TGRT Haber TV'de 'Gündem Özel' programına katılan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Mücahid Ören tarafından karşılandı. Bakan Soylu, moderatörlüğünü Cem Küçük'ün üstlendiği, Yücel Koç ve Süleyman Özışık'ın da katıldığı canlı yayında gündeme dair soruları cevapladı.

Bakan Soylu, programa güzel bir haberle başlamak istediğini belirterek, 17'nci aile ile Irak'ın kuzeyinden getirdikleri Serkan Akkuş'un buluşacağını söyledi.

Bakan Soylu, şunları ifade etti:

"Güzel bir haberle başlayalım. 186. gün olması lazım bugün Diyarbakır annelerinin. Türkiye'de ve dünyada teröre karşı, uluslararası sisteme karşı, bölgenin istikrarsızlaştırılmasına karşı ana yüreğiyle kendi evlatlarına sahip çıkmaya çalışıyorlar. Bir taraftan kendi evlatlarına sahip çıkıyorlar, bir taraftan başka evlatların terör örgütüne katılmaması için aslında o çıplak gerçeği o cesur yürekleriyle beraber ortaya koyuyorlar. Bugün 17'nci aileyle Irak'ın kuzeyinden getirdiğimiz Serkan Akkuş buluşacak. İnşallah yarın. Buraya gelmeden önce Sayın Cumhurbaşkanımızı Diyarbakır annelerinde bir kavuşma var diye aradım. Daha sonra babası Fahrettin Beyi aradım. Yaklaşık bir yıldır orada, o çadırda duruyor. Annesi ile de konuştum. Büyük bir psikolojik galibiyet, büyük bir fiili galibiyet ve terörü destekleyen bütün unsurlar... Bu, o annelerin zaferi. İnşallah hepsiyle ilgili böyle sonuçlar alabilmek nasip olur." 

Bakan Soylu, bu kavuşmanın yarın (bugün) gerçekleşeceğini aktararak, şunları söyledi:

"Bu akşam saat 17.50 itibariyle giriş yaptı 6 kişi. Bu, terör örgütünün içini karıştıran, PKK'yı psikolojik olarak çökerten ve hareket kabiliyetini, iletişim kabiliyetini daraltan çok önemli bir adım. O da bu yıl yaklaşık 162 oldu. Yani 162 kişi terör örgütünden bu yıl itibariyle, 3 yılda 700'ü aştı sadece ikna metoduyla. Ne yapıyoruz? Ailesiyle temasa giriyoruz. Muhakkak aileleriyle temas kuruyorlar. Ailesiyle temasa girdikten sonra onu nasıl bu tarafa getirilebileceği konusunda çabayı gerçekleştiriyoruz ve ardından da onu getiriyoruz. Bu, terör örgütüne, dağa gitmelerini azaltıyor." 

Soylu, neredeyse 3 yılda 11 bin 900 kişinin dağa çıktığını, bu rakamın ise bugün 41 kişi olduğunu belirterek, "Bu şu demektir; peki kaç kişi gelmiş bu yıl? 156 kişi. Biz terör örgütünün içine daha fazla giriyoruz daha fazla ikna ediyoruz. Terör örgütünün buradaki gençlerimizi ve çocuklarımızı ikna etme kabiliyeti, devşirmeye çalıştıklarını Türkiye'ye getirme kabiliyetimizden daha az. Bu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin uyguladığı politikanın ne kadar doğru olduğunu, ne kadar isabetli olduğunu ve ne kadar da iyi bir şekilde evrildiğini gösteren en temel fotoğraflardan bir tanesi." değerlendirmesinde bulundu.

Bu yıl pandemi dolayısıyla gelişlerin üç ay boyunca ciddi şekilde durduğunu anlatan Soylu, "Bizim tahminimiz bu yıl 300 civarındaydı ama biz bu yıl 200'ü tamamlarız. Temasta bulunduğumuz aile sayısı 8 binin üzerinde." dedi.

"Sol terör örgütlerinden de getirdiklerimiz var"

Jandarma ve polisin bir teröristi teslim almadan önce yürüttüğü çalışmaya ilişkin bilgi veren Bakan Soylu, "Arkadaşlarını, çocukluğunu, ailesini, özelliklerini, her şeyini... Bu Türkiye'de kapsamlı olarak yapılan bir çalışma ve muhteşem bir çalışma. Sol terör örgütlerinden de getirdiklerimiz var. Tüm bunlara yönelik çok başarılı bir çalışma yürüyor." diye konuştu.

"Türkiye'ye geçen sene 200'ün üzerinde terörist girdi dışarıdan"

"Verdiğiniz rakamlarda Türkiye'deki PKK'lı sayısı 400'ün altına düştü. Şöyle diyenler de var; 'Bunlar aslında Suriye'ye gittiler. YPG'ye katıldılar.' Bu böyle midir yoksa hakikaten azaldılar mı?" sorusu üzerine Bakan Soylu, şu yanıtı verdi:

"Meseleyi bazıları küçümsemek için böyle bir değerlendirme yapıyor. Keşke olsa da göstersem. Bizim elimizde terör örgütünün Türkiye yapılanması var. Suriye yapılanması var, Kuzey Irak yapılanması var, İran yapılanması var. Bizim elimizde bütün yapılanması var. Türkiye'ye geçen sene 200'ün üzerinde terörist girdi dışarıdan. Bu sene 80 civarında. Biz dağa 41 terörist gitmeyle bir azaltma gerçekleştirmedik. Aynı zamanda telsiz konuşmalarını, yakaladıklarımızın ifadelerini alıyoruz, bazıları günlük tutuyor. Bütün bunların üzerinden yürüyoruz. 

Allah razı olsun Cumhurbaşkanımızdan. Özellikle İHA konusunda ne mücadale verdiğini biliyorum. İnşallah tarih bir gün bu mücadelenin gerçek hikayesini anlatır. Ama ülke için başardı, ülkenin birliği için başardı. Dünyada İHA teknolojisini bizden daha iyi kullanan kimse yok. Çok yaptığımız iş var. Onların bir kısmı kendi içimizde gerçekleşen işler. Onun için Şırnak ve Hakkari bizim için önemli bir bölgedir. Şu anda orada görev yapan paşalarımızın tamamı gönüllü gittiler. Kiminin 5, kiminin 6'ncı şarkı. Ama bitirmeye gittiler."

"PKK bitti ne zaman diyeceğiz?" sorusuna karşılık Bakan Soylu, "Biz size ekim ayında Allah nasip ederse bir rakam veririz." yanıtını verdi.

"Avrupa'dan PKK'ya katılanlar sayısında azalma var mı?" sorusu üzerine Soylu, son zamanlarda yaptıkları tespite göre katılımın çok fazla olmadığını söyledi.

Özellikle çocuk terörist devşirilmeye çalışıldığını belirten Soylu, "Birleşmiş Milletler ile gittiler anlaşma imzaladılar 'biz bundan sonra çocuk terörist kullanmayacağız' diye. Dünyanın neresinde böyle bir terör örgütü ile Birleşmiş Milletler anlaşma imzalar. Dünya sessiz kaldı ben şaşkınlık içindeyim." dedi.

"Artık konuşamıyorlar. Korkuyorlar"

PKK'nın telsiz kestirmelerinin 14 binden, 372'ye düştüğünü aktaran Bakan Soylu, "Bu ne demektir biliyor musunuz? Artık konuşamıyorlar. Korkuyorlar." diye konuştu.

Türkiye'nin ekonomisinin sıçrama dönemine doğru geldiğini düşündüğünü belirten Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'nin alt yapısı, oluşturduğu dinamik ve getirdiği süreç, büyük bir sıçramayı beraberinde getiriyor. Burada bizim boş bir yerimiz var. Doğu ve Güneydoğu, kapasitemizin boş olduğu bir yer. Yani diyelim ki Türkiye'nin tamamında yüzde 30 kapasite boşluğu varsa, Güneydoğu'da bu kapasite yüzde 55-60. Orada biraz daha mesafe alabilme kabiliyetimiz söz konusu. Tam da burada mesafe alabileceğimiz bir zaman dilimi içindeyiz.

Bugün Doğu Akdeniz'deyiz, bugün İHA yapıyoruz, bugün Çanakkale Köprüsü yapıyoruz. Libya'dayız. Bizim burnumuzu, Allahınızı seversiniz Afrin'e sokarlar mı? Bizim burnumuzu Kuzey Irak'ta 25-30 kilometre öteye götürdüler mi? Okyanus ötesinden ABD 'Dur nereye gidiyorsunuz?' der. Avrupa'nın bütün mekanizması ayağa kalkar. Bugün Türkiye, elde ettiği güçle, alt yapısıyla, ekonomik biriktirdiği alanla birlikte büyük bir sıçrama ülkesidir. Buradaki en önemli noktalardan bir tanesi de hele bu salgının çok büyük bir faydası olacak. Özellikle tekstilde Doğu, Güneydoğu ve Orta Anadolu'da önümüzdeki dönemlerde çok büyük sıçramalar yaşanacak."

Bakan Soylu, Akıncı ile birlikte havada durabilme ve gözetleme kabiliyetinin çok daha fazla olacağını belirterek, "Bu şunu sağlayacak, terör örgütünün kırsalda etkinliği tamamen azaltılmaz. Ben hep kırsaldan bahsediyorum ama şehirlerde de çok önemli operasyonlar yapılıyor." dedi.

Terör örgütünün sürekli olarak taban tutabilmek için eylemlerini kendi adına önemli bir süreç olarak gördüklerini aktaran Bakan Soylu, "İstihbaratımız her yönüyle muhteşem çalışıyor." ifadelerini kullandı.

Yerli ve milli yazılımla parmak izi 

“Bir daha sahtecilik yapma ihtimali ortadan kalkıyor”

Yeni kimlik kartıyla ilgili konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Bundan 5 yıl önce Kırıkkale’de pilot olarak bir proje başladı. Buradaki proje bizim yeni kimlik kartlarımızla ilgili projeydi. Sonra 2017 yılının başında biz bunu bütün Türkiye’de başlattık. Şu ana kadar 58 milyon yeni Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartı verdik. Bu kimlik kartının içerisinde bir biometrik resim var, bir de parmak izi var. Bu parmak izlerimizi işleyen yerli ve milli sistem değil, yabancı bir sistem. HAVELSAN ve POLSAN bir araya geldiler ve güzel bir şirket kurdular. Yılbaşından itibaren kendi parmak sistemimiz milli ve yerli yazılımla kendimizi işleyeceği yepyeni bir sisteme giriyoruz. Bu arada teknolojiyle beraber ihtiyaçlarımızı yerlileştiriyoruz. Bu kimlikte bir şeyi bir araya getirmek istedik. Burada benimde var. Burada onu söyleyeceğim. Bu ehliyeti ikisi bir arada. Türkiye Cumhuriyeti Nüfus idaresine gidiyor ben bunu yükletmek istiyoruz. Çip var boş 5 hanesi var, bunu yükletiyor ücretsiz. Bir daha bunu kullanmıyor. Süresi bitene kadar kullanmıyor. Niçin sebebi şu, bir uluslararası anlaşmalar, yurtdışına çıkarsa buna ihtiyacı var. Buna bir kolaylık daha sağladık. Yeni kimlik alacak, 58 milyon ama şu anda 25 milyonunda kimliği yok. Gidecekler bir kağıt imzalatacağız. Ben buna ehliyetimi yükletmesini istiyoruz Ankara’ya basıma gittikten itibaren en fazla 4 günde veriyoruz. Orada yükleniyor olacak ve adrese gidecek. Yeni kimlik alacaklar için bir daha nüfus idaresine gitmeyi ortadan kaldırdık. Burada bitirmedik başka bir şey daha yaptık. Allah nasip ederse arkadaşlar TÜBİTAK’la görüşüyorlar. E-imza yüklenecek. SGK sağlık gibi yüklemek için görüşmeler yapıyoruz. Hastaneye gittik bunu verdin, parmak izin var, biometrik var, kartında var olup bitiyor. Ocak ayından sonraki ilk zaman dilimlerine yetiştirmeye çalışıyoruz. Notere nüfus cüzdanımızı veriyoruz malımı buradan devret diyorlar çok sahtecilik işi çıkıyor. Bankaya gidiyorsunuz ben buyum diyorsunuz o bakıyor bu mudur değil midir? Şuna bir elektronik kimlik doğrulama sistemi diyoruz. Devlet bundan para kazanacak vatandaştan değil. Noterler bunu bekliyor. Oraya gittiği zaman parmağını koyuyor, diyor ki Cem Küçük hoş geldin resmi bu kimliği doğrulanmıştır diyor. Bir daha sahtecilik yapma ihtimali ortadan kalkıyor. Bütün büyük şirketler, bankalar, noterler alışveriş merkezleri bunu bekliyorlar. İnanıyorum ki 2021 yılının ilk yarısına doğru bunun kanun düzenlemesini yaptık. Banka kartı buraya girebilir mi girebilir. Kredi kartlarımızı oraya yükleyebilme kabiliyetimiz söz konusu” dedi.

“Şu ana kadar da 76 bin kişi ehliyetini Türkiye Cumhuriyeti kartına yükledi”

Yeni sisteme geçmek istediklerini belirten Bakan Soylu, “Biz yeni sisteme geçmek istiyoruz. Herkes bize orada yardımcı olsun. Şu ana kadar yeni ehliyette 11 milyon üzerine çıktık. Yeni ehliyette de bu sayıya ulaştık. Bunların hepsini nüfusta yapıyoruz. Emniyeti bu yükten kurtardık. Nüfusta burada nüfus idarelerin yeni konseptler yapıyoruz. Turuncu renkte. Temel problem şu özel sektör vatandaşı memnuniyet odaklı bir hizmet yürütüyor. Eğer Devlet özel sektörün vatandaş odaklı yürüttüğü hizmetin altında kalırsa, devletle özel sektör arasındaki fark açılır. Bu da devleti itibarsız hale koyar. İçişleri Bakanlığımıza geldiğinde 2 bin 850 belge alıyorduk vatandaştan. Şu an bin 20 belge alıyoruz. Hükümetimizin tamamında büyük yarışma var. Rize çaya gittiler seyahat belgesi aldılar, kaymakamlıklardan izin almadılar. 2,5 milyon e devlet başvurusu olan birinci bakanlığız. Bunun gibi bir çok örnek anlatabilirim. Ama bu konularda Türkiye vatandaşa hizmet konusunda çok üst kaliteye geldi. Sekmeler olabilir ama onu da düzeltmek bizim için önemli. Sağlık raporuyla ehliyeti alamayacak bir durumda süreç söz konusuyla biz Fahrettin beyle sayın bakanımızla Fahrettin hocayla konuşur ve müdahale ederiz. Bizim günlük rakamlarda düşme söz konusu değil. Şu ana kadar da 76 bin kişi ehliyetini Türkiye Cumhuriyeti kartına yükledi” diye konuştu.

İçişleri Bakanı Soylu: “Ekonomimiz sıçrama dönemine geldiğini düşünüyorum. Türkiye’nin alt yapısı ve dinamiği bugün getirdiği süreç büyük sıçramayı getirecek. Burada boş bir yerimiz var, doğu ve güneydoğu bölgemiz. Orada biraz daha mesafe alabilme kabiliyetimiz var. Tam burada mesafe alacağımız zaman içindeyiz.”

İçişleri Bakanı Soylu: “Cizre’de bir iş adamı geliyor 500 kişilik tekstil fabrikası kurmak istiyor. Bunu bin 500 yapar mısınız, diyoruz. Orada istikrarsızlık görse yaparım der mi, demez. Terörü görse yaparım demez. Ayakkabı, diğer sektörler, madenler başladı. Terör örgütünden çıktı. Madenler enerjisine ekonomiye katkı sağlamaya başladı. Kömür çinko, bakır, doğu ve güneydoğu her tarafı sahalar gençlik spor, kayak, atletizm gibi başarılar var. Bir dönüşüm hikayesi yaşanıyor doğu ve güneydoğuda. Bunu gören insanlar sokaklarda yatırımlar geliyor. Bütün bunlar moralleri yükseltiyor. Çocukların hayalleri yükseliyor. Bambaşka bir Türkiye’ye doğur orası evriliyor.”

Soylu, şunları kaydetti: 

"Şekerle zehri bir araya koyuyorlar. Bu ülkede 15 Temmuz'u kim yaptı, fabrika işçisi mi yaptı? Kim yaptı? Kamu bürokrasisi. Kamudan çıkmadı mı? Bir tarafta yargı, bir tarafta TSK'nin içine girmiş hainler değil mi? Bir tarafta polisten ve jandarmadan ayıkladıklarımız değil mi? Devlete gelmiş sızmışlar ve ülkemizi satmışlar. Peki ne olmuş da bunlar girmişler. Biz 15 Temmuz'dan sonra bir karar aldık, 'devlete güvenlik tahkikatıyla adam alalım' dedik. Bundan masum bir istek yok. Markete adam alırken bile 'kim?' diye bakıyorsun. Bir derdimiz ve endişemiz olmasa bunu ortaya koymayız. Bunu bir tehdit olarak algılıyorum. Özgürlüğümüze, hukuk devletimize bir tehdit olarak algılıyorum. 15 Temmuz'da da bu anayasa yok muydu? Peki nasıl darbe yapmaya kalktılar? Biz devlete adam alırken kılı kırk yarmalı mıyız, yarmamalı mıyız?"

"Bizim dilimiz düşünceyi saklamaz"

Bakan Soylu, Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan'ın, kendisine cevaben yaptığı açıklamanın sorulması üzerine, AYM Başkanı ile kişisel bir sorununun olmadığını ifade etti.

Ancak, karşı karşıya kaldığı meseleyi kendi üslubuyla ifade etmeye çalıştığına dikkati çeken Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hepimiz ülke için çalıyoruz. Bizim dilimiz düşünceyi saklamaz, belki problemimiz bu olabilir. Ne varsa onu ifade etmeye çalışırız. AYM ne zaman kuruldu? AYM'nin ilk kurucuları Menderes'i asanlardır. Biz bu sistemi tartışmazsak yaptığımız işlerin hiçbir ehemmiyeti kalmaz. Türkiye kaç yıl başörtüsünü tartıştı? AYM burada ne yaptı? Kendi görevi olmayan bir meseleyi iptal eti. Refah Partisi'ni kim kapattı, ne yaptı Refah Partisi bu ülkeye? Nerede bu özgürlük? 367 garabetini de AYM sağladı. 17-25 Aralık nasıl geldi bu ülkeye? Bunu biri söylesin. Bütün bunlardan sonra derdiniz nedir, bugün ne oluyor da tekrar bir bisiklet tartışması başlattınız? Bir AYM üyesinin bisikletini gösterip, anayasanın 137. maddesini ortaya koyup, 'hukuka kimse müdahale edemez' gibi sadece PR üzerinden tweet atması son derece sakil bir davranıştır. Eğer bu davalar görülürken İçişleri Bakanı olarak, 'Benle alakası var, buna şöyle bakın' dersem bu tweeti atarsın ve 'yargıya kimse müdahale edemez' dersin. Ancak ben böyle bir şey yapmamışım ki. Tam tersi bitmiş, benim sonradan haberim olunca bir reaksiyon ortaya koymuşum. Eleştirme hakkı her zaman var, ben eleştirmiyorum ki senin arkadaşların eleştiriyor. Öyle bir hava oluşturuluyor ki sanki biz buna müdahale etmişiz de bu da anayasanın 137. maddesine aykırı gelmiş de öyle bir istifham oluşturmaya çalışmışlar. Bu büyük bir haksızlıktır." 

Soylu, hendek olaylarında ortaya konulan bildiriyi hatırlatarak, "Orada onlarca, yüzlerce evlat şehit ve gazi oldu. Bu memleket kolay mı kurtarıldı? Bu insanlar niye şehit oluyorlar? Rezil bir bildiri bu. İlk derece mahkemeler bunlara, 'Siz suç işlediniz, terör örgütü ile eşdeş bir tavır ortaya koydunuz' diyor. AYM ise buna 'düşünce özgürlüğü' diyor. Aynen Erdoğan'a ve devlete hakaret edenlere düşünce özgürlüğü dediği gibi buna da 'düşünce özgürlüğü' diyor. Biz bu ülkenin varlığı için kendini feda edenlere ne diyeceğiz? Bana, 'AYM ile niye böyle sert bir polemiğe girdin, acaba kişileri mi hedef aldın?' diye soruyorlar. Hayır kişileri hedef almadım. Bu günde bana laf yetiştirip, güya istiskal etmeye çalışan birtakım değerlendirmeler ortaya koyuyorlar. Ben onları kendime şeref mahyası olarak kabul ederim." ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanı Soylu: “Türkiye'de 247 bin FETÖ soruşturması yapmışız. 125 bin kişi kamudan ihraç edildi. Bunların 44 bin kişisi İçişleri Bakanlığından. Ankara sınırları içerisinde bu yıl tespit ettiğimiz FETÖ'cü 1600 kişi. Bunları mahrem imamlarla, ifadelerle, gaygubet evleri, çalışma evlerinden, ardışık arama soruşturmaları diye kompartımanımız var. Hepsinden bir şey çıkıyor. Ankesörde 19 bin 189 kişiye soruşturma açıldı. Bunun 7 bin 54’ü yani yüzde 39 oranında etkin pişman olduğunu söyledi. Demek ki biz doğru soruşturma yürütüyoruz. Toplam Türkiye’de bin 700 tane vali, vali yardımcısı ve kaymakam ihraç ettik.”

İçişleri Bakanı Soylu: “Asıl FETÖ’cüler yurtdışında. Aralarında hizipler, ayrışmalar ve küsmeler oluşmuş durumda. Eğer biz mengeneyi içeride iyice sıkarsak hareket alanları daralır. FETÖ büyük bir istihbarat terör örgütüdür. Biz kripto mesajları çözüyoruz.”

İçişleri Bakanı Soylu, Türkiye’deki Selefi örgütlere ilişkin “Bizim ortak bir söylemimiz var. Biz her söyleneni değerlendiririz. Bizim görevimiz bu bilgiyi analiz etmek. 2015, 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yıları arasında bu meseleye mensup 5 bin kişiyi gözaltına aldık. İllerde operasyonlar yapıyoruz. Selefi örgütleri 1-1,5 yıldır takip ediyoruz. Kanıtı bulduğumuz andan itibaren operasyon yapıyoruz. Selefilerden 47 dosya düşünün. Devletin bu işlerle yapmış olduğu mücadelenin haritası. 28 dernek ve vakfa operasyon yaptık. Bu mücadeleye devam ediyoruz.”

İçişleri Bakanı Soylu, Selefi yapılanması ve DEAŞ'a ilişkin, “Bunların arasında bir yapı olduğu aşikar. İkincisi ABD’nin DEAŞ konusundaki tezi kendisine ait bir tezdir. Bu büyük bir oyunun parçası. Ayasofya ile DEAŞ’ın fikri olarak ne çatışması olabilir. Burada kimsenin endişesi olmasın. Milletimizi bu tür tehlikelerden korumak için her türlü çalışmayı yapıyoruz.” dedi.

İçişleri Bakanı Soylu: “Uyuşturucunun PKK ile de bağlantısı var. AB'deki uyuşturucu sisteminin çoğunu PKK yönetiyor. Doğu'dan gelen eroin, Afganistan ve İran üzerinden geliyor. Örneğin skunk batı mahreçlidir. Bonzai de batıdan gelir. Esas bu yıl bizim tehlike olarak gördüğümüz 3 şey vardı. Birincisi esrarın artacağını düşündük. Skunk'un artacağını düşündük. Türkiye'nin şuan en büyük tehlikesi metamfetamindir. Çok tehlikeli bir uyuşturucu. Çok bağımlılık yapan bir şey. En büyük mücadeleyi veriyoruz.”

İçişleri Bakanı Soylu: “Yaklaşık 8 yıldır AK Parti'de çalışıyorum. Yarını önemseyenler olabilir. Çok doğaldır. Benim şahsi kanaatim Türkiye'nin bugünü önemlidir. Bu dönemi iyi atlatmalıyız. Sayın Cumhurbaşkanımızla çalışıyoruz. Benim bırakabileceğim en büyük miras Sayın Cumhurbaşkanımızla çalışma şerefidir. Erdoğan'dan sonra siyaset veya bu görevlerle ilgili mezar taşında herhangi bir şey yazmasına gerek yok. Ama Erdoğan'la çalıştı şerefiyle bitirdi. Bundan daha şeref bir şey yok.”