Almanya’da doğan Selma Suna Koçal, babasının kesin dönüş kararıyla 12 yaşındayken Yalova’ya geldi. Ana dilini bilmeyen Koçal, çevresinin destekleriyle Türkçe öğrendi. Gün geçtikçe de kendi kültürünü tanıdı. Lise yıllarında İstanbul’daki Sultanahmet Camii’ne yaptığı geziden ise çok etkilendi. Hayatında ilk defa çini gören Koçal, kendisinde hayranlık uyandıran sanatı araştırmaya başladı. Elinin yatkın olduğunu fark eden Koçal, kursuna gittiği çini ve daha sonradan da ebru sanatıyla birçok başarıya imza attı. Yaptığı eserler ile Japonya ve Amerika’nın da aralarında bulunduğu 16 ülkede 30’a yakın sergi açtı. Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı ve eğitmeni olarak görev yapan sanatçı, sergilerinde hem yaptığı eserleri hem de Türk kültürünü dünyaya tanıttı.

“KÜLTÜRÜMÜZ ÇOK GÜZEL”
Çini ile başlayan sanat yolculuğuna tezhip, minyatür, katı, hüsnühat ve ebruyu da katarak devam ettiğini dile getiren Koçal “Sultanahmet Camii’nde karşılaştığım çiniler ve üzerlerindeki laleler beni benden aldı. Turkuaz, kırmızı gibi renklerin yüreğimdeki etkisini unutamadım. Çok güzel kültür ve tarihimiz var. Bu kültürde manasız hiç bir şeye yer yok. Daha sonra bu sanatı öğrendim. En büyük şansım ise büyük sanatçılardan ders almam oldu. Sanatımızı ülke dışına götürmek istedim ve başardım. Sadece sergiyle yetinmeyip ne kadar çok yüreğe ulaşabilirsem o kadar güzel olacağını düşünüyorum. Yetimler, down sendromu, otizm konusunda farkındalık oluşturacak alanlarda da çalışmalar yapıyorum. Onların mutluluğu dünyalara bedeldir. Sanatımızı, geleceklere miras bırakacağız” dedi.