MURAT ÖZTEKİN

BENİ BU İNSANLAR DELİRTTİ!
Palyaço kılıklı Joker, sadece Batman filmlerinin değil süper kahramanlar dünyasının da en kötü karakterlerinden biri oldu hep… Kötü gülüşünün ve alaycı davranışlarının arka planı ise karanlıktı; nereden geldiği, kim olduğu çizgi romanlarda bile muğlaktı. DC Evreni, bu esrarengizliğin getirilerini fark etmiş olacak ki karakterin karanlık dünyasına ışık tutan bir filmi huzurlarımıza getiriyor: “Joker”
“The Hangover” gibi çılgın filmleriyle bilinen yönetmen Todd Phillips’in yönetmenliğini yaptığı eser, kötü karakterin mazisine odaklanarak nasıl bu hâle geldiğini anlatmaya çalışıyor. Bir noktada da kötülüğün bahanelerini sunuyor bize! Joker’i Joaquin Phoenix canlandırırken ona Robert De Niro, Zazie Beetz, Frances Conroy ve Brett Cullen gibi isimlerden meydana gelen bir kadro eşlik ediyor.

'Joker' vizyona giriyor 'Joker' vizyona giriyor

GÜLDÜRMEYEN PALYAÇO
Filmde geçen hikâyede 1980’lerin hemen başının New York’una, daha doğrusu Gotham’ına gidiyoruz. Şehirde zengin-fakir uçurumu iyice derinleşmiş, her yer grev sahası olmuş, sokaklar çöp yığınları ve “süper farelerle” dolmuştur. Henüz “Joker” olarak anılmayan Arthur Fleck, böyle bir ortamda yaşlı annesiyle hayata tutunmaya çalışır. Palyaçoluk yapan Arthur, hep stand-up komedyeni olacağı günün hayallerini kurar. Ancak bir problem vardır: Kimse onun esprilerine gülmezken, o yaşadığı psikolojik rahatsızlıktan ötürü olmadık yerlerde gülme krizlerine girer!

HOR GÖRME GARİBİ
Arthur giderek daha çok vahşileşen şehirde, hem iş arkadaşları hem de diğer insanlar tarafından devamlı hor görülür. Ama patlama yakındır! Palyaço, bir gün şehrin serserileri tarafından tartaklanınca iş arkadaşı eline bir silah tutuşturur. Arthur, bir gün metroda gülme krizine girdiğinde “beyaz yakalı haydutlar” tarafından tartaklanınca onları silahıyla öldürür. Arthur kaçmıştır ama metro cinayeti ülkeyi sarsar. Öldürülenler zengin olunca kimliği tespit edilmeyen “palyaço” kahraman ilan edilir, onu simgeleyen maskeler de anarşizmin sembolü olur. Bu arada annesinin bir zamanlar yanında çalıştığı şehrin belediye başkanı adayı Thomas Wayne’e ulaşmak Arthur’un başka bir gayesi olur. Bu ise başka bağlantıların habercisidir!

SÜPER KAHRAMAN FİLMİ DEĞİL
Yönetmen Todd Phillips, “Joker”de Martin Scorsese’nin “Taksi Şoförü” ve “Komediler Kralı” filmlerinden ilham alıyor. Bu sebeple “Joker”, oldukça çarpıcı olmakla birlikte asla süper kahraman filmi değil, bir delilik masalı… Eserin çok orijinal bir hikâyesi de yok hâliyle... Yönetmen Phillips, herkesi güldürmeye çalışan fakat “Hayatım boyunca bir an bile mutlu olmadım” diyen bir karakter meydana getirerek bizi duygusal olarak yakalamayı başarıyor! Zira modern insanın hemen empati kurabileceği biri Arthur… Sonra bu zavallı insanı, acımasız bir caniye dönüştüren şeylerin sebeplerini anlamaya çalışıyoruz. Ancak bütün kötülüğü “zenginliğe” yıkmanın kolaycılığıyla çıkmaz sokaklara dalıyoruz. Ortaya nihilist ve bir o kadar da kof bir otorite düşmanlığı taşıyan alt metinler çıkıyor. Ama film, fikrî tarafını bir kenara bırakırsak derdini anlatmayı fazlasıyla başarıyor ve sizi Joker’le hemhâl ediyor. Melankolisiyle ruhunuzu kasvete boğacak eserdeki “deli gülüşleri” uzunca bir zaman kulaklarda yankılanacağa benziyor...

YAVRU 'PİRANALAR'
Haftanın diğer dikkat çeken filmi “Piranalar” başka bir kötülüğün doğuşunu, bir grup gencin mafyaya bulaşma hikâyesini ele alıyor. Yönetmen Claudio Giovannesi’nin Roberto Saviano’nun romanından sinemaya taşıdığı eserde, bir grup amatör oyuncu rol alıyor. Kötü bir çevrenin zehirleyerek mafyaya dönüştürdüğü gençlerin hikâyesiyle İtalya’nın karanlık sokaklarına odaklanılıyor.

ÖZENTİ GENÇLİK
Nicola arkadaşlarıyla serserilik yaprak günlerini geçiren bir gençtir. Annesi, küçük bir dükkânda kuru temizlemecilik yapar ama kazandığının çoğunu mafyaya haraç olarak öder. Bu kötülüğe şahitlik ederek büyüyen Nicola, bir şeylere karşı koyabilmek için mafyayı taklit eder. Tonino Striano adlı efsane bir mafya babasının resmini duvarına asan Nicola, arkadaşlarıyla bir kuyumcu soygununa girişir. Ancak onu polis değil bölgeyi elinde tutan adamlar enseler. Çaldıklarını iade eden genç, kendisini yakalayan mafya babasından “iş” ister. Böylece küçük adamların büyük işlere bulaşacağı hikâye başlamış olur...
“Piranalar” gençlerin etrafın tesiriyle nasıl kolayca suça bulaşabildiklerini göstermesi bakımından dikkate değer bir hikâye sunuyor. Sosyolojik olarak Türkiye’ye çok benzeyen İtalya’da geçen bu macera bize uzak değil. Amatör oyuncu kadrosu ise filmi  daha hakiki kılıyor. Çoğu sahnesi el kamerasıyla çekilen filmin dinamik görüntüleri ise sizi yoracak cinsten...

ÜÇ KAFADAR MAFYA PEŞİNDE
Başrollerinde Ali Sunal, Onur Atilla ve Devrim Yakut’un yer aldığı “Hareket Sekiz”, polisiye bir hikâyeden ilerleyen yerli komedi... Yönetmen koltuğunda Ali Yorgancıoğlu’nun oturduğu filmde üç polis memurunun yabancı bir mafya liderini takip çabası işleniyor. Polis memurları Bünyamin, Reşat ve Kâzım’a zor bir vazife verilir: Büyük bir kaçakçılık peşinde olan Zolka adlı Rus mafya babası yakalanmalıdır. Üç kafadar, büyük bir kargaşanın içine düşer.

TÜRK SUBAYLARI BARONLARA KARŞI
Utku Uçar’ın yönettiği “Kuşatma Yedi Uyuyanlar”  vatan üzerinden oynan gizli bir oyunu bozmak için harekete geçen bir ekibin hikâyesini ele alan, hamasi ögeleri yoğun olan bir film. Eserin oyuncu kadrosunda Ahmet Şafak, Fulden Akyürek, Özcan Varaylı ve Çağatay Akman gibi isimler yer alıyor. Eski Türk İrtibat Timi subayı Turan, gizli bir savaşla yüz yüzedir; ‘Nemesis’ adlı terör örgütü yıllar sonra ortaya çıkmıştır. Vatanı uğruna her şeyi yapmayı göze alan Turan, ekibiyle gizli göreve girişir.

HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ
¥ ‘Dert Bende’
¥ ‘Keşfedilmemiş Çocuklar’

EN ÇOK SEYREDİLENLER
¥ ‘Fırıncının Karısı’    56 bin 89
¥ ‘Yeti Efsanesi’   49 bin 844
¥ ‘Yıldızlara Doğru’   43 bin 951
¥ ‘O Bölüm 2’   25 bin 660
¥ ‘Annem’   23 bin 686