MURAT ÖZTEKİN

Çinli duayen yönetmen Xie Fei, insanı merkezine aldığı filmlerle hem “Altın Ayı” gibi büyük mükâfatları kazanmış hem de Chen Kaige, Zhang Yimou ve Jia Zhangke gibi dünya çapındaki yönetmenlere hocalık yapmış bir isim. Bu yüzden de “Ustaların Ustası” olarak anılıyor. Şimdilerde kariyerinin zirvesinde olan Fei, katıldığı festivallerde tecrübelerini dünyanın her yerindeki sinemacılarla paylaşıyor. Çinli yönetmen aynı maksatla bu defa 26. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’ne misafir oldu. “Yaşam Boyu Başarı Ödülü”ne layık görülen yönetmen Fei, sorularımızı cevapladı…

l Sinemada yarım asırdan fazla bir zamanı geride bıraktınız.  Başlangıçta hayal ettiğiniz yer ile şimdi bulunduğunuz nokta aynı mı?
Hiçbir zaman büyük bir yönetmen olmayı hayal etmedim. Sosyalizm yıllarında Çehov, Puşkin gibi yazarların eserlerini okurdum ve eski Sovyet filmlerini seyrederdim. Sadece onlar gibi işler yapmak isterdim. Sonra akademiye girdim. Hocalarım çok usta yönetmenlerdi ama sosyalist idare onları baskı altında tutuyordu. Sadece propaganda filmleri yapabiliyorlardı. Ancak onlar, zaman ötesi filmler yapmayı bana öğrettiler. Ülkemde politik değişimler olunca hocalarımın izinde, dünyanın her yerinde gösterilebilecek filmler çekmeyi başardım.

MAO, GEÇMİŞİ SİLMEK İSTEDİ
l Çin’de Kültür Devrimi esnasında zorla taşraya gönderildiniz. Bu kötü durum yine de sinemanıza bir şeyler katmıştır değil mi?

O dönem çok korkunç bir devirdi. 1966’da Mao, kendisinden önceki her şeyi silmek istemişti. Henüz 22 yaşındayken üç sene kızıl muhafız olarak vazifelendirildim. Daha sonra her şehirli entelektüel gibi taşraya çalışma kampına gönderildim. “Eğitim” adını verdikleri bu safhanın benim için iyi tarafları da oldu. Çiftçilerle birlikte köyde yaşayabilmek ve onları gözlemlemek bana birçok hikâye kazandırdı. Bazı filmlerim orada yaşadıklarımdan ilhamla çekildi.

l Sinema en temelde görüntülerle yeni bir hakikat oluşturma çabası... Sizi sinemanın en çok hangi yönü büyüledi?
Film yapmak, gerçeklikle hayal gücünü harmanlamak demek. Beni her zaman iyi bir roman harekete geçirmiştir. Zaten filmlerimin çoğu roman adaptasyonu. Önce kitaplar okurum; iyi hikâyeler, iyi karakterler görürüm, daha sonra harekete geçerim. Mesela “Güzel Kokulu Ruhlar Gölünün Kadınları” ile “Siyah Kar” filmlerim birer roman adaptasyonu…

l Sinema uzunca bir zamandır hayatımızda; kanaatlerimizde, kafalarımızdaki “iyi” ve “kötü” tanımlarının oluşmasında tesiri büyük. Dolayısıyla sinemacıların dünyanın şu an yaşadığı kaosta mesuliyeti yoktur denilebilir mi?
Ben sinemanın o kadar güçlü olduğuna inanmıyorum. Bence edebiyat ve müzik sinemadan daha etkili. Çünkü sinema bir endüstri işi, çok büyük bir ekiple çalışılıyor ve hepsinin katkısı var. Bir sanatçının resmi gibi tek başına yapılan bir çalışma değildir.  

SİNEMA ÇOK DEĞİŞTİ
l Peki, dünya sineması nereye gidiyor desem…

Son asırda sinema bir sanat formu olarak çok büyük değişikliklerden geçti. Benim gençlik yıllarımda sadece profesyonel olarak film yapıp yalnızca film salonlarında seyredebilirdiniz. Şimdi ise teknoloji sayesinde herkes kolayca film çekebiliyor. Telefonunuzla film yapıp aynı telefonla seyredebiliyorsunuz. Yalnız herkes okuma yazma bilir ama çok az kimse büyük bir yazar olabilir. Sinemada da aynı…

İYİ FİLMLER YENİ FİKİRLER KAZANDIRIR
l İyi bir filmi nasıl tanımlarsınız peki?

Sinemada iyi muhteva her şeyden öncedir. Bir film, seyircisine her zaman yeni fikirler vermeli. Ben kendine has stili olan yönetmenlerin filmlerini “iyi film” olarak buluyorum. Belki geniş kitleler onları takdir etmiyor ama biliyoruz ki, onlar iyi sinemacılar… Mesela sizin Nuri Bilge Ceylan onlardan biri. Ama tür olarak bakarsak yaşlandıkça tarihî filmler ve mühim kişilerin hayat hikâyeleri daha çok alakamı çekmeye başladı…

l Filmlerinizde geleneksel hayattaki kadınları merkeze alıyorsunuz. Kapitalist sistemde kadınlar çok iyi durumda mı?
Çin’deki feodal sistemde kadınlar toplumun en alt katmanında yer alıyordu. O yüzden yaptım bu filmleri ama sadece kadınlar üzerine filmler çekmedim. Aslında ben ne kadınlar ne de erkekler üzerine film yapıyorum. Ben insanlara dair eserler üretiyorum.

NURİ BİLGE ÇİN'DE ÇOK MEŞHUR
Yönetmen Xie Fei “Türk filmlerini takip ediyorum. 1980’lerde sizin bazı ticari filmleriniz Çin’de gösterime giriyordu. “Kara Çarşaflı Gelin” ve “O Kadın” gibi filmler hatırladıklarım arasında… Ama şimdi Çin’de gerçekten ünlü isim Nuri Bilge Ceylan… “Üç Maymun”dan itibaren hemen her filmi ülkemde gösterildi. Kendisini de Şanghay Film Festivali’nde geçtiğimiz aylarda ağırladık” diyor.