Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Budapeşte'deki Dünya Su Zirvesi'nin ikinci gününde gerçekleştirilen “Su Stresi ve Kitlesel Göç: Krizleri Önlemenin Yolları” başlıklı oturumun açılış konuşmasını yaptı. Konuşmasında Suriye'ye değinen Bakan Pakdemirli, daha 3 yaşında ailesi ile Suriye’deki iç savaştan kaçarken denizde boğulan ve cesedi sahile vuran Aylan bebeğin yürek sızlatan görüntülerini hatırlatarak, "Bu fotoğrafa yakından bakmanızı istiyorum. Bu çocuk Aylan Kurdi, ailesinin sevgili oğlu Aylan. Sadece bir saniye eğer bu çocuk sizin oğlunuz olsaydı ne hissederdiniz? Aylan’ın Şintuist, Budist, Müslüman, Yahudi veya Hristiyan olması fark eder mi? Siyahi veya beyaz olması fark eder mi? İşte bu kelimelerin bittiği nokta. Suriye ağlıyor. Peki dünyanın diğer kalanı nerede?’’ dedi.

‘‘Teröristler tarafından değiştirilen demografiyi eski haline getirmeyi amaçlıyoruz’’

Barış Pınarı Harekatı’na da değinen Bakan Pakdemirli, harekatın asla Suriye topraklarının işgaline veya demografik yapıyı değiştirmeye yönelik bir adım olmadığını vurguladı. Pakdemirli, "Ülkemizin güvenliği başta olmak üzere bu harekât sayesinde teröristlerce demografisi değiştirilen topraklar güvenli hale getirilecek ve ülkemizde yaşayan Suriyelilerin kendi istekleriyle ve güvenli biçimde bu topraklara, kendi evlerine dönmelerine imkan sağlanacak. Bölge güvenli hale geldiğinde gerçekleştirilecek su altyapısı, konut inşası, okulların inşası gibi pek çok alanı içeren kalkınma projesi ile Suriyelilerin kendi topraklarına dönmelerine imkan sağlanacak" diye konuştu.

‘‘Asıl meselemiz mülteci kardeşlerimize insanca yaşama olanağı sağlamak’’

Bakan Pakdemirli, dünyada en fazla sayıda mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye'nin bu alandaki deneyimlerini de paylaştı. Türkiye'de yaşayan Suriyelilerin büyük çoğunluğunun -yüzde 98’inin- kamplarda değil Türk vatandaşları ile birlikte kentlerde, köylerde yaşadığını ifade eden Pakdemirli, bu durumun Türkiye’nin mülteci deneyimini dünyada özel bir yere taşıdığını belirtti. Bakan Pakdemirli, asıl meselenin Suriyelilere sadece su, gıda, barınma gibi hizmetlerin sağlanması değil insanca yaşayacakları bir hayat sunmak olduğunu vurguladı.

"Dünyada en fazla insani yardım yapan ülkeyiz"

Yemen’de çatışmalardan dolayı 3,6 milyon insanın evlerini terk etmek zorunda kaldığını hatırlatan Bakan Pakdemirli, ‘‘Dünyanın en zengin ülkesi değiliz ancak dünyada en fazla insani yardımı yapan ülkeyiz. İronik değil mi? Değil. Gerçeğin ta kendisi’’ dedi. Avrupa ülkelerinin tamamında toplam 1 milyon Suriyeli mülteci yaşarken, Türkiye’nin 3.5 milyon mülteciye ev sahipliği yaptığına değinen Bakan Pakdemirli, ‘‘3.6 milyon Suriyeliye ev sahipliği yapmak Türkiye’ye pek çok sorumluluk yüklüyor. Güvenlik, barınma, sağlık, su, gıda temini. Ama asıl zorluk onlara sadece bu hizmetleri vermek değildi, asıl mesele onlara yaşanabilir bir hayat sağlamaktı. Kamplarda yaşayan Suriyeli nüfus Türkiye’de yaşayan toplam Suriyeli sayısının sadece yüzde 1,7'sini oluşturuyor. Halihazırda Suriye sınırına yakın yerlerde 7 geçici kamp var. Türkiye buralarda ihtiyaç duyulan altyapıyı inşa etti. Kamplarda kişi başına günlük en az 130 litre su sağlanıyor. Kampların dışında kentlerde, köylerde yaşayan nüfus ise toplam Suriyelilerin yüzde 98’i. Bu durum Türkiye’nin mülteci deneyimini dünyada özel bir konuma taşıyor" ifadelerini kullandı.

"Türkiye Suriyeliler için toplam 40 milyar dolar harcadı"

Türkiye’nin Suriyeliler için toplam 40 milyar dolar harcadığını da belirten Pakdemirli, ‘‘Uluslararası camiadan aldığımız desteği telaffuz etmek dahi istemiyorum, çünkü çok çok az. Bu, tek bir ülke için çok büyük bir yük. Sadece altyapı hizmetleri değil, Suriyeli kardeşlerimizin kendi toplumumuzla kaynaşmasını da önemsedik. 92 bin 280 Suriyeli vatandaşlık aldı. Ayrı mahallelerde, gettolarda yaşamıyorlar, Türk vatandaşlarıyla birlikte aynı mahallelerde yaşıyorlar’’ diye konuştu.