FİKRET ÇENGEL
ANTALYA

Türkiye ekonomisi hızla toparlanırken; ülke risk pirimi ile faizlerin hızla gerilemesi ve güvenin yükselmesi, olumlu havayı desteklemeye devam ediyor. 2019’da sorunlu kredilerde artış ve büyümedeki yavaşlama, ekonomi yönetimi ve finans sektörünün ana gündem maddeleri arasında yer aldı. Alınan tedbirlerle Türkiye’nin yeniden sağlıklı büyüme patikasına girmesi sağlandı. Özellikle dördüncü çeyrekten itibaren, büyümenin hissedilir şekilde artması bekleniyor.
Antalya’da düzenlenen 9. Uluslararası Resort Turizm Kongresi öncesi, bankacılık sektörünün duayen isimlerinden Hakan Ateş ile Türkiye ekonomisini konuştuk. Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş “Bu yıl geçtiğimiz yıla göre daha az bir kârla devam edeceğiz. Genelde Türk bankacılığında benzer bir eğilim olabilir. Kazançların önemli bir kısmı, sorunlu kredilere karşılık ayrılmasında değerlendirilecek. Bu da banka bilançolarının gelecek yıllara daha temiz ve güçlü girmesini sağlayacak. Kâr eden diğer sektörlere üzülmediğimiz gibi bankacılık sektörü de kâr ettiğinde de üzülmeyelim. Bütün kesimlere bu refahı yaymakla görevli olan bankacılık sektörünün kâr etmesine herkes sevinmeli” dedi. Ülkeye katma değer sağlayan firmaların yaşatılması gerektiğine işaret eden Hakan Ateş, şöyle devam etti:

MEMLEKET GÖREVİ
Borçların, ödeme imkânları doğrultusunda uzun vadeye yayılması hem onların ekonomiye katma değerini artıracaktır hem de istihdamı koruyacaktır ki, Türkiye’nin en önemli meselesi büyüme ve istihdamdır. Şu anda yapılandırmanın olabildiğince sağlıklı olması için bütün bankalar çalışıyor. Faizlerin düşmüş olması da firmaların ve bankaların işini kolaylaştırıyor. Büyümenin yavaşladığı ortamda işsizliğin artması doğal. İşsizliği azaltacak şey de yatırımdır. Bu kapsamda KGF meselesini ‘memleket görevi’ olarak gördük. Orada 3-5 kuruş zararı göze alsanız, günün sonunda KOBİ’yi ayakta tutarsanız, ticari hayatı ayakta tutarsınız. Biz Nefes 1 ve Nefes 2 kredi programlarında tek özel sektör bankası olmanın gururunu yaşadık. Ticari hayatı ayakta tutarsanız, bankaları ayakta tutarsınız. KOBİ’ler candır. Onlara iyi bakmamız lazım. Çünkü özel sektör tarafında her duraksama döneminde ekonomide soğuma oluyor ve yatırım iştahı daralıyor. Buna paralel güven endeksinde bozulmalar görüyoruz. Hemen devamında ertelenmiş ihtiyaçlar devreye giriyor, ülkede kendi içinde bir dinamik oluşuyor. Bu günlerde yaşanan da bu. Reformlarla birlikte yatırımların; doğru, döviz kazandıracak ve istihdam oluşturacak yerlere gitmesi işimize yarar.

GOLFTEN EN AZ 5 MİLYAR DOLAR KAZANMALIYIZ
Turizm yatırımcısınının en büyük destekçilerinden biri olduklarına dikkat çeken Hakan Ateş, Türkiye’nin golf turizminden çok az kazandığını söyledi. Ateş “Türkiye’deki golf sahaları İspanya ve Portekiz’den çok daha fazla ve güzel olmalarına rağmen; onlar yıllık 5-6 milyar dolar kazanıyor, biz 500 milyon dolar... Potansiyeli iyi değerlendirmeliyiz. Tanıtıma ihtiyaç var” dedi. Türkiye’nin tanıtımında dizilerin etkisine bizzat şahit olduğunu belirten Ateş “Dubaili olsun Avustralyalı olsun İngiliz olsun, konuştuğum ne kadar yönetici varsa, aileleriyle Türk dizileri izliyorlar. Bana ‘Ertuğrul’u izledin mi’ diye soranlar oluyor. Yani diziler, büyük ölçüde etkili” ifadelerini kullandı.

FAİZLER NEGATİF, FIRSATLAR POZİTİF
Hakan Ateş, dünya genelinde tedavüldeki tahvil tutarının 55 trilyon dolar olduğunu, bunun 12,5 trilyon dolarının negatif faizde bulunduğunu belirterek “Bu getirisizlik insanların canına tak etti. Onun için gelişmekte olan pazarlara ciddi bir para akışı var. Türkiye, daha önce bundan 70 milyar doların üzerinde yararlanırken şimdi bu miktar 25-30 milyar dolarlara düştü. Bu para girişlerine ihtiyaç var. Çünkü tasarruf miktarımız henüz büyüme emellerimizi tam olarak karşılamıyor. O sebeple burada da yapılması gereken çok şey var” değerlendirmesinde bulundu.

HAK ETMEDİĞİMİZ BİR NOTUMUZ VAR
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları tarafından Türkiye’nin kredi notunun yatırım yapılabilir derecenin 4 puan altında bulunduğunu hatırlatan Hakan Ateş, “Ufacık bir Sırbistan ekonomisini ele alın; sanayi çeşidi vesaire olarak hiçbir şey yok ama yatırım derecesinin 1 puan altında. Türkiye’nin; borcunun yüzde 80’ini ödemeyen, kalanını 35 sene vadelerle uzatan Yunanistan ile aynı derecede olması da adil değil. Borcunu ödeyen ve ödemeyeni aynı kefeye koymamak lazım. Türkiye’nin hak etmediği bir dereceyle uğraşıyoruz” şeklinde konuştu.