MURAT ÖZTEKİN

KISKAÇTA BİR AJAN
İsrailli Yönetmen Yuval Adler, ülkesinin meydana getirdiği jeopolitik gerilimleri, sinemasına yansıtan bir yönetmen. 2013 yılında çektiği ‘Bethlehem’ filminde bir Yahudi istihbaratçı ile Filistinli muhbir arasındaki münasebet üzerinden Filistin meselesine odaklanmıştı. Bu eseri çok tartışılan Adler, şimdi de İsrail’in gerilim yaşadığı bir başka ülkeyi, yine istihbari hikâyeyle merkezine alıyor. Yönetmen Adler’in son filmi “Casus” (The Operative) İran’a öğretmen olarak sızan bir kadın ajanın düştüğü duygusal dilemma üzerinden, iki ülkenin ‘soğuk savaşına’ insani bir bakış katıyor. Filmde Diane Kruger, Martin Freeman, Cas Anvar ve Rotem Keinan gibi oyuncular rol alıyor.

BABA ÖLDÜ!
Gerilim MOSSAD ajanı Thomas’ın “Babam yine öldü!” şifreli mesajını almasıyla başlıyor. Bu mesajdan sonra Almanya’daki güvenli bir evde ilerleyen hikâyede, Thomas’a bağlı olarak çalışan kadın ajan Rachel’ın ortadan kaybolduğunu öğreniyoruz; dün ve bugün arasında flashback’lerle gidip gelerek onu tanıyoruz.
Rachel, istihbarat servislerinin sevdiği türden, herhangi bir ülkeye aidiyet hissetmeyen bir kadındır. Babası İsrailli bir Yahudi, annesi Hristiyan bir Alman olan kadın,  çocukluğundan beri başka başka memleketlerde yaşamış, en sonunda MOSSAD’a eleman olmuştur.

TAHRAN’DA BİR KADIN
Enteresandır Rachel, taze bir casus olmasına ve Farsça bilmemesine rağmen Tahran’a yabancı dil öğretmeni kılığında sokulur! Kadın casusa, bir dizi operasyondan sonra İran ordusuna teknoloji satan Razavi Elektronik’e sızma vazifesi verilir. Maksat İran’a kötü teknolojiler satmaktır. Ancak işler planlandığı gibi gitmez. Hem İranlılara kanı kaynayan hem de şirketin başkanı Ferhat ile yakınlaşamaya başlayan MOSSAD casusu Rachel, kendisini duygusal bir çıkmazın içerisinde bulur. Bu çıkmaz İsrail-İran geriliminin mikro bir yansıması gibidir.

BAŞKA BİR İRAN
Yuval Adler’in “Casus”u seyirciyi şaşırtacak hikâyeye sahip olmasa da belirli seviyenin üzerinde bir ajan filmi. Karakterler üzerine oturtulan hikâyede, karmaşık bir tasvir kurulsa da filmin nihayetine doğru eksik parçalar doğru şekilde birleştiriliyor. Ancak eserde devamlılığı olan bir gerilim ve hızlı bir akış ortaya çıkarılamıyor; senaryo bazı zaaflar barındırıyor! Buna rağmen Yuval Adler, İsrailli bir yönetmen olarak, filminde peşin hükümlerden sıyrılmış bir İran resmi çiziyor. “İran Batılıların hayal ettiği gibi bir yer değil” ifadesi geçen filmde, bazen politik mevzulara İranlıların gözüyle bakılıyor! En son Fatin Akın’ın “Paramparça” filmindeki performansıyla övülen Diane Kruger da, sahici oyunculuğuyla filme çok şey katıyor.  Hasılıkelam, “Casus” bugüne kadar gördüğümüz ajan filmleri arasından sıyrılamasa da politik duruşu ve oyunculuklarıyla dikkat çekiyor.

DERİN ANADOLU MASALI
Türk sinemasındaki taşra rüzgârı yönetmen Emin Alper’in “Kız Kardeşler” filmiyle devam ediyor. Farklı ailelere besleme verildikten sonra dağ köyündeki babaevine dönen üç kardeşin hikâyesinin işlendiği filmde, küllenmiş veya üzeri örtülmüş acılara temas ediliyor. Filmde Cemre Ebuzziya, Ece Yüksel, Helin Kandemir, Müfit Kayacan ve Kayhan Açıkgöz gibi oyuncular bir araya getiriliyor. Eserdeki hikâye Anadolu’nun ücra köşesindeki bir dağ köyünde geçiyor. Şevket, eşi ölünce üç kızını şehirdeki ailelere besleme olarak vermiştir. Aslında kızlar da besleme olmakta pek heveslidir. Ancak yıllar sonra Reyhan, karnındaki bebeğiyle babaevine gönderilir, ardından Nurdan ve Havva da peş peşe doğdukları yere dönmek mecburiyetinde kalırlar. Üç kardeşin bir araya gelmesiyle Reyhan’ın “yarım akıllı” eşi Veysel’in de dâhil olduğu gerilimler yaşanır. Bu gerilimlerde eski defterler açılır.


Yönetmen Alper filminde “baskıcı baba” klişesine tevessül etmeden hikâye anlatıyor ama Anadolu’yu bir yabancı gibi tasvir ettiği sahneler de yok değil. Çocuk karakterlerin de dâhil edildiği müstehcen diyaloglar bu şekilde... Çehov’un Üç Kız Kardeş eserinden izler taşıyan filmde, köy hayatına imrenen doktor ile şehirde yaşamak için beslemeliğe bile razı olan kızların mukayesesi ise dikkate değer. Filmde ortaya konulan hikâye “suni” ailelerin doğurduğu facialara temas etmesi bakımından da düşündürücü…

'Kız Kardeşler' filmi vizyona giriyor 'Kız Kardeşler' filmi vizyona giriyor

TESLA VE EDISON'UN ELEKTRİK KAVGASI
Tarihin dönüm noktalarından biri olan elektrik ampulünün bulunuşu, yönetmen Alfonso Gomez-Rejon’un “Elektrik Savaşları” filmine mevzu oldu. Benedict Cumberbatch’in Thomas Edison’u, Michael Shannon’ın George Westinghouse’u ve Nicholas Hoult’un Nikola Tesla’yı canlandırdığı film, günümüzde bile popülerliğini koruyan Edison-Tesla mücadelesini merkezine alıyor. 19. asır sonlarının Amerika’sında geçen filmde Edison ve Tesla, elektrik sistemi üzerine âdeta bir savaşı andıran bir rekabete girişirler. Entrikalarla dolu safhada rakiplerini alt eden isim, 1893 Dünya Fuarı’nı aydınlatacak akım türünün patent sahibi olacaktır...

HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ
¥ ‘Eş Anlamlılar’
¥ ‘Cehennem Gecesi’
¥ ‘Sevimli Evcil Hayvanlar’
¥ ‘Ölümcül Temas’
¥  ‘Cin Azabı’

EN ÇOK SEYREDİLENLER
¥ ‘O Bölüm 2’    125 bin 736
¥ ‘Masal Şatosu’    37 bin 833
¥ ‘Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw’    35 bin 442
¥ ‘Bir Zamanlar... Hollywood’da’    29 bin 543
¥ ‘Sar Başa’    24 bin 212