Düşük doğum oranı ve uzun ortalama yaşam süresi nedeniyle genç nüfusun giderek azaldığı Japonya’da, nüfus rekor gerileme ile 124.8 milyona düştü. Çarşamba günü yayınlanan bir hükümet anketi, bu sayının söz konusu verilerin 1968'de toplanmaya başlamasından bu yana, düşük doğum oranı nedeniyle kaydedilen en düşük nüfus oranı olduğunu ortaya koydu. 

2018 yılına dek 3 yıl boyunca düzenli olarak 1 milyondan az doğum gerçekleştiğini belirten verilere göre nüfus 10 yıllık sürede düzenli olarak azalarak, 433 bin 239 gerileme ile 124 milyon 776 bin 364 olarak belirlendi. 

Japonya’daki doğum sayısının geçen yıl 921 bine düştüğünü gösteren araştırma verilerinde ölümler son 6 yıl içinde 1 milyon 363 bin 564 olarak kayıtlara geçti. Bu ise, ölüm oranlarının 12 yıl boyunca düzenli olarak doğumlardan fazla olması anlamına geliyor. 

Çareyi yabancılarda aradılar 

Japonya’da nüfus hızla düşerken, ülkedeki kayıtlı yabancı sayısı bir önceki yıla göre 169 bin 543 artarak 2 milyon 667 bin 199'a yükseldi. Japonya'nın hızla gerileyen nüfus nedeniyle iş gücü yetersizliği ile mücadele eden şirketler, çareyi ülkedeki yabancı iş gücünde aradı. 

Yabancılara rağmen düşüş 

Kayıtlı yabancı nüfus her ne kadar bir önceki yıla göre artsa da, Japonya'da yerleşik yabancı nüfus da dahil olmak üzere toplam nüfus, bir önceki yıla göre 263 bin 696 azalarak 127 milyon 443 bin 563'e geriledi. 

Yaşlıların oranı arttı 

65 yaş ve üstü vatandaşların genel nüfusa oranı bir yıl öncesine göre 0,40 puan artarak yüzde 28.06 olurken, çalışan nüfus olarak kabul edilen 15-64 yaş arası kişilerin oranı 0.28 puan düşerek yüzde 59.49'a geriledi. 

Hedef yabancı işçi 

Japon nüfusundaki düşüş eğiliminin etkilerini durdurmak için Nisan ayında yeni bir vize sistemini uygulamaya sokan hükümet, yabancı işçileri ülkeye çekerek iş gücü sorununa çözüm üretmeye çalışıyor. Hükümet, yabancıların ülkeye adaptasyonunu sağlamak için bazı kamu hizmetlerinde dil desteği gibi uygulamaları hayata geçirse de, Haziran ayında 375 yabancı üzerinde yapılan hükümet anketi, ülkeye gelen yabancı işçilerin başta konut bulma ve İngilizce ya da kendi ana dillerinde sağlık hizmeti alma konularında zorluk yaşadığını ortaya koyuyor.