Mahmut Özay - Millî Eğitim Bakanlığınca Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezî sınav, 7 Haziran 2020’de yapılacak. 2012-2013’te 4+4+4 eğitim sistemine geçiş sebebiyle hem altı hem de yedi yaşındaki çocuklar ilkokula başladı.  2011’de ilkokula 1 milyon 285 bin 550 öğrenci başladı. 2012’de ise bu rakam 1 milyon 756 bin 618’e yükseldi. Hal böyle olunca eğitim havuzuna ekstradan 471 bin yeni öğrenci dâhil oldu. Bu çocuklar bu sene liseye başlayacak. MEB, öğrenci sayısındaki artışa çare arıyor. Bazı illerde liselerin sınıf mevcudunun çok olduğu ve ikili sisteme geri döneceği tartışmalarının sürdüğü bu dönemde MEB’in nasıl adım atacağı merak konusu... 

ÜNSAL: ÖLÜ PROJELER BIRAKILMALI
Eğitim Uzmanı Salim Ünsal “Bir çığ kütlesi dağın zirvesinden koptu ve dolduracağı dere yatağına an itibarıyla ulaşmak üzere” dedi. Sorularımızı cevaplayan Salim Ünsal şunları söyledi: Problem, 2012’den günümüze gelen bir olay... Ortada sürpriz yok. Burada temel birkaç mesele var. Birincisi fiziki hazır oluş. Kamu okulları kapasitesi itibarıyla buna tamamen hazırız diyebilme imkânına sahip değiliz. MEB’in ilk olarak sınavla öğrenci alacak okul ka-pasitesini en az %35 artırması, eğitim bölgelerindeki okul türü dengelerini yeniden ele alması gerekiyor. Bu hazırlık, işin fiziki kısmı. İşin belki de en önemli bölümü ise insan kaynakları yönünden sorunu irdelemek. Mevcut hâli ile birlikte her lisenin ortalama 470 öğrenciye hizmet verdiğini ve öğretmen başına düşen öğrenci sayısının ilkokula oranla çok daha fazla olması nedeniyle ortaöğretim okullarının norm kadrolarının da yeniden ele alınması gerekiyor. Bildiğiniz gibi yeni öğretim yılına aynı zamanda yeni ortaöğretim sistemi ile giriyor olacağız. Büyük umutlar beslediğimiz ve beklentiye girdiğimiz bir ortaöğretim sistemini bu yoğun kapasite ile başlatabilmenin ve sürdürebilmenin oldukça zorlayıcı olacağı kanaatindeyim. Bakanlığın artık ölü projeleri hayata geçirme, ya da canlı bir projeyi yanlış stratejiler ile komaya sokma lüksü kalmamıştır. Okulları sadece bu gençleri sokağın tehdit ve şiddetinden koruyan bir kale olmaktan kurtarıp asli misyonuna döndürülmeliyiz. Bu süreçte az da olsa önemli bir katkıyı bugün sancılı süreçlerden geçen özel okul sektörü verebilecektir. Bir öğrencinin kamuya yükü oranında teşvikin verilmesi mevcut kamu okullarının kapasitelerinin de dengeli bir şekilde dolmasını sağlayabilir. 

ÖĞRENCİ RAKAMLARI

2011: 1.285.550
2012: 1.756.618
Fark: 471.068
Artış oranı: %36,64

‘Teşvik’ sıkıntıya çare olabilir
Türkiye Özel Okullar Derneği Başkanı Nurullah Dal “Özel okullardan teşvik gidince, öğrenci de gitti. Kontenjanlar azaldı. Bu konuda bakanlığa taleplerimizi dile getirdik. Tamamen teşvik verilmese bile bazı yaştaki çocuklara imkân tanınsın dedik. Bakanlığın mali yapısının nasıl olduğunu bildiğimiz için bir beklenti içine giremiyoruz. Yoksa artan öğrencilere özel okullar çare olur” dedi.

İl il, ilçe ilçe ayrı ayrı çalışıyoruz
Bakanlıktan aldığımız bilgiye göre bir çalışma sürüyor. Millî Eğitim Bakanı Selçuk da bunu teyit edecek açıklama yaptı. Selçuk “Bizim işimiz çözüm üretmek. Dokuzuncu sınıflarımıza normal mevcudun üzerinde bir artış olacak. Hangi senaryolarla, hangi yöntemler, teknikler kullanılarak yapılacak bununla ilgili elimizde bir çözüm havuzu var. İl il, ilçe ilçe her birine ayrı ayrı çalışıyoruz. Bunları nerede, nasıl çözeriz, bununla ilgili senaryo çalışması, modelleme yaptığımız bir bilgisayar yazılımı var” diye konuştu.