Bakan Soylu, bir otelde düzenlenen, Tanık Koruma Dairesi Başkanlığı Birim Amirleri Strateji ve Değerlendirme Toplantısı'nda, bu yılın, dünyayı "şoke" eden virüs salgını, deprem ve sel afetleriyle tamamlandığını söyledi.

Türkiye'nin bu zorlukların hiçbirisinden yılmadığını ve yıkılmadığını anlatan Soylu, 2200 yıllık devlet geleneği ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde, tüm badirelerde ayakta kalındığına işaret etti. 

Soylu, tüm güvenlik gündemine rağmen Türkiye'nin fiziki kapasitesi ve demokrasi çıtasının yükseltildiğine dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"Tüm güvenlik başlıklarında saha sonuçlarımızı iyileştirdik, olumlu sonuçları trend haline getirdik. Belki de en önemlisi strateji üreterek, günlük değil stratejik adımlar atarak, somut hedefler belirleyerek ilerledik. Tarif etmeye çalıştığım güvenlik risklerine karşın Türkiye bugün terörle mücadelede tarihinde olmadığı kadar başarılıdır. Sadece yıllık katılımı bile 5 bin 558 rakamını görmüş olan PKK'nın bugün Türkiye'deki eleman mevcudu 320'nin altındadır. PKK, ilk terör eylemine 1984'te başladı. PKK terör örgütüne 1984'teki katılım toplam 57'ydi. Bugün öyle bir noktaya geldik ki o yıllardaki katılım sayısının altında. Geçen yıl 130, 2014'te ise 2 bin 558."

"Bu yıl yakaladığımız kök kenevirin piyasa değeri 22,9 milyar liradır"

Türkiye'nin siber güvenlikte de dünyanın en iddialı ülkelerinden biri olduğunun altını çizen Soylu, 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde yılda 45 bin dijital materyalin incelenmesine karşın bu yıl rakamın 350 bin seviyesine geldiğini vurguladı.

İçişleri Bakanı Soylu, 2018'de tüm Avrupa'da yakalanan "ectasy" tabletinin yaklaşık 2 katının, eroinin ise yüzde 20'sinin narkotik birimlerince yakalandığını belirterek, "Zehir taciri PKK, sentetik uyuşturucuya yaptığımız saha baskısından kök kenevire yöneldi. Orayı da baskıladık. Sadece bu yıl yakaladığımız kök kenevirin piyasa değeri 22,9 milyar liradır." ifadelerini kullandı.

Trafikte 2015'te yıllık 7 bin 530 can kaybının görülmesine karşın 2020'yi 4 bin 930'lu rakamlarda kapatmayı öngördüklerini dile getirdi. Soylu, 15 Temmuz'dan bugüne kadar sahil güvenlikte personel sayısının yüzde 30 artırıldığını, profesyonelleşme oranının ise yüzde 71'den yüzde 100'e yükselttiklerini bildirdi. 

"Günlük evden hırsızlık ortalamasını 282'den 157'ye çektik"

Jandarma personelinin yüzde 13,5 arttığını aktaran Soylu, şöyle devam etti:

"Profesyonelleşme oranını da yüzde 58'den yüzde 82'ye çıkarttık. 30 bin çarşı ve mahalle bekçisiyle, sokakların asayişinde çok farklı bir trend yakaladık. Günlük evden hırsızlık ortalamasını 282'den 157'ye çektik. 2021 için 100'ün altını hedefliyoruz. Küresel bir problem haline gelen göç yönetiminde yaptıklarımız zaten herkesin malumudur. Dünyanın şapka çıkardığı ve rakamlarla ifade etmemize gerek olmayan bir hadisedir. Uyum politikalarının faydalarını her alanda görüyoruz. Dünya kadar fitne üretmeye çalıştılar, hiçbiri tutmadı. Öte yandan, düzensiz göçle insanüstü bir gayretle ama yine hukuk ve vicdanı önceleyerek mücadele ediyoruz. Geçen yıl 458 bin kaçak göçmen yakalamıştık. Bu yıl virüs salgınına rağmen sayımız 119 bin oldu."

"19 milyonu aşkın talep ve hizmeti karşıladık"

Soylu, dünyayı altüst eden virüs salgınında da küresel ölçekte bir başarı ortaya koyduklarını anlatarak, şöyle devam etti:

"Gelişmiş ülkelerin birbirlerinin maske kargolarına el koydukları, AB üyesi ülkelerin birbirlerinden gelen yardım çağrılarına kulak tıkadığı bir süreçte bizim sağlık sistemimiz kilitlenmedi. Hiçbir malzemenin sıkıntısı çekilmedi, kamu düzenimiz bozulmadı. 'İmdat' diye bağırmadık. Vefa Sosyal Destek gruplarını oluşturduk ve bu organizasyon eliyle 19 milyonu aşkın talep ve hizmeti karşıladık."

"Afet işleri için bu yıl 1 milyar 246 milyon lira ödenek kullanıldı"

2020'nin deprem ve afetler yılı olduğunu, bu afetler karşısında da aciz kalmadıklarını anlatan Süleyman Soylu, şunları kaydetti:

"Ne Giresun sel felaketinde, ne Elazığ depreminde, ne Bingöl Karlıova, İran Hoy merkezle Van depreminde ne de İzmir depreminde en küçük bir eksiklik, yoksunluk, karmaşa yaşanmadı. Tüm afetlere en kısa sürede müdahale edildi ve geçen yıl 386 milyon acil yardım ödeneği kullandığımız afet işleri için bu yıl 1 milyar 246 milyon lira ödenek kullanıldı. Tüm bu rakamları paylaşmaktan maksadım şudur: Türkiye, hiçbir bahanenin arkasına sığınmadan, hiçbir sorumluluğun altında ezilmeden, kendi güvenliğini sadece yerli ve milli İHA'larla değil yerli ve milli stratejileriyle sağlamaktadır." 

"Teröre lojistik ve mental destek veren, yöneten ve yönlendirenlere karşı da mücadele veriyoruz"

Bakan Soylu, Türkiye'nin mücadele yürüttüğü küresel sorunlarla dünyanın herhangi bir ülkesinin bu ölçekte mücadele etmediğini söyledi.

Bu başarı ve tecrübenin başka ülkelerde mevcut olmadığına dikkati çeken Soylu, Türkiye'nin terörle mücadele tecrübesinin neyin doğru ve yanlış olabileceğini ayırt edecek seviyede olduğunu vurguladı.

Soylu, terörle mücadelede "sürekli operasyon" mantığına geçildiğini, terörün yanında terörizmle de mücadele edildiğini vurguladı.

Terörle mücadele anlayışındaki değişikliğin, Batı tarafından hazmedilemediğine işaret eden Soylu, şöyle konuştu:

"Terörle mücadelemize 'evet' diyorlar ama terörizmle mücadelemizden rahatsız oluyorlar. Gidebileceğimiz sınırı kendileri belirlemek istiyorlar. Çünkü terörizmle, yani terörü besleyen unsurlarla mücadele olmadan terörle mücadelenin başarılı olamayacağını gayet iyi biliyorlar. Biz artık sadece silahlı terörle mücadele etmiyoruz, teröre lojistik ve mental destek veren, yöneten ve yönlendirenlere karşı da mücadele veriyoruz. Kaldı ki Batı'nın da kendi terörle mücadelesindeki pratiği de budur. Tabii ki güvenlik dediğimiz tek başına kollukla değil esasen kolluk ve adaletin birlikte tesis edebileceği bir haldir. Dolayısıyla suç ve suçluyla mücadelede tanık beyanı, özellikle terör suçları ve organize işlenen suçlarda gerçekten çok önemli bir yere sahiptir. Çünkü bir yandan suç metotlarının günden güne değişmesi ve örgütlerin gizli yapıları diğer yandan teröristlerin aldıkları örgüt içi eğitimler ve yeni taktikler, suçla mücadelede kolluk birimlerinin işini zorlaştırmaktadır."

"Tanık Koruma Programı çok daha kilit bir konuma gelmiştir"

Soylu, Tanık Koruma Dairesi Başkanlığının 81 il, 3 ilçede teşkilatlanmasıyla ciddi ve hassas görevini uzun yıllardır başarıyla yürüttüğünü aktardı.  

2016'da 537 personele sahip olan bu birimin bugün 654 personelle hizmet verdiğini belireten İçişleri Bakanı Soylu, "Özellikle 2014 sonrasında FETÖ ile mücadelenin artması sonucunda, tanıklık yapan kişi sayısı önemli ölçüde artmış olduğu için Tanık Koruma Programı çok daha kilit bir konuma gelmiştir." dedi. 

2330 kişi tanık koruma kapsamında korunuyor

Soylu, FETÖ'nün Türkiye'nin bekasını tehlikeye atmak için çalıştığının çok açık ve net olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:

"15 Temmuz darbe girişiminin sahadaki uygulayıcısı ve yönetmeni FETÖ'dür, burası da nettir.  Danışmanı, senaristi ve finansörü ise zaten yabancımız değildir. İşte bu yapının çözülmesi konusunda özellikle 'mahrem yapı' olarak adlandırılan kripto örgüt elemanlarının tespiti ve yakalanmaları, örgüt hakkındaki gizli bilgi ve belgelere ulaşılması açısından gizli tanıkların, tanık koruma programı kapsamında ne derece önemli olduğu izaha muhtaç değildir. Günümüze kadar gerek Tanık Koruma Kurulu, gerek mahkemeler gerekse de savcılıklar tarafından toplam 4 bin 780 kişi tanık koruma programı kapsamına alınmıştır. Halen 2 bin 330 kişi bu program kapsamında korunmaktadır. Bu kişilerden 1718'i terör suçu tanığı, 305'i ağır suç tanığı, 165'i de örgütlü suç tanığı kapsamında korunmaktadır. Terör suçu tanıklarının yüzde 68'i FETÖ, yüzde 27'si PKK, geri kalanlar da DEAŞ ve DHKP-C'ye ait terör suçları ile ilgili tanıklardır."

"Mevzuatla ilgili çalışmalarımız var"

Tanık koruma faaliyetinin adli birimlerle olan koordinasyonunun temin edilmesinin önemine işaret eden Süleyman Soylu, "Bu konuda da gerek Adalet Bakanlığımız gerekse İçişleri Bakanlığı olarak ciddi bir çaba içindeyiz. Mevzuatla ilgili çalışmalarımız var, uygulamada yaşanan aksaklıklar üzerinde sürekli iletişim halinde olmaya ve karşılaşılan sorunları birlikte çözmeye gayret ediyoruz. İnşallah bu toplantının da tanık koruma ile ilgili iş ve işlemlerin daha etkili halde yerine getirilmesinde, adli birimlerle koordinasyonumuzu arttırmada, mevcut veya olası sorunların çözümünde çok faydalı olacağına inanıyorum." ifadelerini kullandı.