MURAT ÖZTEKİN

Türk sinemasındaki “Millî Sinema” akımının kurucusu olan Çakmaklı “Minyeli Abdullah”, “Birleşen Yollar”, “Kuruluş” gibi unutulmaz eserlerle, Anadolu değerlerine sinemanın kapılarını sonuna kadar açtı.

YETİM YOLA DÜŞTÜ
Çakmaklı, 1937 yılında Afyonkarahisar’da hayata gözlerini açıyor, 7 yaşında yetim kalıp Çocuk Esirgeme Yurtlarında okula devam etmek zorunda kalıyor. Müezzin olan dedesinin Mesnevi hikâyeleri ise daha o zamandan kendisine yön çiziyor. Gazetecilik okumaya İstanbul’a geliyor ama masraflarını karşılamak için Taksim Şan Sinemasında teşrifatçılık yapmak mecburiyetinde... İşte orada beyazperdenin büyüsüne kapılıyor. Hâliyle mesleğe atılınca çeşitli gazetelerde sinema üzerine kalem oynatıyor. Sonrasında Aram Gülyüz gibi yönetmenlere asistan olarak Yeşilçam’a dâhil oluyor. Fakat Çakmaklı, yerli sinemada başka bir yoldan ilerlemek istiyor; ya alay ya da duygusuz kimselerce istismar edilen manevi dünyasını tasvir etmeyi en başta kafasına koyuyor... İlk filmi “Kâbe Yolları” oluyor. “Millî Sinema” adını vereceği yolda, arayış içerisindeki tipolojilerle materyalist dünyanın handikaplarını tasvir ediyor. Ancak önceleri Yeşilçam’ın bazı ideolojik kalıpları içerisinden çıkamıyor ve bu sebeple tenkit de ediliyor.

BİRLEŞEN BİR YOL VAR...
1970 yılında Türkan Şoray’ı başrolüne    koyarak çektiği “Birleşen Yollar” filmi ise, büyük bir kırılma oluyor. Zira “Huzur Sokağı” romanının adaptasyonu olan eserde Şoray, dinî konseptli bir filmde başörtüsüyle seyirci karşısına çıkıyor. İlklere imza atan Çakmaklı, yapılan eleştirilere kulak asmadan yolundan ilerliyor... Necip Fazıl Kısakürek, Tarık Buğra ve Turan Oflaz gibi edebiyatçıların eserlerini beyazperdeye taşıyor. “Minyeli Abdullah”, “Diriliş”, “Oğlum Osman” ve “Kızım Ayşe” adlı ses getiren filmlerinin yanında, Osmanlıyı anlatan “Kuruluş”, “Küçük Ağa”, “IV. Murat” gibi dizilere imza atıyor. 1990’larda ise TGRT için “Kurdoğlu” ve “Bişr-i Hafi” gibi unutulmaz filmler çekiyor.
Çakmaklı, hayatı boyunca yapmaya çalıştığı şeyi ise bir yazısında şöyle ifade ediyor: Türk sineması ancak köylüsü ve şehirlisi ile manevi kıymetleri maddeden üstün tutan Müslüman Türk halkının inançları, millî karakteri gelenekler ile yoğrulmuş, Anadolu gerçeğini yansıtan filmler vererek, ‘millî sinema’ hüviyetine kavuşacağı aşikârdır.  
Hayatının son yıllarına kadar eser üreten Çakmaklı, 23 Ağustos 2009’da dünyaya gözlerini kapıyor…