Murat Bey, Turkcell’deki görevleriniz boyunca hep sahadaydınız? Bayileri ziyaretler gerçekleştirip hem çalışanlarınızın hem de müşterilerin yanında oldunuz. Sahadan gelen bir CEO olarak üç ay eve kapanmak sizi nasıl etkiledi?
Turkcell Grubu’nda 12 yıldır görev alan bir yönetici olarak uzun süredir sahada çok fazla vakit geçirdim. Türkiye’nin dört bir köşesine sık sık geziler düzenleyip bayilerimizi ziyaret etmeye özen gösterdim. Salgın döneminde de uzaktan olsa video-konferans yoluyla başta çalışanlarımız olmak üzere iş ortaklarımızla görüşmelerime ara vermeden devam ediyorum.

BİRLİKTE GÖRÜNTÜLÜ SPOR YAPIYORUZ
l Evde bir gününüz nasıl geçiyor, anlatır mısınız?

Aslında bu süreçte ofisten ve evden olmak üzere dönüşümlü olarak çalışıyorum. İmzalanması gereken evraklar olduğu için gerekli sağlık tedbirlerini alarak haftanın bazı günlerini ofiste geçiriyorum. Evde olduğum zaman işe gittiğim gibi her sabah erkenden kalkıyorum. Bunun yanı sıra yönetim ekibimizle her gün düzenli olarak BiP konferans üzerinden bir araya gelerek mevcut işlerimizin üzerinden geçiyoruz. Belirli aralıklarla 5.000’den fazla çalışanımızla video-konferans üzerinden canlı olarak bağlanıp onlardan gelen soruları cevaplıyorum. Her gün düzenli olarak spor yapmaya çalışıyorum. Hatta bazen görüntülü olarak çalışma arkadaşlarımız ile birlikte spor yapıyoruz. Akşamları yine şirket çalışanlarımız ile beraber online yarışmalara katılıyorum. Bu sayede onlarla iş dışında sohbet etme imkânı da buluyorum.

l Hayatın hızlı koşuşturmacasında maalesef ailemize yeterince zaman ayıramıyoruz. Bu süreçten aileniz ve çocuklarınızla ilişkiniz ve iletişiminiz nasıl etkilendi?
Salgın öncesi dönemde, yoğun iş temposuna rağmen ailemle vakit geçirmeye özen gösteriyordum. Evde kalma döneminin başlaması, eşim ve oğlumla daha fazla ve daha kaliteli zaman geçirmeme imkan sağladı. Turkcell’deki çalışma arkadaşlarıma da şartlar ne olursa olsun her zaman ailelerine zaman ayırmalarını söylerim. Evde geçirilen mutlu zamanlar, ofisteki performansı da olumlu etkiler.

BİZ YENİ DÖNEME HEP HAZIRDIK
l “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” sözü COVID-19 ile birlikte belki de en sık duyduğumuz sözlerden biri. Peki “eski” ile “yeni” kavramları sizin için ne ifade ediyor?

Eski ile yeni arasındaki farkı belirleyen şey, dönüşüm hızı ve becerisi olacak. Sağlıktan eğitime, ulaşımdan iletişime kadar hayatın her alanı geri dönülmez şekilde değişecek. Bu süreçten bireylerin yanı sıra kurumlar ve şirketler de etkilenecek. Teknolojinin doğru kullanımı, verilerin işlenmesi gibi kavramlar önem kazanacak. Biz yıllar önce başlattığımız dijitalleşme yatırımlarımız sayesinde bahsettiğiniz “yeni”ye çoktan hazırız. Sunduğumuz kesintisiz ve hızlı iletişimden, uzaktan çalışmaya hızlı ve eksiksiz adaptasyonumuza değin bunu pek çok noktada bunu gösterdik. Bizim bir “eskimeyen yenimiz” var, o da odağımıza daima müşteriyi alıp teknolojiyi onun faydası için kullanmak. Bu stratejimiz asla değişmeyecek.

l Fiberin ortak kullanımı hâlâ çözülememiş bir konu. Terazinin bir tarafına COVID-19, diğer tarafına fiberi koyduğunuzda ne düşünürdünüz? Türkiye’nin geleceği için ne ifade ediyor?
COVID-19’la birlikte ülkemizde milyonlarca insan evlerinde hayatlarını ve işlerini internet üzerinden sürdürüyor. Durum böyle olunca herkes hızlı ve kesintisiz internet istiyor. Bu durum rakamlarımıza da çok net şekilde yansıdı. Mobil altyapı üzerinden fiber hızları sağlayan Superbox’ı, Türkiye’nin her köşesinden 400 bin kişi ve küçük şirket kullanıyor. Sadece yılın ilk çeyreğinde 76 bin yeni müşteri Superbox kullanmaya başladı. Bu hızlı artış, vatandaşlarımızın fibere olan ihtiyacını göstermesi açısından da önemli. Bu vesile ile zaman kaybetmeden fiberde ortak altyapı çalışmalarına başlamamız gerektiğinin altını bir defa daha çizmek isterim. Önümüzdeki dönem, bütün sektörlerinde dijitalleşmeyi başaran ülkelerin hızlı yükselişine şahitlik edeceğiz. Bunun için de fiber yatırımların ülkemizin en ücra köşelerine kadar yaygınlaşmasını sağlamalıyız. Fiber, yerli ve millî teknolojilerin geliştirilmesi için de olmazsa olmaz. Ülkemizde gerçek bir dijitalleşmeden söz etmek istiyorsak Cumhurbaşkanımızın da bu konuda verdiği destekle zaman kaybetmeden ortak altyapıyı hayata geçirmemiz gerekiyor. Bu sayede rekabet altyapıda değil üstyapıda sunacağımız hizmetlerde yaşanacak, kazanan ülkemiz olacak.

İYİ Kİ YAPMIŞIZ DİYORUZ
l Firmaların salgın gibi bir senaryoyu önceden hesaplaması ve ona göre tedbir alması zor bir durum. Ancak böyle dönemler “keşkeler”i de beraberinde getirir. Bu dönemde “Keşke şunlar daha önce yapılsa” dediğiniz oldu mu?

COVID-19 süreci telekomünikasyonun ne denli kritik bir sektör olduğunu bir defa daha gösterdi. Bugüne kadar her fırsatta Türkiye’nin dijitalleşmesinin önemini vurgulayıp yatırımlarımızı buna göre yaptık. Sadece son beş yılda yaptığımız yatırımların toplamı 26 milyar TL’yi aştı. Bu sebeple “keşke’den daha çok “iyi ki” yaptık dediğimiz şeyler oldu. Bunların başında bugünleri düşünerek dünyanın en güçlü mobil altyapılarından birisini ülkemize kazandırmamız oldu. 1,2 Gbps hızları destekleyen bir altyapımız var. Yine Türkiye’yi sabit tarafta ışık hızında gerçek fiber internet ile ilk defa biz buluşturduk. Dolayısıyla bu güçlü altyapı sayesinde öncelikle şirket içerisinde dijitalleşme süreçlerimizi çok öncesinde tamamlamış, bununla birlikte kendimizi dünyanın ilk dijital operatörü olarak tanımlamaya başlamıştık. Bu vesileyle şirketimizin güçlü bir şekilde bugünlere gelmesinde payı olan bütün yönetimlere ayrıca teşekkürlerimi sunarım.

YERELLEŞME DÖNEMİ BAŞLADI
l Böyle dönemler bir devrimin de habercisi olabiliyor? Turkcell olarak radikal kararlar alacak mısınız?

Globalleşmenin yerelleşmeye doğru evrildiği bir dönem görebiliriz. Ülkelerin kendi üretimlerini gerçekleştirmesinin önemini anladığımız günlerden geçiyoruz. Salgın, teknoloji üreticisi ülkeleri doğrudan ve ağır etkiledi. Bu krizden fırsat çıkararak yerelleşme motivasyonunu ve hızını artırabiliriz. Mesela bu yıl Çorlu’da açacağımız veri merkezimizde yerlilik oranı yüzde 70’lerde olacak. Bu yeni dönemde sadece teknolojinin gelişimine şahitlik etmeyeceğiz, aynı zamanda firmaların insani değerlere daha fazla sahip çıkacağı bir sürece gireceğiz. Elimizdeki yapay zekâ teknolojisiyle müşterimizin ürün ve hizmet konusunda neye ihtiyacı olduğunu / olacağını önceden tahmin edebiliyoruz. Ancak bu dönem müşterinizle ‘empati kurma’ dönemi olacak. İnsana, çevreye, tabiata saygılı olmanın önemi, salgın sürecinde bir defa daha anlaşıldı.

Komplo teorilerine değil, bilime kulak verin
l  Dijital teknolojiler kullanılarak “gelecekte insanlar kontrol altına alınacak” tezine katılıyor musunuz? Yoksa sadece bir komplo teorisinden mi ibaret?

Bu tür tezleri komplo teorisinden öte görmüyoruz. Özellikle sosyal medya etkisiyle bazen bu tür asılsız iddialar yaygınlaşabiliyor. Bunu yakın zamanda 5G’ye yönelik koronavirüs suçlamalarında yaşadık. Tamamen hayal ürünü olan birtakım iddialar yüzünden bazı ülkelerde baz istasyonlarına ve teknisyenlere saldıranlar oldu. Oysa dünyanın önde gelen kuruluşlarının raporları, 5G’nin de dahil olduğu mobil şebekelerin yaydığı radyo frekanslarının insan sağlığı için hiçbir risk taşımadığını net şekilde ortaya koyuyor. COVID-19 tecrübesi bilime güvenmenin önemini bize hatırlattı, 5G  konusunda olduğu gibi teknolojiyle ilgili komplo teorilerinde bilimin söylediğine kulak vermek gerekiyor.

BiP üzerinden bayramlaşıp Paycell’den harçlık vereceğim
l  Türkiye’de ilk defa bir bayramda sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. Tüm Türkiye telefondan sesli ve görüntülü olarak bayramlaşacak. Bayram için ne gibi hazırlıklarınız var?

Biz bu güçlü altyapıyı bugünler için kurduk. Bu sebeple bayram döneminde de bütün Turkcell’lilerin sesli ve görüntülü görüşmelerini hızlı, kesintisiz ve kaliteli bir şekilde gerçekleştireceğini gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

l Kişisel olarak sizin bayram planınız nedir? Evde ailenizle nasıl bir bayram planlıyorsunuz?
Bu bayramda fiziki olarak bir araya gelemediğimiz akraba ve dostlarımızla BiP üzerinden görüntülü görüşmeler gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Oğlumun ve bizi aramayı ihmal etmeyen genç akrabaların bayram harçlıklarını da Paycell’in ‘Harçlık İste’ özelliği üzerinden göndereceğim.

l Bayramda yaşılar için bir jestiniz olacak mı?
Salgın döneminin başından bu yana 65 yaş ve üstü Turkcell’lilere 500 dakikalık hediye konuşma paketi tanımlamıştık. Ardından beklemeden çağrı merkezimize bağlanmalarına imkân tanıdık. Bizi aramalarını beklemeden biz onları arayarak hâllerini hatırlarını soruyor, bir ihtiyaçları varsa hızlıca çözmeye çalışıyoruz. Ayrıca alışveriş ihtiyaçlarını evden karşılamalarını kolaylaştırmak için çevrim içi market uygulaması Getir’le örnek bir iş birliğine imza attık. Dolayısıyla 65 yaş üstü büyüklerimizin hayatını kolaylaştırmak için bayramı beklemiyoruz. Şartlar ne olursa olsun onlara her zaman destek olmayı kendimize borç biliyoruz.

l  Sizin pandemi sonrası özel bir tatil planınız var mı?
Aslında biz şirket olarak tatilleri yılın başında belirliyoruz. Bu yıl da aynı şekilde belirledik. Ancak şu an öyle bir dönemdeyiz ki, tatil anlayışı da değişti. En azından bir süre daha tatillerimizi evimizde ailemizle birlikte geçireceğiz.

Kişi başı data kullanımında rekor kırdık
l Turkcell’in gelirlerinin büyük bölümü dijital servis ve hizmetlerden geliyor. Bu dönemde dijital servisleriniz nasıl etkilendi?

Toplam gelirlerimizin yüzde 90’a yakını datadan ve dijital servislerden geliyor. 2020’nin ilk çeyreğinde dijital servislerimizden elde edilen gelir geçen yıla kıyasla yüzde 29 büyüdü. Üç yıllık hedeflerimiz doğrultusunda bir büyüme kaydettik. Virüs sürecinde toplam internet trafiğinde yüzde 35’lik bir artış oldu. Hatta sabit şebekemizde bazı saatlerde yüzde 110’luk bir artış olduğunu gözlemledik. 4.5G’de kişi başı ortalama data kullanımının bazı günler rekor kırarak mart ayı ortalamasında 13 GB’ye yükseldiğini görüyoruz. Mobil şebekede taşıdığımız günlük toplam data trafiğimizin üzerine 500 TB daha fazla trafik taşıdık. Mobil şebeke üzerinden fiber internet sağlayan dijital ev çözümümüz Superbox’ın internet trafiğinde bazı saatlerde yüzde 67’lik bir artış kaydettik. İlk çeyrek sonuçlarımıza göre BiP üzerinden yapılan görüntülü görüşme süresi yüzde 51 artışla mart ayında 6,5 milyon dakikaya ulaşırken grup görüntülü görüşme süresi ise 10 katına çıkarak 3,6 milyon dakika ile rekor kırdı. Yapay zekâ destekli sesli makale özelliğiyle deneyimi zenginleştirilen Dergilik uygulamasında okunan makale sayısı 4,7 milyon oldu. TV+ platformunda izlenme süreleri günlük 10 saatin üzerine çıkarken kullanıcıların aktiflik oranı ise yüzde 50 arttı.
Toplam gelirlerimizin yüzde 90’a yakını datadan ve dijital servislerden geliyor. 2020’nin ilk çeyreğinde dijital servislerimizden elde edilen gelir geçen yıla kıyasla yüzde 29 büyüdü. Üç yıllık hedeflerimiz doğrultusunda bir büyüme kaydettik. Virüs sürecinde toplam internet trafiğinde yüzde 35’lik bir artış oldu. Hatta sabit şebekemizde bazı saatlerde yüzde 110’luk bir artış olduğunu gözlemledik. 4.5G’de kişi başı ortalama data kullanımının bazı günler rekor kırarak mart ayı ortalamasında 13 GB’ye yükseldiğini görüyoruz. Mobil şebekede taşıdığımız günlük toplam data trafiğimizin üzerine 500 TB daha fazla trafik taşıdık. Mobil şebeke üzerinden fiber internet sağlayan dijital ev çözümümüz Superbox’ın internet trafiğinde bazı saatlerde yüzde 67’lik bir artış kaydettik. İlk çeyrek sonuçlarımıza göre BiP üzerinden yapılan görüntülü görüşme süresi yüzde 51 artışla mart ayında 6,5 milyon dakikaya ulaşırken grup görüntülü görüşme süresi ise 10 katına çıkarak 3,6 milyon dakika ile rekor kırdı. Yapay zekâ destekli sesli makale özelliğiyle deneyimi zenginleştirilen Dergilik uygulamasında okunan makale sayısı 4,7 milyon oldu. TV+ platformunda izlenme süreleri günlük 10 saatin üzerine çıkarken kullanıcıların aktiflik oranı ise yüzde 50 arttı.

Üç alana yatırım yapacağız
l Dijital ve hizmet servislerine yenilerini ekleyecek misiniz?

2019’da açıkladığımız üç yıllık stratejik planlarımız kapsamında hedeflerimizi aynen sürdürüyoruz. Odak alanlarımız yenilikçi uygulamalar içeren dijital servislerimiz, kurumların dijitalleşme yolculuklarına eşlik eden çözümler sunan dijital iş servislerimiz ve temassız ödeme altyapısı sunan techfin çözümlerimiz olarak sıralanıyor. Önümüzdeki dönemde bahsettiğim bu üç alanda ürün ve hizmetlere bağlı olarak yeni uygulamalar geliştirmek için çalışmaya devam edeceğiz. Bu sürecin hepimize gösterdiği başka bir konu ise yerli ve millî teknolojilerin önemi oldu. Bugün sayıları 1.300’e yaklaşan mühendislerimizle kendi teknolojilerimizi geliştiriyoruz. Mesela mühendislerimizin geliştirdiği iletişim ve yaşam platformumuz BiP’in çoklu görüntülü görüşme özelliğiyle toplantılarımızı güvenli bir şekilde bir araya gelmeye ihtiyaç duymadan yapabiliyoruz. Bir yandan TOGG ile Türkiye’nin otomobilinin gelişimine katkı sunarken diğer yandan da şehir hastanelerinin dijital sağlık altyapısını sağlıyoruz.

26 milyon liralık destek paketi hazırladık
l İşten çıkarma durumu oldu mu?

Koronavirüs salgınına karşı ulusal mücadele verdiğimiz bugünlerde Turkcell olarak, ekosistemin canlılığını kaybetmemesi amacıyla 26 milyon TL’lik dev bir destek paketi hazırladık. Bu kapsamda kapatılan AVM mağazaları hâlâ açıkmış gibi destek sağlanırken çalışma saatleri kısaltılan mağazalar da desteklendi. Destek paketi ile mevcut istihdamın korunmasını amaçlıyoruz. Biz gücünü müşterilerinden ve on binlerce kişiye istihdam sağlayan ekosisteminden alan bir şirketiz. Bu sebeple bu süreçte iş ortaklarımızın yanı sıra sahadaki Turkcell elçilerine destek olmayı ve istihdama katkı sağlamayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu zor günlerde ülkemizin ve insanımızın yanında olmaya devam edeceğiz.

Ülkemizin verisini millÎ tesislerle koruyoruz
l Veri merkezleri koronavirüs sürecinde nasıl bir rol üstlendi? Saldırı oldu mu?

Yıllardır “Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalmalı” prensibiyle çalışıyoruz. Bu ısrarımızda ne kadar haklı olduğumuz bu süreçte bir defa daha ortaya çıktı. Veri güvenliği, uzaktan çalışma ve uzaktan eğitimin en hassas noktalarından biri olarak hep gündemdeydi. Türkiye’nin en büyük veri işletmecisi olarak bugüne kadar bu alana 2 milyar TL yatırım yaptık. Uzaktan çalışma döneminde yaklaşık 1.600 kurum, bulut, sunucu barındırma, uzaktan sunucu yedekleme gibi çözümlerimizden faydalanıyor. Ülkemizin verisini yerli ve millî tesislerde en yüksek güvenlik standartlarını sağlayarak koruyoruz. Kurumlara özel koruma çözümleri ve 100’den fazla siber güvenlik uzmanıyla kesintisiz hizmet sunuyoruz. Şirketlerin altyapılarını 7/24 takip ediyor ve muhtemel saldırılara karşı tedbir alınmasını sağlıyoruz.

Röportaj: Ömer Temür 
omer.temur@tg.com.tr