MURAT ÖZTEKİN

Sedat Girgin Türkiye’nin tanınmış illüstrasyon sanatçılarından biri... Doğu ve Batı’yı sentezlediği masalsı çizgileriyle çocuk kitaplarında dünyalar inşa ediyor ama sanat galerilerinden de uzak kalmıyor... Bugünlere yeni sergisi “Abartılar Diyarı-Overrated Land” Galeri 77’de sanatseverlerle buluşuyor. Sanatçı Girgin, yaptığı eserlerde modern insanın sosyal medyadaki yapmacık hâllerini ve tüketme eğilimini tuvale taşıyor. Biz de kendisiyle konuştuk...

* İnsanların riyakâr hâllerine odaklanan durumları sergiye taşıdınız. Sizi böylesine bir mevzu üzerine çalışmaya ne itti?
İnsanın başka kimliklere bürünmesi, kendisini farklı biri gibi gösterme çabası hakkında aklımda uzun zamandır bir şeyler vardı. Sadece sosyal medya üzerinde değil, kişinin her yerde göstermek istediğini gösterip, kendini saklamasına odaklandım. Günümüz insanının bu durumunu kendi masalsı dünyama çekip yorumladım.

* Sergiye “Abartılar Diyarı” ismini vermişsiniz. Tüketim toplumunun bunda rolü ne?
Abartılı bir dönemde yaşıyoruz. Birbirimizi, zamanı ve kaynakları tüketiyoruz... Özellikle şu anda harcadığımız bütün kaynaklar abartılı. Bir sonraki çağ için bir şey bırakmıyoruz. Bence şu an üçgenin en tepesindeyiz ve aşağıya doğru ineceğiz diye düşünüyorum. Zaten pandemiyle uçlarda yaşamanın nelere sebep olduğunu öğrendik. 

* Eserlerinizi pandemi safhasında meydana getirmişsiniz. Karantina ortamı sanatınıza nasıl tesir etti?
Aslında pandemiden önce eserlerimi kafamda oluşturmuştum. Pandemi başladığında kurguladığım dünya ile yaşadığım dünya üst üste bindi. Kapanma, resimlerimde anlatmak istediğim duyguyu daha şiddetli olarak yansıtmamı sağladı. Doğrusu, yaşadığım zamana dair işler ortaya çıkması beni tatmin etti.

* Peki, bu karantina günlerinde nasıl çalışıyorsunuz?
Ben zaten evden iş ürettiğim için fiziki olarak hayatımda bir şey değişmedi ama ruhsal olarak değişen çok şey vardı. Üreten kişi için hayatın akışı, motivasyon sağlıyor. Beslendiğiniz alanların durması biraz motivasyonu düşürüyor. Benim de iş üretimim hızlı olmadı. Ancak sürekli düşündüm, eskiz yaptım.

* Eserlerinizde mesaj endişesi görülüyor. Sanata nasıl bakıyorsunuz?
Ben sanatın didaktik olması gerektiğini düşünmüyorum, kimsenin gözüne bir şey sokmaya çalışmıyorum. Sadece çizgim ve üslubumla insanlara “geçerken bir omuz atmak” istiyorum. Seyircinin “burada bir şey var” diye düşünmesini istediğim işler yapıyorum. Ama bunlar onların yorumlarıyla anlam kazanmalı.

ÇOCUK KİTABI ÇİZİMİ ÇOK CİDDİ BİR İŞ
* Siz aslında çocuk kitaplarına yaptığınız çizimlerle, yani illüstrasyonlarınızla tanınıyorsunuz. Çocuklar için sanat yapmak nasıl bir sorumluluk?

Doğrusu ilk başlarda illüstrasyon işini basit görüyordum. Fakat bu dünyanın içerisine girip, her bir çizginin çocuklardaki etkisini gördüğümde ciddi bir konu olduğunu anladım. Bu bir süsleme işi değil. Çizgiler çocuğa ulaştığınız bir anahtar gibi. Çocuğun zihninde çok büyük bir hayal dünyası var. Sizin ona ne kadar müdahale etmeniz gerektiği de çok derin bir konu. Çocuk kitaplarına yapılacak çizimler değer verilerek ve konsantre olunarak yapılmalı. Ben de ciddiyetle yapıyorum. 

* Peki, sergiler için eser üretmek sizi serbest kılıyor mu?
Resimle illüstrasyonu çok ayrı görmüyorum. Dolayısıyla sergiler için eser üretirken tarzımı değiştirmiyorum. Ama sonsuz bir dünyada çalışmak beni korkutuyor. Bu yüzden kendi metnimi oluşturmaya çalışıyorum. Resim benim oyun alanım gibi.

HAT SANATIMIZI ÇOK SEVİYORUM
Sedat Girgin “Masalsı dünyanızda geleneksel sanatların yeri ne?”soruma şu cevabı veriyor: Bizim hat sanatımızı çok seviyorum. Okuyamıyorum ama estetik olarak çok etkileniyorum. İşlerimde minyatüre de göndermeler var. Yani birçok dünyayı bir araya karıyorum. Ama bunları insanların gözüne sokmak istemiyorum.