MURAT ÖZTEKİN

Henüz kalorifer sisteminin olmadığı yıllarda çini sobalar Dolmabahçe, Yıldız ve Beylerbeyi gibi sarayların vazgeçilmez parçalarıydı. Çini sobalar, ihtişamlı sarayları hem ısıtıp hem de süslüyorlardı... Daha ziyade Kuzey memleketlerinden gelen bu sobalar; ince işçilikle imal edilmiş çinileri, benzersiz desenleriyle daha ziyade bir sanat eseri mahiyetinde başköşelerdeydi hep… Ancak Sultan Abdülhamid devrinde, sarayın her yerine giren çini sobalar, Sultan Reşat zamanında ‘hükümranlıklarını’ kaybetti. Isınma usulünün değiştiği 20. asrın başında depolara kaldırılan Osmanlı hanedanına ait çini sobalar, zamanla bin parçaya dağıldı.
Fakat tarihe şahitlik eden bu çini sobalar, artık tek tek eski ihtişamlarına kavuşuyor. Millî Saraylara bağlı Dolmabahçe Sarayı içerisindeki soba atölyesinde, cumhuriyet döneminde parçalanan 200 yıllık çini sobalar restore ediliyor. Yenilenen antika sobalar, saraylardaki eski yerlerine konuluyor.

SANAT AKIMLARI SOBALARDA
Restorasyon çalışmalarını ise Horhor çarşısında çocukluğundan beri antika soba yenileyen Halit Uçaroğlu yürütüyor. Uçaroğlu, çini sobaların hikâyesini şöyle anlatıyor: “Osmanlı saraylarında salamandra dediğimiz metal sobalar, gaz sobaları ve hem metal hem seramik sobalar da kullanılmış. Ancak çini sobaların yeri başkaymış. Bunlar 19. asırda, İsveç, Almanya ve Fransa gibi ülkelerden getirilmiş. Devrin sanat akımları bu sobalara yansımış; Barok, Rokoko gibi tarzlarda eserler imal edilmiş” diyor.  
Uçaroğlu, çini sobalara yaptıkları restorasyon işlemini ise şöyle anlatıyor: Sarayın bodrum katlarında bulduğumuz soba parçalarını önce puzzle gibi bir araya getiriyorum. İçinin sıvasını yaparak eski şekline sokuyorum. Eksik parçalarını ise bazen sıvayla tümlüyor, bazen de porselenle tamamlıyorum. Sobayı bitirdikten sonra estetik boyama yapıyorum. 150 sene önceki rengi yakalayabilmek epeyce zorluyor. Bu yüzden farklı ışıklar altında çalışıyorum.”
“Tarihî sobaları restore etmek, bana bir puzzle oyunu oynamak gibi geliyor” diyen Uçaroğlu, “Soba restorasyonunun benim için paha biçilemez bir zevki var. Restore etmek için bazı sobaların kapaklarını açtığımda 150 sene evvelinden kalmış küller buluyorum. Tarih gözlerimin önünde canlanıyor” şeklinde konuşuyor.

SULTAN ABDÜLHAMİD HAN HER YERİ ÇİNİYLE DONATMIŞ
Sultan II. Abdülhamid’in çini sobalara çok meraklı olduğunu söyleyen Uçaroğlu, şöyle konuşuyor: “Sultanın şehzadelik yıllarında başlayan çini soba merakı, padişahlığında da devam etmiş. Yaşadığı her yere çini sobalar koydurmuş. Abdülhamid Han, umumiyetle beyaz üzerine altın varaklı olan ihtişamlı İsveç sobalarını severmiş. Avrupa’dan Osmanlıya getirttiği sobalardaki insan ve hayvan figürleri, ustalıkla bitki motiflerine çevrilmiş. Heykelin kafa kısmı çiçek motifi olmuş. Abdülhamid Han’ın İslami hassasiyeti buraya da yansımış.”
1910’da Sultan Reşad devrinde Dolmabahçe Sarayı’na kalorifer sistemi döşenmeye başlamasıyla depolara kaldırılan sobaların, yıllar sonra parçalanmaya başladığını söyleyen Halit Uçaroğlu, Millî Saraylara ait atölyede 14 senedir 60 yakın tarihî sobayı restore ettiklerini anlatıyor.

ANADOLU’DA ÇİNİ SOBA DA İMAL EDİLMİŞ
Restoratör Halit Uçaroğlu, pek bilinmese de Anadolu’da da çini soba imal edildiğini söylüyor. Uçaroğlu “Osmanlı devrinde çini sobalar umumiyetle Avrupa’dan getirilmiş. Ama Anadolu’da da çini soba imal edildiğine dair elimizde kesin olmayan bilgiler var. Mesela Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan bir soba üzerinde ‘Kütahya mamulatı-Hacı Ethem Fabrikası’ diye yazmakta. Bu sobanın üzerinde Kütahya çinilerinde gördüğümüz Türk desenleri mevcut. Normalde o yıllarda Osmanlı’nın bir fabrikası olduğu bilinmiyor” diyor.

ÇİNİ SOBANIN FARKI
Çini sobanın diğer sobalardan farkının sadece estetik güzelliği olmadığını anlatan Halit Uçaroğlu, “Metal sobalar çabuk ısınıp çabuk soğur. Ama çini sobaların içerisi toprak olduğu için zor ısınıyor ama geç soğuduğu için odayı daha çok sıcak tutuyor. Çini, arkasındaki toprak ham madde ve harcın soğuması epey bir zaman alıyor. Çini sobaların ham maddesi toprak olduğu için yakıt olarak sadece odun kullanılır”  şeklinde konuşuyor.
Eskiden İstanbul halkının da çini soba kullandığını anlatan Uçaroğlu “Eski İstanbulluların torunlarına kalmış çini sobalar var. Artık insanlar bir köşeye atılmış sobaları restore ettirip kullanıyorlar. Şu an ikamet edilen tarihî ahşap evlerde kalorifer sistemi takılamıyor. Bu yüzden çini sobalar kullanılıyor” şeklinde konuşuyor.