MURAT ÖZTEKİN

Sinema kültür demek, bayramlar ise kültürleri yansıtan en önemli günler... Peki ya dinî bayramların sinemadaki yansımaları nasıl oldu?
Başta Hollywood olmak üzere Batı sinemasında bayramlar, beyazperdede çok güçlü bir tema ve arka plan oldu. Öyle ki onlarca eserle “Noel Filmleri” diye bir alt tür bile meydana geldi. “Şahane Hayat”, iflas eden bir iş adamının Noel gecesi hayata dönmesini merkezine aldı. Christian Carion’un “Joyeux Noël”inde (Ateşkes) Fransız ve Alman askerlerinin ateşkesi üzerinden Noel güzellemesi yapıldı. “Evde Tek Başına” serisinde mevzu bir çocuğun yalnız maceraları olsa da “Noel ruhu” esere hâkimdi! “Miracle on 34th Street”, “Sen Uyurken”, “Gözleri Tamamen Kapalı” gibi sayısız filmde Noel birlik, beraberlik vasıtası olarak seyirciye işlendi! Tabii, “Kara Noel”, “Yılbaşı Kâbusu”, “Gremlinler”, “Bir Yılbaşı Hikâyesi” gibi korku türünde filmler de ortaya çıktı.

Yılmaz Erdoğan’ın yıllar evvel “Türkiye’deki bir sette günde beş kez ezan için durursun, ‘Aziz Allah’ dersin, beklersin, çay içersin ama filmde duyulmaz o ezan” ifadeleriyle özetlediği Türk sinemasındaki durum, bayramlar için de geçerliydi. Sinemalar bayram günlerinde en kalabalık zamanlarını yaşar, yapımcılar en büyük hasılatlarını bu zaman dilimlerinde elde eder ama gelin görün ki o bayramlar beyazperdeye çok az yansırdı. Bu yüzden başlı başına bayram üzerine kurulu sinema filmimiz olmadı. Türk sinemasında “bayram” denildiğinde silik birkaç görüntü canlandı zihinlerde… Ama istisnalar da mevcuttu.

“YOL” ASLINDA “BAYRAM”DI
Mesela senaryo safhasındayken adı “Bayram” olan Şerif Gören ve Yılmaz Güney’in “Yol” filmi, onlardan biriydi. Eserde, yarı açık cezaevinden bayram iznine çıkan mahkûmların hikâyesine odaklanıldı. Bir kurban sahnesi ve çocukların bayram sevinci filme yansıdı.

“BİZİM AİLE” BİR BAŞKA
Yaşar Usta ile Melek Hanım’ın ikinci baharlarını işleyen Ergin Orbey’in 1975 yapımı “Bizim Aile” filmi ise renkli bayram sahnelerine sahipti. Münir Özkul, Adile Naşit ve Şener Şen gibi isimleri araya getiren eserde; kurban pazarlığı ve bayram namazı sonrası aile içi bayramlaşma sıcak bir şekilde tasvir edildi.

BÖYLE OLUR AKAD’IN BAYRAMI!
Yönetmen Lütfi Akad’ın “Gelin” filminin hikâyesinde ise Kurban Bayramı vardı. Ancak hasta oğlunu iyileştirmek isteyen Meryem’in mücadelesi üzerinden bilim ve din çatıştırıldı. Yaşanan kötü gelişmelerin sorumlusu ise “kurbanlık koyun” metaforu üzerinden gelenekler oldu! Akad, bayramı tasvir etmişti ama ortaya çıkan resim oldukça “karanlıktı”.

“BİR GÜN BEN DE YİYECEĞİM”
Ajitatif sahneleriyle dikkat çeken Safa Önal’ın “Sezercik Yavrum Benim” filmi de üvey babası tarafından çalıştırılan minik Sezer’in maceraları üzerine kuruluydu. Kısa bir bayram sahnesine sahip eserde, şeker satan ama kendisi tadamayan Sezercik’in bayram alanındaki “Bir gün ben de yiyeceğim...” repliği hafızalara kazındı.

KAPICI SEYİD’DEN SEFİL MUHTAR’A…
Yönetmen Zeki Ökten’in başrolüne Kemal Sunal’ı koyduğu “Kapıcılar Kralı” filminde de el öpülüp harçlık verilen bir bayram sahnesi vardı. Ama bayram, daha ziyade Seyid gibi bir kapıcı üzerinden resmedildi. “Erkek Güzeli Sefil Bilo”, “Düğün Dernek”, “Hanımağa’nın Gelinleri”, “Bir Bayram Sabahı” gibi filmler de bayram atmosferine az veya çok rastlanıldı.

NAZİF TUNÇ’UN TATİL TENKİDİ
Yönetmen Nazif Tunç ise 2006’da tamamen bayram üzerine kurulu “Bayram” adlı bir TV filmi çekti. Bir ilk olan eser, bayramı tatil olarak görmeye başlayan insanları tenkit mahiyetindeydi.