerde Hakan Şükür - Ümit Davala ikilisi sanki kumalar gibiydi. Birbirlerine uzak oynuyorlar, doğru dürüst anlaşamıyorlar ve etkisiz kalıyorlardı. Ümit Davala bunu farketmiş olacak ki; geriye döndü. Orta alandan top çıkarmaya çalıştı, işi gol atmakken... Neresinden bakarsak bakalım, Şenol Güneş’in yönetiminde ilk maçına çıkan bu takım oyunuyla güven vermedi. Böyle durumlarda fubolcu, kenar yönetiminden medet umardı. Mustafa Denizli ya da Fatih Terim, mutlaka bir değişiklik yapar, o da skora yansır diyebilirdi sahadaki futbolcu. Fakat dün, bir defa olsun hiçbir futbolcu kulübeye bakmadı. Çünkü oradan hiçbir medet ummuyordu. İkinci yarı üç değişiklik yapıldı. Suat, Emre, Abdullah çıktı. Ahmet Dursun, Ergün, Hakan Ünsal oyuna girdi. Ama asıl değişiklik saha içerisinde oldu. Forvette hiçbir şey yapmayan Ümit Davala, Suat’ın yerine orta sahaya geldi. Sol kanat da Hakan Ünsal’la çalışmaya başlayınca, futbolumuza bir tempo ve heyecan geldi. Eğer Ahmet Dursun biraz becerikli ve kendine güven duyabilmiş olsa, dünkü kötü oyunda skorla teselli bulacak ve şen olacaktık. Ama olamadık. Niçin derseniz, 2002 Dünya Kupası grubunda yapacağımız maçlarla kıyaslıyorum bu oyunu. Kola kutusunu koysan, bu gruptan finallere çıkar diyorlar ya. Onlara dünkü oyunu seyrettikten sonra katılmıyorum. Bu takım bu oyunla bu gruptan çıkamaz.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95299
    % 1.36
  • 5.7854
    % -0.59
  • 6.5912
    % -0.03
  • 7.3609
    % -0.45
  • 261.981
    % 0.05
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT