MURAT ÖZTEKİN

İstanbul’da geçtiğimiz günlerde yaşanan deprem, şehrin mimari kaosunu yeniden akıllara getirdi. Sanat da mevzuya uzak değil… Ressam Kadir Ablak’ın önümüzdeki günlerde açılacak sergisinde, tehlike altındaki İstanbul’un varoşlarına odaklanıyor. Ablak’ın Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezi’nde 4 Ekim tarihinde açılacak “Kritik Eşik” adlı sergisindeki   eserleri, sanatsal bir ikaz mahiyeti de taşıyor. Biz de sergi öncesinde Kadir Ablak’la konuştuk…

DEPREMİ YAŞADI
Erzincan’da yaşadığı depremde göçük altında kaldığını söyleyen sanatçı Ablak “Depremler hep hafızamdadır. Ben 1992 Erzincan depreminde bir gece boyunca göçük altında kaldım. Hâlâ bunun travmasını yaşıyorum. Resimlerimde yapılara olan hassasiyetimin arka planında belki  bu travma vardır. Bunun yanında içinde bulunduğum atmosferi resmetmeyi seviyorum. Yaşadıklarım dışında bir konuyu ele almak bana suni geliyor” diyor.  
Sanatçı Kadir Ablak sergisine niçin “Kritik Eşik” adını verdiğini ise şu sözlerle izah ediyor: Artık metropoller insan sayısını kaldırmıyor. Bu yüzden fiziki ve duygusal depremler bizi daha çok yıkacaktır. Böyle giderse şehir hayatında bilgisayarlara dönüşeceğiz. İnsanın sadece madden ölmez, duygularımızı kaybettiğimizde de ölmüş gibi oluruz.

BİZE ESTETİK BİNALAR GEREK
Şehirler için acil adımların atılması gerektiğini söyleyen Kadir Ablak “Ben şöyle düşünüyorum: Mimaride niceliği bu kadar çok artırıp niteliğini düşürmeyelim. Daha alçak yapılar ve daha estetik görünümlü meskenler inşa etmeliyiz. Bunun yanında şehirlerde olan yığılmanın önüne geçmemiz gerek. İnsanlara biraz katı gelebilir İstanbul’da sadece şehir kültürünü bilen insanların yaşaması için bir takım sınırlamalar gerekiyor” ifadelerini kullanıyor.
“İstanbul’u bir turist gibi değil de daha içinden gelen bir olarak resmetmeye çalışıyorum” diyen Ablak “Herkes gibi şehri ele alamamaya çalışıyorum. Daha ziyade halkın yaşadığı mekânları, mahalleri ve sokakları resmediyorum. Bunlarla artık geçmişte kalan hasletleri ön plana çıkarmak istiyorum. Kutu gibi birbirine benzeyen, estetikten yoksun binalar değil, insanların kendi kültürlerini İstanbul’a taşıdıkları dermek çatma evler alakamı çekiyor. Varoş getto diye anılan bölgelerde gerçeğin yaşandığı kanaatindeyim. Bu yerler hem Anadolu’dan hem de başka ülkelerden göç eden insanlarla çok kültürlü bir yapıya dönüşüyor” şeklinde konuşuyor.  

SANAT ADINA ALGI YÖNETİYORLAR
Sanat kariyerinde yerli bir tutum benimsediğini kaydeden Kadir Ablak “Dünyada sanat adına büyük bir algı yönetimi var. Buna karşı kendi insanını samimiyetle dünyaya anlatabilmektir gerçek sanat… Bu coğrafyanın insanı hep dışarıdan etkilendi. Şimdi de globallik adına bir sürü zırvalık yapılıyor. Ben bu yüzden hiçbir zaman çağdaşlık adına bir Avrupalının duygusunu anlatmadım, millî fikirlerim yoğun.”