DOÇ. DR. SÜLEYMAN DOĞAN
Necmettin Erbakan Üniversitesi daha önce kurulmuş Konya Üniversitesi'nin isim değiştirmiş çiçeği burnunda yeni bir eğitim ve öğretim yuvamız. Üniversitenin Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Şeker''le rektörlük makamında mülakatı gerçekleştirdik. Sizi söyleşi ile baş başa bırakırken katkılarından dolayı Güzel Sanat Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Bilal Kuşpınar ve iletişim koordinatörü Ayhan Tekin'e teşekkür ediyorum. 
Sayın Hocam üniversitenin kurucu rektörü olmak nasıl bir şey?
Doğrusunu söylemek gerekirse çok zor bir şeydir. Sadece bir yazı var rektörsünüz diye. Oturacak yeriniz yok her şey sıfırdan başlıyorsunuz. Zor bir süreçten geçtik. Ama kolay olmadı. Allah devlete ve millete zeval vermesin. Şimdi çok iyi bir duruma geldik. 
Nereden nereye geldiniz?
Dediğim gibi sıfırdan içinde bulunduğumuz iyi bir duruma geldik. 2010 yılı Aralık ayında Konya akademik hayatına yeni bir yükseköğretim kurumu olarak başlayan Konya Üniversitesi'ne kurucu rektör olarak atanmam ile başlayan serüvenin 5. yılının ortasındayım. Türk yükseköğretiminde oluşmakta olan ciddi rekabet ortamında kısa sürede hızlı büyüme ivmesiyle ciddi mesafe aldık. Şehir üniversitesi olarak; lisansüstü ağırlıklı, nitelikli öğrenci ile nitelikli akademisyeni buluşturan ve bunların şehir ve ülke sorunlarına çözüm üretme yönünde gelişmelerini sağlayan, geleceğe güvenle bakan bir üniversiteyiz.

Kampüsünüz ne durumda?
Toplamda yaklaşık 230 bin metrekarelik kapalı alana sahip olacak binaların inşaat çalışmaları devam ediyor. Tamamlandığında 100 bin metrekarelik kapalı alana sahip olacak temeli geçtiğimiz günlerde atılan Meram Tıp Fakültesi yeni hastanesinin, yapımı ve donanımı için ise yaklaşık 230 milyon TL harcama yapılacak. Meram Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Ayaktan Tedavi ve Poliklinikleri hemen hemen bitti. Çocuk-Erişkin Hematoloji Hastanesi inşaat da hızla devam ediyor. Desteklerinden dolayı Tük Anadolu Vakfına teşekkür ederim. 
Yükseköğretimi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Üniversitemizin akademisyenleri ve öğrenci topluluklarının; sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimler ile ortaklaşa birçok bilimsel ve sosyo-kültürel faaliyetlere katkı sağlıyorlar. Yükseköğretim çok dikkatli olunması gereken bir konudur. Ülkenin geleceği yükseköğretime bağlıdır. Bu alanda yapılacak hataların gelecek kuşakları etkileyecektir. 
Türkiye'de yükseköğretimde istihdam edilmesi gereken, hoca grubu diye tanımladığımız akademisyen sayısı az, birçok üniversitemizin profesörü yok. Bu durum bazı meseleleri de beraberinde getiriyor. Türkiye'deki mevcut öğrenci nüfusu çoğalan üniversitelere yetmeyecektir. Ayrıca önümüzdeki yıllarda genç nüfusta düşüş beklenmektedir. Bu yüzden, bu durumun ortaya çıkması 10 yılı bulmaz.
Bu mesele için üniversiteniz neler yapıyor?
Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) yeni kurulmuş bir üniversite olarak ancak orta-gelişmekte olan üniversite tanımında yer alıyoruz. Öğrenci sayımız, akademik ve idari personelimiz ile bütçemiz bunu destekliyor. İlk 30 üniversite içerisinde yer alıyoruz. Türkiye'nin yükseköğretimde mesafe almasının ticari ve siyasi açından öneminin yanında dünya barışı için de son derece önemlidir. 


Üniversitenizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Selçuk Üniversitesi 40.yılını kutluyor. Biz üniversitemizi tanımlarken 50 yıllık İlahiyat ve Eğitim Fakültesi olarak 5 yıllık kurulan bir kurumuz. 52 yıllık bir geçmişimiz var. Tıp fakültesi 37 yıllık. Hükümet ciddi kaynak ayırdı ama her şey parayla çözülmüyor. Yetişmiş insan gücünü artırmanız gerekiyor. Bir anda olmuyor. 

Üniversiteleri üçe ayırmak lazım, biri ön lisans eğitimi veren, biri de lisans eğitimi veren ve diğeri ise lisansüstü eğitimi veren üniversitelerdir. Biz özellikle lisansüstü eğitiminde iddialı olmak istiyoruz.  Bugün özel vakıf üniversiteleri de devlette olduğu gibi yukarıda saydığım üç kategoride de eğitim veriyorlar. 
Siz ön lisans eğitiminden şikâyetçisiniz öyle mi?
Evet. Türkiye'de ön lisans ağırlıklı üniversitelerimiz var. Ön lisans eğitimi üniversitelerin kalitesini de havasını da değiştiriyor. Ve buralarda doğru düzgün bir eğitim verilemiyor. Ne eğitimi alan memnun ne veren memnun kalıyor. Ve hatta mezun ettiğimizde ne iş yeri memnun ne de aile memnun kalıyor. O halde neden meslek yüksekokulları var. Bu Türkiye'de ciddi bir şekilde tartışılmalıdır. Türkiye'nin bu anlamda ciddi sorunları var. Meslek ağırlıklı meslek yüksekokulu diyorsunuz ama hiç kimse memnun değil. Devlet bunlara yatırım yapmış ama bunlar boşta. Burada bir hata var. 

Bunun çaresi nedir hocam?
Çaresi üniversitelere öğrencileri kolay alacaksınız. Mevcut sistem içinde üniversitelere giriş zor mezun olmak kolay oluyor. Bana göre üniversiteye herkesi alacaksınız yanı girişi kolaylaştıracaksınız. Ancak birinci sınıfta ciddi bir elemeden geçireceksiniz. O zaman öğrenci kendiliğinden anlayacak okuyup okumayacağını. Üniversiteye öğrenci almadığınız zaman bir sınav sektörü oluşuyor.  Ve eğitimi bozuyor. Çare herkes üniversiteye rahat bir şekilde girecek. Ama çıkması oluyor kendisine, çalışmasına ve kabiliyetini bağlı olacak. 
Demek ki sistemde ciddi noksanlıklar var değil mi?
Hem de nasıl! Mesela doktoralı sanayide adam yok. Bürokraside de çok az. Askeriyede de uzman doktoralı eleman lazım. Orada da az. Devletin önemli kurumları üniversitelerden yetişmiş adamları çekiyor. Çekilen adamların yeri ve pozisyonu açık ve net olmadığından ne oraya ne de üniversiteye faydası oluyor. Bunlarla ilgili sözleşmenin yapılması şarttır. Adam genel müdür olarak üniversiteden gidiyor ve kurumla hiçbir ilgisi kalmıyor. Ama kadrosu ise üniversitede kalıyor. Bu insanlar haftada bir gün üniversitede derse girseler ne kadar iyi olur. Sistem buna müsaade etmiyor. Dışarıdan kaliteli bir insana ders verdirmek istesek çok komik ücret ödüyoruz. O zaman eleman gelmiyor. Özel vakıf üniversitelerini tercih ediyor. Haksız bir rekabet oluşuyor. Üniversitelerin mali özerkliği genişletilmeli. Bu gibi durumlar da ben rahatça ücreti nitelikli elemana verebilmeliyim. Sistem tamamen değişmeli. Bütçe serbest olmalıdır. Mali özerklik olmalı. Her kararı istişare halinde alıyoruz.
2010 yılında Selçuk Üniversitesi'nden ayrıldınız. Ayrılık kolay mı oldu zor mu?
Konya Üniversitesi bir şahıs üniversitesi değil. Ayrılırken de rastgele ayrılmadık. O nedenle Selçuk Üniversitesi Senatosu ayrılma kararı doğrultusunda yeni bir üniversite olarak kurulduk. Sıkıntılar oldu. Ama şükürler olsun iyi bir geçiş süreci yaşadık. İlçeler konusunda bazı ihtilaflar oldu. Toroslar bizde kalsın diğerleri sizde kalsın dedik. Beyşehir'i vermeyiz dediler. YÖK araya girdi. Sonunda Ereğli ve Seydişehir'i bize bağladılar. Beyşehir'i vermediler. 
Necmettin Erbakan Üniversitesi teknik bir üniversite olamaz mıydı?
Benim fikrimde Konya Üniversitesinin kalması ve Necmettin Erbakan Teknik Üniversitesi adında yeni bir üniversite olsa daha isabetli olurdu. Ben de öyle söyledim. Ama devlet ricali öyle karar vermişler. Müslüman dünyasında Erbakan ismi bir alan açmış oluyor. Önce isme bazıları ideolojik olarak karşı çıktı. Bazı insanlar her şeyi eleştirir onlara aldırış etmemek lazım. Ama yapıcı eleştirileri dikkate almak gerekir. 
Necmettin Erbakan Vakfı ile bir irtibatınız var mı?
Vakıf kurucu ve üyeleri bize geldiler. Ortak çalışma talepleri var. Onların talepleriyle bizim taleplerin örtüşen yönleri var. Birlikte yürüteceğimiz projelerimiz olacak. 

Rektör olarak ikinci dönemdesiniz. İkinci dönemdeki hedefleriniz nedir?
Üniversitenin tamamlanması bir süreçtir. Mutlaka değişimi ve gelişimi sürdürmek zorundadır. Bunu yapmadığı takdirde tükenmiş demektir. Bizde bir taraftan inşaatlar diğer yandan akademik yönden de gelişme devam ediyor. Kademelik olarak önemli aşamalardan geçerek iyi bir yere geldik. 
Kampüsümüzü hedeflediğimiz şekilde götürmek ve iki yeni fakülte ilave ederek hedefimize varmak istiyoruz. Eğitim alanından sosyal bilimlere sağlık bilimlerinden mühendisliği kadar 5 yıl içinde 30 bin öğrenciye ulaştık. Yeni kurulan bir üniversitenin fevkinde bir yükle yüklendik. Biyomedikal ve bilişim ve uzay havacılık alanında çalışmalarımız var. Yurt dışından hoca getiriyoruz. Dil merkezi açtık. Bu dil merkezinde yurt dışında gelen öğrencilere Türkçe öğretiyoruz. Kısa zamanda başarılı olduk. Dil merkezinin ismini KONDİL koyduk. İyi bir şekilde Türkçe öğretiyoruz. Konya yaşayarak Türkçe öğretilecek bir mekân. Sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışan bir üniversite hayalimizdi. Bunu önemli ölçüde gerçekleştirdik. 
Hangi projeleri yapıyorsunuz?
Öncelikle güzel insanları yetiştirmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Bu konuda çok ciddi çalışmalarımız ve sosyal sorumluluk projelerimiz var. Belediye ile yaptığımız medeniyet okulu ve değerler okulu şeklinde ortak proje çalışmalarımız var.  Toplumla, sanayi ve ticaret odası ve yerel yöneticilerle içi içe birlikte projeler geliştiriyoruz. Tüm vakıflarla ortak çalışmalar yürütüyoruz. Uluslararası Rumi Araştırmalar Enstitüsünüz var. Geleceğe güvenle bakan bir üniversite olarak çalışıyoruz. Türkiye yükselme sürecini istiyorsa ancak yetiştirdiği köklerine sadık insanlarla bir yerlere gelebilecektir. Sevgi ve huzur şehri olan Konya'da eğitim almakta eğitim vermekte güzeldir. Biz işimi seviyoruz ve üstesinden geleceğimize inanıyor ve tüm işlerimizi istişare ederek yapıyoruz.  

Kimdir? 
Prof.Dr.Muzaffer Şeker 1961 yılında İzmir'de doğdu. 1986'da Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nden mezun oldu. 1995 yılında İngiltere'de Leicester Üniversitesi'nde İnsan Anatomisi üzerine doktora derecesini aldı. Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi'nde Anatomi Anabilim Dalı Başkanlığı ve Deneysel Tıp Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. 2000 yılında Doçent, 2006'da Profesörlük unvanını aldı.  2002'den beri Türk Anatomi ve Klinik Anatomi Derneği Yönetim Kurulu'nda Başkan Yardımcısı olarak; Temel Tıp Bilimleri Platformunda Genel Sekreter olarak görev yapmaktadır. 2008-2010 yılları arasında İstanbul Medipol Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyetinde görev aldı. Meram Tıp Fakültesi Tıp Eğitimi ve Bilişimi Anabilim Dalı Başkanı olarak görev yürütürken, 2010'da Konya Üniversitesi'nin kurucu rektörlüğüne atanmış ve üniversite iki yıl sonra Necmettin Erbakan Üniversitesine dönüşmüştür. 
Necmettin Erbakan Üniversitesi Künyesi:
Geleceğe güven
Kuruluş: 2010
Fakülte sayısı: 14, Meslek yüksekokulu: 5, Yüksekokul: 2, Enstitü: 4
Toplam öğrenci sayısı: 30 bin
Akademik personel sayısı: 1489
İdari personel: 1144
Yabancı öğrenci sayısı: 55 ülkeden 700 öğrenci.
Eğitim sloganı: Geleceğe güvenle bakan üniversite
Misyon: Yürürlükteki mevzuata uygun olarak sorunsuz, etkin ve objektif bir biçimde yürütülmesini sağlamak, hukuki ilişki ve ihtilafları üniversite menfaatleri doğrultusunda düzenlemek ve çözüme kavuşturmaktır.
Vizyon: Gelişen ve değişen teknolojiyi kullanmak suretiyle hızlı ve güvenilir şekilde yerine getirmeyi, üniversitemiz ile diğer üniversiteler arasında saygın ve etkili ve örnek bir kurumsal yapıyı kurmayı amaçlamaktadır.