Yonhap'ın haberine göre, Güney Kore'de muhalefetteki Bareunmirae Partisi Milletvekili Ha Tae-keung, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Japonya'da ihracat verilerini izleyen sivil toplum kuruluşlarının (STK) bilgilerini kaynak göstererek hidrojen florid maddelerin Kuzey Kore'ye ithalatının, Japon firmaları tarafından yapıldığını ileri sürdü. Tokyo yönetiminin, Güney Kore'nin Japonya'dan ithal ettiği hidrojen floridi yasa dışı yollardan Kuzey Kore'ye götürdüğü iddiasına cevap veren Ha, Tokyo merkezli Güvenlik Ticaret Kontrol Bilgi Merkezine ait verilerin, Kuzey Kore'ye hidrojen florid kaçakçılığının Japonya'dan gerçekleştiğini gösterdiğini söyledi.

Ha, ayrıca 1996, 2002 ve 2008 yıllarında Japonya'dan Kuzey Kore'ye yasa dışı şekilde hidroflorik asit, sodyum florür ve lyophilizer gibi maddelerin kaçırıldığını iddia etti. Güney Kore hükümeti, Japonya'nın iddialarının asılsız olduğu açıklamasını yaparken söz konusu maddelerin, kimyasal silah üretiminde kullanılabileceği belirtiliyor.

JAPONYA'NIN İTHALAT KISITLAMASI

Japonya, bu ayın başında aldığı kararla, Güney Kore'den florlanmış polimid, hidrojen florid ve resist maddelerinin ithalatının, bireysel izne bağlı hale getirileceğini duyurmuştu. Güney Koreli yetkililer de kısıtlamanın, uluslararası hukuku ihlal ettiğini öne sürerek, Japonya'yı Dünya Ticaret Örgütü'ne şikayet edeceklerini belirtmişti. Öte yandan Seul yönetimi, Japonya'nın söz konusu kararını; Japonya'nın Kore Yarımadası'nda 1910-1945 yıllarındaki sömürge yönetimi altında, Japon şirketlerin zorla çalıştırdığı işçiler için Güney Kore'de mahkemelerin verdiği tazminat kararlarına misilleme olarak atılmış bir adım olarak görüyor.

ZORLA ÇALIŞTIRILAN İŞÇİLER

Güney Kore Yüksek Mahkemesi, geçen yıl kasımda Nippon Çelik Şirketi ve Mitsubishi Ağır Sanayi Şirketi aleyhine açılan davalarda şirketleri, zorla çalıştırdıkları Güney Koreli işçilere tazminat ödemeye mahkum etmişti. Karar, görülmekte olan benzer davalara emsal teşkil etmiş, diğer Japon şirketleri de art arda tazminata mahkum olmuştu. Japonya, Güney Kore ile 1965'te diplomatik ilişkilerin normalleşmesi için yürütülen görüşmelerin ardından imzalanan anlaşmayla Güney Kore'ye aktarılan hibe, bağış ve kredilerin "savaş tazminatı" niteliğinde olduğunu ve anlaşmayla tazminat konusunun kapandığını ileri sürüyor. Güney Kore ise insanları sömürge yönetimi altında zorla çalıştırmanın insanlığa karşı suç olduğunu, haksızlığa uğrayanların yargı önünde haklarını aramasının iki ülke arasında imzalanan anlaşmalarla sınırlanamayacağını savunuyor.