MURAT ÖZTEKİN

BU BİR AİLE MESELESİ!
Sokak macerası olarak sinema dünyasına giren “Hızlı ve Öfkeli” serisi, ilk filmin üzerinden geçen 18 yılda beklentilerin üzerinde bir başarı yakaladı. Her taksitinde klişe bir hikâyeyle beyazperdede arzıendam eden süratli seri -nefret eden kalabalıklara rağmen- büyük gişe rakamlarına ulaşmaya muvaffak oldu. Giderek “James Bond” filmlerine benzeyen seri, bu hafta ara hikâye sunan “spin-off” yapımla seyirciyi selamlıyor. “Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw” isimli eserde Dwayne Johnson, Jason Statham, Idris Elba ve Vanessa Kirby  başrollerde yer alıyor.  Dünyanın ölümcül bir virüs tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı filmde birbirine zıt iki karakter olan Deckard Shaw ile Luke Hobbs mecburi bir ittifak kuruyor.

KAPIŞMA VAR!
Seyredenler hatırlayacaktır; “Hızlı ve Öfkeli 7”de Amerikalı ajan Hobbs ile kötü adam Shaw sık sık kapışmıştı. Yeni film işte bu iki karakterin mazileri ve didişmeleri üzerine kuruluyor. Hikâye şöyle: Brixton gibi insansı makinelerden meydana gelen gizli teşkilat,  CT 17 adlı ölümcül bir virüs geliştirmiştir. Bir operasyonda Shaw’ın kardeşi olan kadın ajan Hattie virüs kapsüllerini kendi vücuduna enjekte etmek zorunda kalır ve kötü adamlar onun peşine düşer. Kadının bulunup bu tehlikenin bertaraf edilmesi için Hobbs ve Shaw’ın birlikte çalışması gerekmektedir. Ancak birbirinden nefret eden iki ajanı, iş birliğine ikna etmek kolay olmaz. Zoraki olarak sırt sırta veren Hobbs ve Shaw, o kadının yabancı olmadığını kısa müddet zarfında keşfederler. Kapsüllerin parçalanması için 72 saat kalmışken Londra sokaklarından Rusya ve Orta Amerika’ya uzanan bir mücadele yaşanır. Bu esnada kahramanların ailevi bağları açığa çıkar…

OTOLAR ORTADAN KAYBOLDU
Açıkçası “Hızlı ve Öfkeli”, bugüne kadar kalite açısından dalgalı bir grafik çizdi. Mesela çok beğenilen yedinci filmin ardından 2017’de seyrettiğimiz “Hızlı ve Öfkeli 8” “mantıksızlığın” suyunu çıkararak beklentilerin altında kalmıştı. Ama bu hafta gösterime giren ara film, kaliteyi biraz yükseltiyor. Sıradan işlerin sıra dışı şekilde sunulduğu eserde, arabalar yine arka planda bırakılıp ajan filmlerine benzer bir aksiyon ortaya konuyor. Yıldız oyuncular Statham ve Johnson da mizahı yükselten iyi bir kimya yakalıyor. Ama fizik kurallarına meydan okunan (Mesela Hobbs bir ara zincirle helikopteri durdurmayı başarıyor!) absürt sahneler yok değil.  Günümüzde “mecburiyet” olarak kabul edilmeye başlayan aile bağlarına filmde yapılan vurgu da takdire şayan… Hülasa-i kelam: “Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw” her zamanki klişelerine ve mantık problemlerine takılmazsanız zevk alacağınız bir film olmuş…

MUZİP İKİLİNİN İZDİVAÇ OYUNU
Türk televizyonlarının efsane komedi dizisi “Geniş Aile”nin beyazperde macerası üçüncü devam filmiyle sürüyor... Yönetmen koltuğuna ilk filmdeki olduğu gibi Cüneyt İnay’ın oturduğu “Geniş Aile: Komşu Kızı” Ufuk Özkan ve Bülent Çolak ikilisinin yanı sıra Rojda Demirer, Emre Altuğ, Mine Teber gibi oyuncuları buluşturuyor.

Filmdeki hikâye şöyle: Cevahir ve Ulvi, bir oto yıkama dükkânı açarak hayatlarında düzen tutturmaya çalışmaktadır. Ama bir gün Cevahir, ayrıldığı kadın olan Zeynep’le karşılaşır. Başı belada olan Zeynep, Cevahir ve Ulvi’den yardım ister. Zira ağabeyinin vasiyeti üzerine, istemediği hâlde Nebil adında zengin bir adamla evlenmek zorunda kalmıştır. Fakat bu vasiyetin kırılacak tek yanı Nebil’in vazgeçmesidir. İkili, Zeynep’in uzaktan akrabaları gibi davranarak Nebil’i Zeynep’ten soğutmaya çalışırlar. Nitekim başarırlar fakat Nebil onları ummadıkları belaların içine sokar… “Geniş Aile 2” her ne kadar kendini tekrar etse de kelime oyunlarıyla dolu renkli bir komedi sunuyor.

OTUZ SENE SONRA GELEN 'YÜZLEŞME'
Eserlerinde şiddet ve kadın ögelerini sıkça kullanan Fransız yönetmen François Ozon, yeni filmi ‘Yüzleşme’de Batı’nın sıkça tartıştığı istismar mevzularından birine temas ediyor. Yaşanmış bir hikâyeden ilham alınarak ortaya çıkarılan eser, küçükken Katolik papazlarının tacizine uğrayan üç yetişkin adamın mücadelesini merkezine alıyor. Filmde, Melvil Poupaud, Denis Ménochet ve Swann Arlaud başrolleri paylaşıyor.


Alexandre, François ve Gilles adlı üç adam, çocukluklarında kendilerini taciz eden rahibin hâlâ çocuklarla çalıştığını ve üstelik kiliseden ikaz bile almadığını öğrenir. Mazideki acıları taze olan üç yaralı ruh, kendi hatıralarının ortaya çıkmasıyla yaklaşık 30 sene sonra “suskunluğun yükü”nden kurtulmaya karar verir. Ancak kilisenin ve çevrelerinin kendilerine karşı takındığı tavır hiç de bekledikleri gibi olmaz… “Yüzleşme”, travma ve cesaret gibi başlıklar etrafında gezinen bir film.

HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ
¥ ‘Ölü Yatırım’
¥ ‘Luis ve Uzaylı Dostları’
¥ “Jinna: Karabasan”

EN ÇOK SEYREDİLENLER
¥ ‘Aslan Kral’ 93 bin 497
¥ ‘Örümcek-Adam: Evden Uzakta’  44 bin 458
¥ ‘Oyuncak Hikâyesi 4’  21 bin 406