MURAT ÖZTEKİN

Türkiye’de tiyatrolar resmen açık görünüyor ama aslında hemen hepsi kapalı... Pandemin başladığı günden beri çok kısa bir müddet açık kalan tiyatrolar, oyunlarını online ortama taşımaya başladı. Bazı tiyatrolar ise online ortama has dijital oyunlar meydana getirdi. Mesela Zoom aplikasyonu üzerinden oyunlar icra edildi, hatta WhatsApp üzerinden yazışarak sıra dışı bir oyun bile “sahnelendi”. Bütün bunlar “Tiyatro sinema gibi oldu” eleştirilerine sebep olurken, “Tiyatro nereye gidiyor?” sorusunu da akıllara getirdi. Biz de hem geleneksel tiyatronun ustalarına hem de dijital oyunların öncülerine aynı soruyu sorduk.

TİYATRO SALONDA OLUR
Devlet Tiyatroları (DT) Genel Müdürü Mustafa Kurt, sahnede tiyatro keyfinin bambaşka olduğunu söylüyor. Mustafa Kurt, “Biz DT olarak büyük oyunlarımızı, dijital ortama taşıdık. Bazı oyunlarımız 300 bin seyirciye ulaştı ama salondan tiyatro izlemenin keyfi bir başka. Tiyatro, salonda seyredilir. Bir süre sonra iş normalleştiğinde herkesin salonlara döneceğini düşünüyorum. Hem Devlet Tiyatrolarının hem de özel tiyatroların dijitalde kalacaklarını zannetmiyorum” diye konuşuyor. Her şey normale döndüğünde seyircinin karşısında olacaklarını kaydeden Mustafa Kurt, “Öncelikle ‘Kamyon Tiyatrosu’ ve ‘Yaz Oyunları’nı başlatacağız. İşler yolunda giderse, ‘Nöbetçi Tiyatro’muzu da faal hâle getireceğiz” diyor. 

BUNLAR GELİP GEÇİCİ ŞEYLER
Geleneksel tuluat tiyatrosunun tanınmış oyuncularından Zihni Göktay ise mazide yaşadığı tecrübelerden yola çıkarak, tiyatronun hep sahnede olacağını savunuyor. Usta oyuncu şöyle konuşuyor: Salgın sebebiyle oyunların dijital ortama taşınmasına ihtiyaç duyuldu. Bağnaz bir düşünceyle bunu söylemiyorum ama bence seyircisiz tiyatro olmaz. Seyirci ile oyuncu arasına iletişim olmalı. Bunlar gelip geçici şeyler. Sinema ve internet çıkınca tiyatronun modası geçmedi. Pandemi de geçer, veba da geçer ama tiyatronun modası geçmez. Modern oyunlar çıkabilir, avangart eserler yapılır ama 400 sene önceki oyunlar sahnede yer alır.

YAPILANLAR BİRER ARAYIŞ
Cihangir Atölye Sahne’nin kurucularından, oyuncu ve yönetmen Muhammet Uzuner de dijital oyunları, teatral bulmayan isimlerden. “Tiyatro sahnesi oyuncuların evdir. Pandemide evimizden atılmış gibi olduk” diyen Uzuner sözlerine şöyle devam ediyor: Böylece dijital çabalar gündeme geldi. Bunların bazılarının melez tür, bazılarının da sinema filmine yakın işler olduğunu düşünüyorum. Yapılan dijital işlerin bir arayış olduğunu unutmamak lazım. Tiyatro sanatının özünden seyirci ile oyuncunun aynı mekânda, aynı havayı soluması var. Dolayısıyla dijital her hangi bir arayış bunu karşılamayacaktır. Fakat şunu söylemekte fayda var: Bu dönemde edindiğimiz alışkanlıkların bir kısmının pandemiden sonra da işimize yarayacağına inanıyorum.

DİJİTAL İŞLERİN KALICI İZLERİ OLACAK
Pandemi döneminde 17 senelik tiyatro mekânlarını kapatarak Türkiye’nin ilk dijital sahnesi YeniPerform’u kuran Yeşim Özsoy ise değişimin şartlardan doğduğunu anlatıyor. Global salgının, tiyatro ile dijital dünya arasındaki ilişkiyi güçlendirdiğini söyleyen Özsoy, “Normalleşme eninde sonunda gerçekleşecektir ama pandeminin etkileri tıpkı iş hayatındaki gibi tiyatroda da kalıcı olacaktır. Ancak bu, fiziki sahnelerin tamamen kapanması anlamına gelmiyor. Pandemi sonrasında hibrit formlar öne çıkacaktır” tahmininde bulunuyor. “Dijital tiyatro” tabirinin doğru anlaşılmadığını savunan Yeşim Özsoy, “İnternet üzerinden yayınlanan her oyun, ‘dijital tiyatro’ değil. Oyunların kameraya ve ekrana bağlı olarak üretilmesiyle dijital tiyatro oluşur...” şeklinde konuşuyor. Dijitaldeki oyunların daha kapsayıcı olduğunu ifade eden Özsoy, “Normalde çeşitli engellerinden ötürü tiyatro sahnesine gelemeyen kişiler, oyunlara dâhil olabilir. İletişim farklılaşmasıyla birlikte ‘canlılık’ meselesi de tartışılacaktır. Çünkü yeni jenerasyon dijital dünyada doğdu” diyor.