MURAT ÖZTEKİN

Sosyal medyada reaksiyon göstersek de Türkiye’de üç asırlık tarihî bir çeşmenin harabeye dönmesi artık sıradan bir haber, bir kitabeye kamera takılması alıştığımız şeylerden… Mazide yapılan tahribat ise “Atom bombası atılmış herhalde!” dedirtecek cinsten. Bir zamanlar deprem ve yangınlar, tarihî eserlerin “kurduyken”, geçtiğimiz asırda adı “Prost” olmuş! 1935 yılında İstanbul’a davet edilen Fransız şehir planlamacısı Henri Prost, geleneksel şehri modernleşme adına bir plan hazırlamış ve ardından tarihî yıkımlar gelmiş. Prost, Türkiye’de kaldığı 16 sene boyunca birçok tarihî eserin planlı şekilde ortadan kaldırılmasında rol oynamış. Onun planı sonraki hükumetlere de tesir etmiş… Nihayetinde, otoparka dönüşen camiler, AVM olan köşkler, park yapılan yüzlerce yıllık mezarlıklar görülmüş…
Bunları nereden öğreniyoruz?.. Sosyal medyada tarih hassasiyetiyle yaptığı paylaşımlarla tanınan araştırmacı Mehmet Dilbaz, yeni kitabı “Kaybolan   Tarihin Peşinde” isimli eserinde, Osmanlı devrinden başlayarak Prost Planı’na uzanan mimari kayıpları bize sunuyor. Timaş Yayınlarından çıkan kitap, “Tarihî eserlerimiz yok olursa hatıralarımız ve kültürel hafızamız da yok olur” hatırlatması yapıyor… Ancak kitapta özellikle Osmanlı dönemindeki mimari değişimlerle alakalı muğlak bilgiler veriliyor, son bir asırda yapılan yıkımların ideolojik arka planı ise net olarak aktarılamıyor.

SİNAN ESERİNDEN BENZİN İSTASYONUNA
Kitapta geçen en acı yıkımlardan biri Beşiktaş’ta yaşanmış. Kaptanıderya Sinan Paşa, ölmeden evvel Beşiktaş’ta bir külliye inşa ettirmeye niyetlenmiş. Bunun için Mimar Sinan’a vazife verilmiş.1553’te vefat eden Paşa, bittiğini görememiş ama külliye semtin ziyneti olmuş. Külliyenin dört asırlık hamamı yakın zamana kadar kullanılmış. Ancak eser, Prost Planı’nı esas alan 1957 çalışmalarda “yol genişletme” bahanesiyle yıkılmış. Yerine ne yol yapılmış ne de bina… Mimar Sinan’ın bu güzel eserinin boş kalan arazisine yıllar sonra benzin istasyonu konmuş!

TARİHÎ MEZARLIK PARKI!
Geçtiğimiz asırda yıkılan onlarca Müslüman mezarlığından birinin hikâyesi de “Kaybolan Tarihin Peşinde” kitabında geçiyor: Hayırseverliğiyle tanınan Darüssaade Ağası Abbas bin Abdürrezzak, 17. asrın ortalarında yaptırdığı cami ve mekteplerle Abbasağa Mahallesi’nin temellerini atmış. Bu mahallede seneler geçtikçe bir mezarlık ortaya çıkmış. Fakat 1939 yılında tarihî Abbasağa Mezarlığı’nın kaldırılmasına karar verilmiş. Binlerce mezar sökülüp büyük bir çukura doldurulmuş ve yerine zaman zaman konserlerin verildiği Abbasağa Parkı açılmış. Taksim meydanı yakınlarındaki Ayaspaşa Mezarlığı’nın akıbeti da buna yakın olmuş...

OTOPARKA DÖNÜŞEN FATMA SULTAN YADİGÂRI
Lale Devri’nde pek çok hayır eseri inşa edilmiş. Onlardan biri de Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın hanımı olan Fatma Sultan’ın Cağaoğlu’nda yaptırdığı cami imiş. Fatma Sultan Camii, Osmanlının son devrinde Gümüşhanevi Tekkesi’ne dönmüş. Meşhur ilim adamlarının ziyaret ettiği mekân, tekkelerin kapatıldığı 1925 yılından sonra bakımsız kalıp harabeye dönmüş. Prost Planı’na bağlı kalınan demokrasi döneminde, camin yerine otopark yapılmış… Galata’daki Rabia Gülnuş Emetullah Valide Sultan Camii’nin kaderi de aynı olmuş. 1894 depreminde hasar gören cami kurtarılamamış, harabeleri önce odun deposu olmuş sonra hırdavatçılar çarşısına dönüştürülmüş. 

PAİDŞAH KÖŞKÜ AVM'Sİ!
Kâğıthane bir zamanlar Osmanlının en gözde sayfiye yerlerinden biriymiş. Bayram ve tatil günlerinde halkın uğrak yeri bölgede at yarışları yapılırmış. Burada Sultan Abdülaziz Han’ın av esnasında dinlenmesi için mütevazı ama estetik bir bina olan “Koşu Köşkü” inşa edilmiş. Ancak herkesin imrendiği köşk, 1930’larda bakımsız kalmış. Ardından bir ağaya satılan köşkün yerinde günümüzde bir AVM yükseliyor!

İSKELEDE ÇÜRÜYEN CAMİ
Fatih Sultan Mehmed devrinde Karaköy’e bir tekke zamanla harap olunca Merzifonlu Kara Mustafa Paşa buraya iki katlı bir mescit inşa ettirmiş. Fakat yaşanan bir deprem neticesinde Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii yıkılmış ve Sultan Abdülhamid camiyi İtalyan Mimar Raimondo D’Aronco’yu vazifelendirerek yeniden inşa ettirmiş. Prefabrik olarak yapılan sekizgen şekilli cami, Art Nouveau tarzında inşa edilmiş tek ibadethane olmuş. Ancak 1959’da Proust’un planına göre caminin bulunduğu yerden yol geçmesi gerekiyormuş. Bu yüzden eserin sökülerek o zamanlar cami bulunmayan Kınalıada’da yeniden inşa edilmesine karar verilmiş. Parçalara ayrılan cami, Karaköy İskelesi’ne yığılmış. Bir müddet orada kalan caminin ahşap minaresi çürümüş, taşları zarar görmüş. Parçaların adaya ulaşıp ulaşmadığı kesin olarak öğrenilememiş...