Damla Peker - Ebru Karatosun ANKARA

Türkiye tarihine “postmodern darbe” olarak geçen ve toplum ile siyaset üzerinde derin izler bırakan 28 Şubat darbesinin üzerinden tam 23 yıl geçti. Bütün darbeler gibi 28 Şubat’ın da dış kaynaklı olduğunu vurgulayan siyasetçiler, 28 Şubat’ın sivil ayağının da yargılanması gerektiğini belirtiyor. Siyasiler ve hukukçuların 28 Şubat darbesine ilişkin değerlendirmeleri şöyle:
ÇELİK: HAYATLAR ÇALINDI
 AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Türk siyasi tarihi için en utanç verici günlerden birisi. Millî iradenin gasbedildiği, silahların millete doğrultmakta tehdit edildiği bir dönem. Siyaset üzerinde vesayet kurulmak istenen bir dönem. Siyasi hafızamızda hâlâ yerini koruyor. Kökü dışarıda bir takım oluşumlar olduğunu ifade etmek gerekir. Vatandaşlarımızın hayatları çalındı. Son günlerde 28 Şubattaki vesayet söylemlerini hatırlatır şekilde ortaya çıkanların bunları değerlendirmesi lazım.
ÖZKAN: BİR HAÇLI SALDIRISI
 AK Parti Denizli Milletvekili ve Grup Başkanvekili Cahit Özkan: 28 Şubat, bir haçlı saldırısıdır. Haçlı saldırısının nihai amacı da bu ülkeyi teslim almaktır. Teslim alırken de petrol şirketlerini, silah baronlarını ve faiz lobilerini Türkiye’deki amaçlarına ulaşmak için emperyalist vasıtalar olarak kullanmışlardır. Haçlı saldırısı açıkçası Türkiye’de derin ve paralel yapıların yani FETÖ’nün, PKK’nın bu ülkede kökleşmesine neden olmuştur. O dönemde FETÖ elebaşının hükûmete yönelik ‘Beceremediniz, bırakınız’ ifadesi de doğrudan o darbecilerin FETÖ’cü unsurlarla olduğunu işaret etmektedir.
SORGUN: FETÖ’YÜ KORUDULAR
 AK Parti Konya Milletvekili ve MKYK Üyesi Ahmet Sorgun: Darbelerin yerlisi ve millisi olmaz. Bugüne kadar hiçbir darbe dış destek olmadan yapılmamıştır. Bütün darbelerin ortak kaybedeni millettir. Ama kaymağını iç ve dış egemenler, hortumcular yer. Darbeler serisinin hep korunup kollananı FETÖ. 12 Eylülde, ismi güya arananlar listesinde. Ama o, aleni şehir şehir dolaşıyor, ağlarını örüyor. 28 Şubat’ta herkese kan kusturulurken, gazeteciler andıçlanıp, sermaye rengârenk boyanırken, kebapçılar bile fişlenirken, alan FETÖ’ye sonuna kadar açılıyor.
YILDIRIM: SİVİL AYAK NEREDE? 
MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım: 28 Şubat’ın asker ayağıyla ilgili yargılama yapıldı ama sivil ayakla ilgili orada da bir şey yok. 15 Temmuz darbe girişiminin sivil ayağıyla ilgili de bir soruşturma bulunmuyor. Bunlar ortaya çıkarılmalıdır. 28 Şubat’ı köpürten, oluşturan, tahrik eden, başkalarının hayat alanlarını sınırlayan ve kamu hizmeti alımından bile men eden bir mantık vardı. Ama onlara hiçbir şey olmadı. Onlar hâlâ aynı zihniyette devam ediyor. O günleri Allah bir daha göstermesin. 
TORAMAN: 24 MİLYONDAN FAZLA MAĞDUR VAR 
 Davanın müşteki avukatlarından Cüneyt Toraman: 28 Şubat 1997 yılında başlayıp 2002 yılına kadar sürdü. Etkileri de 2007 yılına kadar devam etti. Bu gerçekten 28 Şubat’ı gerçekleştirenler için açılan dava değil. 28 Şubat darbesinin en önemli delili olan Batı Çalışma Grubu aleyhine açılan bir davadır. Siz terör örgütü yöneticisini tutuklu yargılıyorsanız, hakkında müebbet hapis cezası verilenleri de tutuklamanız gerekiyor. Burada bir adaletsizlik var. Medya, iş adamı, STK ve siyaset ayağıyla ilgili yürütülen soruşturmanın devam ettiği söylendi. Biz bir darbenin kaç tane ayağının olduğunu 15 Temmuz’da gördük. Hepsi de yargılanıyor. 28 Şubat darbesi, 15 Temmuz darbe girişiminden daha hafif bir darbe miydi? 28 Şubat darbesinin 24 milyondan fazla mağduru var. Medya ayağında olan isimler hâlâ yazmaya devam ediyor ve toplumu yönlendirmeye çalışıyor. Bu kişiler Gezi eylemlerinde de çok aktif bir şekilde kargaşa ürettiler. Biz yürütülen soruşturmanın bir an önce tamamlanmasını ve davaya dönüşmesini istiyoruz. Biz bunları yargılamazsak, başka 15 Temmuz teşebbüsleri de olur.

DÖNEMİN SULTANBEYLİ BELEDİYE BAŞKANI KOÇAK: 
Atatürk heykelini yakıp benim üzerime atacaklardı

28 Şubat döneminde Refah Partisinden Sultanbeyli Belediye Başkanı olan Ali Nabi Koçak, darbeye giden süreç ve sonrasında yaşadığı tanıklıkları anlattı. 28 Şubat döneminde Sultanbeyli’de ne kadar Kur’ân kursu varsa kapatıldığını, Adil Düzen Mahallesi’nin isminin çağrışım yaptığı için Adil Mahallesi olarak değiştirildiğini, Mücahitler Camii’nin isminin değiştirilmesi için uğraşıldığını anlatan Koçak, kendi okulu olan Bahtiyar Kolejine askerlerin geldiğini ve okulda başörtülü öğretmen ve öğrenci var mı diye teftişler yaptıklarını söyledi. 
Koçak “28 Şubat, Türkiye’nin kalkınmaması için, fakir fukaranın maaşları artırıldığı için, denk bütçe çıktığı için vatan hainlerinin bu memleketi, Türkiye’yi başkalarına muhtaç etmek amacıyla yaptığı bir ihtilal hareketidir. Bu dünyada cezasını görmeseler, kıyamette görecekler. Erbakan gibi bir lidere bu ihanetin yapılması hainliktir, kansızlıktır.” değerlendirmesinde bulundu.
Sultanbeyli’de yaptırılan Atatürk heykeli ile ilgili de konuşan Koçak, şunları anlattı: 
(2. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Doğu Silahçıoğlu) Olmayacak bir yere heykel dikti. Müdahale etmedik biz, kaymakam müdahale etmiş, ‘Sana fikir sormadık.’ demişler. O gün basın açıklaması yaptım. ‘Bu heykel fiberdir. Bu gece yakacaklar ve benim üzerime atacaklar. Biz de burada 24 saat nöbet tutuyoruz.’ dedik ve zabıtaya sekizer saat arayla 24 saat nöbet tutturduk. 15 gün içinde yakamayınca, fiberi götürüp tuncunu getirdiler. Bu mudur iyi niyet? Sadece Atatürk istismarcılığından ibaret. Gece kendileri gelip yakacaklardı, bizim üzerimize atacaklardı. Bunu yapamadılar, ondan sonra Sincan’daki Kudüs gecesi bahane edilerek ihtilal yapılmış oldu. O zaman Kudüs gecesine karşı çıkanlar şimdi de Kudüs gecesi kutluyor. 

GEBZE BELEDİYE BAŞKANI VE YARDIMCISI
Başörtülü çalıştırılıyor diye işkence yapmışlar

Gebze Belediye Başkan Yardımcısı olduğu dönemde, 28 Şubat sürecinde irticai faaliyette bulunduğu iddiasıyla hakkında dava açılan ve gözaltında işkenceye maruz kalan Necmi Özen, yaşadığı o günleri unutamıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi 1. Hukuk Müşaviri Necmi Özen,  28 Şubat döneminde  belediye personelinin tek tek çağrıldığını, tipine bakılarak “eksi artı” şeklinde fişlendiğini belirtti.. Özen, çeşitli suçlardan sabıka kaydı bulunan 71 kişinin de “Gebze Belediyesinde çoğu irticai terörden sabıkalı 71 kişi çalışıyor” diye lanse edilerek haber yapıldığını aktardı. Belediyeden toplanarak İstanbul organize suçlara götürüldüklerini, işkenceler yapıldığını vurgulayan Özen “Ben ve başta belediye başkanımız merhum Ahmet Penbegüllü olmak üzere 8-9 arkadaşımıza çok ağır işkenceler yapıldı. Orada 5 gün boyunca kollarımız kelepçeli, gözlerimiz bağlı işkencelere maruz kaldık. Bugün her alanda özgürlükler arttı. Düşünce özgürlüğü, inanç özgürlüğü. Belediyemizin hastanesinde başörtülü doktor ve hemşireler var diye yargılandık. Başörtülü ve sakallı personel var diye yargılandık” diye konuştu. 

PROF. DR. ŞAN: Dört ay bodrumda kaldım
28 Şubat postmodern darbe sürecinde görevinden uzaklaştırılan ve baskılara maruz kalan Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kemal Şan, karanlık yılları şöyle anlattı:
Dört ay rektörlüğe ait bir bodrum katta masa ve sandalye olmadan geçirdim. Önünden geçtiğimde hâlâ duygulandığım bir odadır orası. Koridorlarda gezinirken beni gören insanlar içten içe üzülürlerdi ama döneme hâkim olan korku iklimi herkesi sus pus etmişti. Prof. Dr. Şan, Türk demokrasisinin sürecini tamamlayabilmesi için darbenin ideolojik iklimiyle mücadele edilmesi gerektiğini belirterek “Darbenin bataklıkları, ideolojik iklimi kurutulmalı” dedi.