Çetiner ÇETİN-Türkiye Gazetesi

15 Temmuz hain darbe girişiminin kamuoyunda yanlış bilinen noktalarının bulunduğunun altını çizen askeri kaynaklar, “Bir kısım olayları okuyamadıkları için, bir kısmı ise kasıtlı olarak” bu bilgilerin yansıtıldığını söylediler.

Olayların ve kişilerin o günün durumuna göre değerlendirilmesinin önemine vurgulayan askeri yetkililer, hain darbe girişiminin bilinmeyen yada anlaşılmayan yönlerini tek tek ortaya koydular.

GENEL DURUM NEYDİ

Bölücü terör örgütü PKK’ya yönelik Hendek Operasyonları Diyarbakır/Sur, Mardin/Nusaybin, Dargeçit ve Derik, Şırnak/Cizre, Silopi ve İdil ilçelerinde Türk Silahlı Kuvvetleri(TSK) tarafından yoğun şekilde 4 ay boyunca devam edildiğini ve yeni tamamlandığını hatırlatan askeri kaynaklar, o geceye yakın günlerin genel fotoğrafını şöyle anlattı:

“Hendek Operasyonları yeni tamamlanmıştı. Operasyonlar sonrasında harekat, lojistik, personel ve teknik anlamda muhtemel çalışmalar o anda Genelkurmay Karargahında yürütülmektedir. Yüksek Askeri Şura(YAŞ) toplantısına hazırlık kapsamında Personel Başkanlığı tarafından çalışmalar yürütülmektedir. Bu kapsamda faaliyetler, özellikle FETÖ’cü olduğu belirlenen personelin haklarında hukuki işlem yapmak yada emekliye sevk edilmelerini sağlamak üzerine odaklanmıştır. Bunlara ilave olarak terörizmle mücadele kapsamında kırsalda kapsamlı operasyonların yürütülmesi için harekât, lojistik ve personel bacağında hazırlıklara devam edilmektedir.

YOĞUN MESAİ VARDI

Genelkurmay Başkanının günlük mesaisi, tüm Kuvvet Komutanlıkları ve Temmuz 2016 tarihi itibariyle Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlıklarının da bağlı olduğu düşünüldüğünde icra edilen faaliyetlerin yürütülmesi bakımından son derece yoğun bir tempoda geçmektedir. Genelkurmay Başkanlığının iş yoğunluğunun kabaca değerlendirilebilmesi amacıyla karargâha günde ortalama 11 bin civarında resmi yazının (mesaj, evrak, rapor, vb.) giriş yaptığını belirtmek konu hakkında kabaca bir fikir verecektir.”

EKSİK YA DA MAKSATLI 

Askeri yetkililer, kamuoyuna o geceye ilişkin başta Genelkurmay Başkanı Akar olmak üzere komutanlara ilişkin yanlış bilgilerin bazen bilgisizlikten bazen de “maksatlı olarak” aktarıldığını belirterek, “Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar tarafından ‘darbeyi ben önledim’ şeklinde bir ifade kullanıldığı iddia edilmektedir. Akar tarafından gerek savcılıkta verilen ifadede gerekse TBMM Darbe Araştırma Komisyonuna gönderilen cevabi yazıda; ihbarların ciddiye alınarak gerekli tedbirlerin alınması nedeniyle ‘hainler paniğe kapılarak, daha sonra sanık ifadelerinden öğrendiğimize göre geç saatlerde yapmayı (saat 03.00) planladıkları işi öne almak suretiyle erkenden ifşa olmuşlar ve böylelikle darbe girişiminin akamete uğramasındaki önemli bir faktör gerçekleşmiştir’ bilgisine yer verilmiştir” denildi. 

Orgeneral Akar’ın “Dişli ve Partigöç sadece elim kolum değil, kalbimle beynim” ifadesinin kullanıldığı sık sık iddia edildiğini de söyleyen askeri yetkililer, söz konusu ifadelerin “Genelkurmay Başkanının karakterine ve askerlik anlayışına, ne temel askeri disiplin kurallarına ne de askeri örf ve adetlere” uygun olmadığını belirterek şöyle devam ettiler:

MİT’E OPERASYON BİLGİSİ

“Diğer bir konu ise Binbaşı O.K. tarafından MİT’e verilen bilgide darbe kelimesinin kullanılıp kullanılmadığı hakkında yapılan yorumlardır. TBMM’ye gönderilen metinde bu konu aşağıdaki şekilde açıklanmıştır. ‘MİT’ten gelen istihbaratta darbe söz konusu olmayıp, MİT Müsteşarına karşı yapılacağı iddia edilen bir operasyon ile ilgiliydi. Ancak son zamanlarda adam kaçırma, suikast gibi bazı kişilere operasyon yapılacağı hakkında duyumlar alınmaktaydı’ Bu duyumlarla ihbar konusu olay birlikte değerlendirildiğinde daha büyük bir planlama olabileceği şüphesiyle tedbirler alınmıştır.”’

DARBE KELİMESİ YOKTUR

Darbe girişimine ilişkin Genelkurmay’a bilgi verildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığının da altını çizilirken, “Zira bu husus MİT Müsteşarlığının TBMM’ye gönderdiği raporda da aynı temelde ifade edilmektedir. ‘Darbe’, ‘Darbe girişimi’ gibi ifadeler bu raporda da söz konusu edilmemiştir” diyen askeri yetkililer, halen görülmekte olan davalarda bazı sanıklar tarafından işledikleri suçu hafifletmek, hedef saptırmak ve adaletten kaçmak amacıyla pek çok yalan söylendiğinin vurgu yaptılar.

Askeri yetkililer, bunlardan en akıl dışı olan yalanın ise “Genelkurmay Başkanın karargahtan Akıncı’ya götürülürken helikopter pilotunun kulağına eğilerek ‘Niye vaktinde gelmediniz?’ dediği şeklinde olduğunu vurgulayarak şunları aktardılar:

APAÇIK YER ALMAKTADIR

“15 Temmuz 2016 akşamı saat 21:20 sularında Genelkurmay Karargahına giren darbeci hainler (sözde Özel Kuvvet unsurları), Komuta Katına çıkmışlar ve bu saatten sonra Genelkurmay Başkanı Odasına giren eski Tümg. Mehmet Dişli, Komutanı darbe girişiminin başladığından haberdar etmiş ve kendisinin de bu girişime destek vermesini talep etmiştir. Daha bu söz Mehmet Dişli’nin ağzından çıkar çıkmaz Genelkurmay Başkanı buna şiddetle karşı çıkmıştır. Bunu doğrulayacak tek somut gelişme yada delil ise o sırada Karargahta, Komutanın makam odasının alt katında odası bulunan Basın Daire Başkanı Tuğgeneral Ertuğrulgazi Özkürkçü’nün yukardan gelen bağrışma sesleri üzerine yukarı çıkarak bizzat Komutanın darbeci hainlere karşı ne denli karşı koyduğunu duyması, bu olaya şahit olmasıdır. Ne olduğunu o sırada tam olarak anlamamış olsa da, Genelkurmay Başkanının darbecilere çok ağır sözler söyleyerek bağırdığını ifadesinde net bir şekilde ifade etmektedir. Ancak kendisi de olaya müdahale etmek isterken darbeci hainler tarafından derdest edilmiş ve bilahare Akıncı üssüne götürülmüştür. Aslında Özkürkçü’nün ifadesi tam olarak okunmuş olsa, bu gerçek orada apaçık yer almaktadır.

Şimdi nasıl oluyor da şu iddia gündeme gelebiliyor? ‘Genelkurmay Başkanı ortamın netleşmesini bekledi, o nedenle de darbeciler kendisine çok kötü davranmadı; Akıncı Üssüne de elleri bağlanmadan gitti’. Cevabı aslında çok basit. Darbecilerin sinsi planı. Daha baştan Komutanı kendilerince kaybetmek istemediler. ‘Acaba iknaya şiddet kullanmadan zorlarsak kabul eder de kameralara konuşur mu?’ diye beklediler. Lakin boşuna oldu. Ama bu demek değildir ki Genelkurmay Başkanı bunlara rıza gösterecek. Daha önce de belirtildiği üzere, buradaki somut ve tek gerçek Genelkurmay Başkanı, eski Tümg. Mehmet Dişli’nin ilk odaya girip hain planı söylediği andan itibaren sonuna kadar bu hain plana şiddetle karşı çıktığıdır.”

Askerlik mesleğini iyi bilenlerin “Niye vaktinde gelmediniz?” şeklindeki akıl dışı iddiaya inanmasının mümkün olmadığını belirten yetkililer, “Burada asıl maksat konuyu ve ortamı tam olarak tahayyül edemeyecek sivilleri ve mahkeme heyetini etkilemektir. Söz konusu iddianın yalan olduğunun anlaşılabilmesi için öncelikle ortamın anlaşılması gerekmektedir” diyerek şöyle devam ettiler:

PİLOTA YAKLAŞMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR

“Herhangi bir komutanın helikopterle intikali söz konusu olduğunda ilk olarak helikopter tarafından uçuş ile ilgili tüm hazırlıklar tamamlanır ve hazır olunduğu komutana bildirilir. Komutan kendisine hazır raporu geldikten sonra helikoptere giderek arka tarafta bulunan koltuğuna oturur. Yani biniş anı itibariyle pilotlar koltuklarında oturur vaziyettedir, helikopter motor çalıştırmış ve kalkışa hazır durumdadır. Komutanın binmesi ile birlikte hava aracı hareket eder. Bu şartlar altında Komutanın pilotun kulağına eğilecek kadar pilota yaklaşması mümkün olmadığı gibi çalışan motor gürültüsü altında pilotun kulağına eğilip sesini duyurma ihtimali de yoktur. Kaldı ki kendisinin etrafını saran hainlerin de buna müsaade etmesi de söz konusu olamaz. Bahse konu iddianın gerçeklerle en ufak bir bağı yoktur.

Televizyon programlarında veya bazı gazete köşelerinde acımasız ve hiçbir bilgiye dayanmayan eleştirilerde ve iftiralarda bulunan bazılarının cesaret edemeyeceği şekilde, 15 Temmuz hain darbe girişimi esnasında, darbecilere karşı tüm baskı ve tehditlere rağmen dik duruşunu bir an olsun kaybetmeyen Genelkurmay Başkanı hakkında bu tip asılsız iddia ve ithamlarda bulunmaları, esasen Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini küçük düşürmek maksatlıdır. Sonuç olarak bazı basın yayın organları da alet edilmek suretiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin Komutanı hakkında gerçek dışı iddia ve bilgiden yoksun yorumlarla dolu bir karalama kampanyası yürütülmektedir. Aslında buradaki asıl hedef Genelkurmay Başkanının şahsı üzerinden Sayın Cumhurbaşkanımızdır. Bu gafiller zannediyorlar ki, Genelkurmay Başkanını karalayarak, dolaylı olarak da Devletimizin başı olan Sayın Cumhurbaşkanımızı karalamış oluruz, devleti zor durumda bırakırız. Davalar esnasında hainlerin ifadeleri de bir elden çıkmışçasına bu amaca hizmet edecek benzerlikler içermektedir.”