Yürütülen çalışmalar sonucunda 13 OSB’ye ait 14 atık su arıtma tesisinde dönüşüm yapılması gerektiği tespitinde bulunduk. Bu OSB’lerden 4’ü için yeni atık su arıtma tesisi yapılması, 2 OSB’nin atık su arıtma tesisinde kapasite artışına gidilmesi, 8 OSB’nin atık su arıtma tesisinde ise bakım onarım ve revizyon yapılması gerektiğini belirledik. OSB yönetimleri atık su arıtma tesislerinin dönüştürülmesine dair iş termin planlarını hazırlayarak, Bakanlığımıza sundu. OSB’lerin yürüttükleri çalışmaları titizlikle takip ediyoruz.” dedi.

Marmara Denizi Eylem Planı çerçevesinde Çevre, Şehircilik İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından oluşturulan Bilim ve Teknik Kurulu ile TÜBİTAK’ın ortaklığında düzenlenen Müsilaj Araştırmaları Çağrısı Projeleri Sanal Konferansı’nda konuşan Bakan Murat Kurum, Prof. Dr. Hasan Mandal başkanlığındaki bilim insanlarının video konferanslarla deniz kirliliğinin azaltılması, müsilajı tetikleyen faktörlerin ortaya çıkarılması, müsilajın sosyoekonomik etkileri gibi birçok başlık altında oturumlar gerçekleştireceğini söyledi.

TÜBİTAK-MAM ve ODTÜ ile iş birliğinde 2014 yılından itibaren Marmara Denizi’nde 91, denizlerde ise 364 noktadan su kalitesini düzenli olarak izlediklerini belirten Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum, 2017 ve 2019 yıllarında “Denizlerde Bütünleşik Kirlilik İzleme ve Değerlendirme Sempozyumu”nu gerçekleştirdiklerini, izleme sonuçları doğrultusunda, tek boyutlu Marmara Denizi Bütünleşik Modelleme Sistemi’ni (MARMOD Faz 1) 2017 yılında başlattıklarını, Marmara Denizi’nin Dijital İkizi’nin oluşturulduğu üç boyutlu MARMOD Faz 2 Projesini ise müsilaj problemi gündemde değilken 2021 yılının Ocak ayında başlattıklarını hatırlattı.
 
Bakanlığın, müsilaj sorununun ortaya çıktığı ilk andan itibaren geçmişteki çalışmaların ışığında atılacak adımları belirlediğini vurgulayan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı, “Haziran ayında açıkladığımız 22 maddelik Marmara Denizi Eylem Planımızı hep birlikte, ortak bir akılla hazırladık. Kısa, orta ve uzun vadede eylemlerimizi belirledik. Geçen ay yaptığımız Koordinasyon Kurulu toplantımızda da bu kısa, orta ve uzun vadeli faaliyetlerimizi içeren Bütünleşik Stratejik Planımızı 18 stratejik hedef, 43 ana faaliyet, 132 alt faaliyetle ortaya koyduk. Stratejik Planımızı; 168 kurum temsilcimizle, 300’den fazla katılımcıyla çalıştay ve toplantılar düzenleyerek hazırladık. Tüm toplantılarımıza üniversitelerimiz ve TÜBİTAK çok önemli katkılar verdiler. Stratejik Planımızın hayata geçirilmesi hususunda adımlarımızı hızlı bir şekilde sahada atıyoruz. İnşallah yapacağımız tüm çalışmaları 3 yılda tamamlayacak, Marmara’da bir daha müsilaj gibi bir sorunla karşı karşıya kalmayacağız.” diye konuştu.

“Müsilaja karşı ilk işimiz, kirlilik kaynaklarını kaldırmak!”

İklim değişikliğinin yol açtığı denizdeki sıcaklık artışı, denizin durağanlığı ve kirlilik sebebiyle Marmara Denizi’nde müsilaj tehlikesi yaşandığını belirten Bakan Kurum, özellikle kentsel, endüstriyel ve tarımsal kaynaklı kirlilik baskısı ve yetersiz atık su arıtımının deniz canlılarını ve biyoçeşitliliği ciddi ölçüde tehdit ettiğini, en öncelikli görevin, kirlilik kaynaklarının ortadan kaldırılması olduğunu kaydetti.

Denetimlerden izleme faaliyetlerine, noktasal kaynaklı kirliliğin tespitinden kirlilik yüklerine karşı alınacak tedbirlere kadar Marmara Denizi’ni korumak için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının çalışmalarının devam ettiğini kaydeden Murat Kurum, yapay sulak alanların yapılmasından iyi tarım uygulamalarının teşvik edilmesine, arıtılan atık suların yeniden kullanımından atık su arıtma tesislerinin kamu özel sektör iş birliğiyle yapılması ve sıfır atık uygulamalarının yaygınlaştırılmasına kadar birçok başlıkta çalışmaların sürdüğü bilgisini paylaştı.

Marmara Denizi ÖÇK Bölgesi ilan edildi

Marmara Denizi’ni Özel Çevre Koruma (ÖÇK) Bölgesi ilan ederek ekosistemi ve deniz canlılarını koruma altına almaya yönelik çok önemli bir kararı hayata geçirmiş olduklarının altını çizen Murat Kurum, TÜBİTAK-MAM koordinasyonunda kurulan “Teknolojik ve Biyolojik Mücadele Alt Çalışma Grubu” ile müsilajın giderilmesi için biyolojik ve teknolojik yöntemlere dair gelen tüm başvuruları bilim insanlarımızla birlikte değerlendirdiklerini, uygun görülen çözümleri hayata geçirerek sahada çalışmaları sürdüreceklerini belirtti.

Bakan Kurum, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“TÜBİTAK-MAM ile birlikte Marmara Denizi havzasında karada kaynaklı toplam azot ve toplam fosfor kirletici yüklerin azaltılmasına yönelik raporumuzu da hazırladık. Bu raporla kirleticilerin ne kadarının alıcı ortama ulaştığını tespit ediyoruz. Marmara Denizi Havzası sanayi faaliyetleri bakımından ülkemizin en gelişmiş bölgesidir. Şu an itibariyle Marmara Denizi Havzasındaki 7 ilde bulunan 70 organize sanayi bölgesinden 44’ünün atık suları doğrudan ya da dolaylı olarak Marmara Denizi’ne ulaşıyor. Bu nedenle Marmara Denizi, endüstriyel tesislerden kaynaklanan ciddi bir kirlilik baskısı altındadır. Marmara Bölgesinde atık sularını, belediye kanalizasyonuna deşarj eden münferit sanayi ve organize sanayi bölgelerinden çıkan endüstriyel nitelikli atık suların, belediye kanallarına bağlantı standartlarına bir kısıtlama getiriyoruz. Büyükşehir belediyeleri kanalizasyona deşarj yönetmeliklerini en kısa zamanda revize edecekler. Böylece Marmara Denizi’ne ulaşan endüstriyel atık su kaynaklı kirlilik yükü azalmış olacak.”

“OSB’lere arıtma tesisi zorunluluğu getirdik”

Öte yandan alıcı ortama deşarj eden organize sanayi bölgelerine ileri arıtma tesisi yapma zorunluluğu getirdiklerini de anımsatan Bakan Kurum, Marmara Bölgesindeki 70 OSB’nin tamamında inceleme ve denetim yapıldığını, yürütülen çalışmalar sonucunda 13 OSB’ye ait 14 atık su arıtma tesisinde dönüşüm yapılması gerektiği tespitinde bulunduklarını, bu OSB’lerden 4’ü için yeni atık su arıtma tesisi yapılması, 2 OSB’nin atık su arıtma tesisinde kapasite artışına gidilmesi, 8 OSB’nin atık su arıtma tesisinde ise bakım onarım ve revizyon yapılması gerektiğini belirlediklerini ifade etti.

Bakan Kurum, organize sanayi bölgelerinin yönetimlerinin atık su arıtma tesislerinin dönüştürülmesine dair iş termin planlarını hazırladıklarını ve Bakanlığa sunduklarını da kaydederek, Bakanlığının OSB’lerin yürüttükleri çalışmaları titizlikle takip ettiğini dile getirdi.

“2053 sıfır emisyon hedefiyle Türkiye’nin yeşil kalkınma devrimini ortaya koyduk”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2053 net sıfır emisyon hedefi ve Türkiye’nin yeşil kalkınma devrimini ortaya koyduğunu hatırlatan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, yeşil kalkınma devriminin gerektiği yapısal dönüşümünün el birliğiyle gerçekleştirilmesi gerektiğini, bu anlayışla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile tüm sanayi bölgelerinin sıfır atığa geçmesi yönünde ortak bir çalışma yürüttüklerini kaydetti.

Bakan Murat Kurum, “Türkiye’nin ilk Sıfır Atık Sanayi Siteleri olan; Konya’da 2 bin 690 dükkâna sahip motorlu sanayi sitesinin ve Samsun’da bin 526 işyeri kapasiteli İlkadım Toybelen Sanayi Sitesinin temellerini attık. Tüm yeni sanayi alanlarımızda; güneş panelleri yer alacak, atık getirme merkezi olacak. Arıtılmış atık sularını yeniden kullanan, kendi elektriğini üreten, atık yağını toplayan, yeşil etiket sahibi tesisler olacak. Şehirlerdeki karbon gazı üretim miktarı azalacak. İnsan sağlığı açısından; sanayicilerimize, daha sağlıklı, çevreye saygılı, iklim dostu bir çalışma ortamı sunmuş olacağız. Önümüzdeki süreçte, sanayi tesislerinin iklim ve çevre dostu üretim yapmalarına yönelik ilave tedbir ve teşvikleri de artıracağız. Bizim temel hedefimiz yeşil dönüşüm çerçevesinde tüm sanayi bölgelerimizi sıfır atığa uyumlu, yeşil kalkınma hedefimize uygun hale getirmektir.” şeklinde konuştu.

“Ortak hedefimiz tüm OSB’leri Yeşil OSB’ye dönüştürmektir”

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ortak hedefinin Organize Sanayi Bölgeleri yönetimleri, üniversiteler ve iş insanlarıyla birlikte tüm OSB’leri ‘Yeşil OSB’lere dönüştürmek olduğuna dikkat çeken Bakan Kurum, “Tüm sanayi bölgelerimizi kirlilikten arındıracak, şehirlerimizi, çevremizi, doğamızı korumaya yönelik her türlü tedbiri alacağız. Avrupa Yeşil Mutabakatıyla başlayan yeşil dönüşüm sürecine yönelik OSB’lere eğitimler vereceğiz. Yine, her üniversitemizin belirlediği İklim Elçisi gençlerimizin de katkısıyla 207 üniversite kampüsünün tamamını ‘İklim Dostu Kampüse’ dönüştüreceğiz. İklim değişikliğiyle mücadelemizdeki en önemli paydaşımız üniversite gençliği olacaktır.” ifadelerini kullandı.