MURAT ÖZTEKİN

Nedim Kufi, Batı’da ses getiren Iraklı bir sanatçı… Savaşın hüküm sürdüğü ülkesinden 1990’da Hollanda’ya kaçan Kufi, acının izlerini taşıyan eserleri ve Arapça kelimeleri kullanarak meydana getirdiği çalışmalarıyla adından söz ettiriyor. Kufi, bugünlerde Kelimat Sanat Galerisinde açılan “Attarlık Kelimeleri” isimli sergiyle İstanbul’daki sanatseverlerle buluşuyor. Biz de kendisiyle bir araya gelip sanat yolculuğunu dinliyoruz.

İNGİLİZLER BÖLEREK YÖNETTİ
Yıllar evvel terk ettiği ülkesinden söz açan Kufi, Irak’ın zamanla çok değiştiğine dikkat çekerek “Irak, tarih boyunca fitnenin kol gezdiği bir coğrafya oldu. Osmanlı döneminde fakirliğe rağmen nispeten huzur vardı. Eskiden kavmiyetçilik yoktu. Ancak İngiliz işgalinden sonra bölünme başladı. İngilizler insanları böyle yönettiler” diyor.
Baas diktatörlüğü esnasında 1990’da Hollanda’ya gitmek zorunda kalan Kufi “Orada sanat eğitimi aldım ve özgürce üretmeye başladım. Hem Doğu’yu hem de Batı’yı bildiğim için kendimi şanslı hissediyorum. Batı’yı laboratuvar gibi görüyorum ama Doğu benim için bir rüya…  İlhamlarım Doğu’dan geliyor” ifadelerini kullanıyor. 

KİTAPLARDA AVCILIK YAPIYORUM
Resimlerini kelimelerden yola çıkarak meydana getiren sanatçı “Kitaplarda avcılık yaparak eserler üretiyorum. Kelimeler surete kavuşuyor. Hatta çalışmalarım için bir bilgisayar programı meydana getirdim. Bu program binlerce kelime arasından rastgele iki kelimeyi bana sunuyor. Her tıkladığımda mantıklı olmayan bu kelimelerden bir hikmet çıkarmaya çalışıyorum. İnsanların da bunu hayal etmesini istiyorum” diyor.  
Kelime ve harflere yoğunlaşmasının sebebinin coğrafyasından kaynaklandığını ifade eden Nedim Kufi, şöyle konuşuyor: Kelimelerle bu kadar çok uğraşmamın sebebi biraz da Arapçanın zenginliği. Arapça kelimeler imajlar yüklü. Bir kelime söylediğinde bir dünya değil, evren açılıyor. Öte yandan Arapça kelimelerin şekli bir çeşit organ gibi. Onlarla özgürce çalışabiliyorsunuz ama Latin harfleri böyle değil.
“Fikir olmadan sanat görüntü olarak kalıyor” diyen Kufi “Benim için fikir resmin anasıdır. Genellikle bana fikirler rüyalarımda gelir. Bazen okuduğum bazen de gördüğüm bir kelime bana ilham kaynağı olabiliyor. Hatta sinemadan da bir şeyler kapabiliyorum. Bir kelime görüyorum onu tutuyor ve görselleştiriyorum” diyor.

Sanatçı Kufi, Kelimat Sanat Galerisinde bugün ve yarın ücretsiz canlı atölye çalışmaları gerçekleştirecek ve bir resmi tamamlayacak. Sergi ise bir ay boyunca açık kalacak.

ACI ÇEKMEDEN SANATÇI OLUNMUYOR
İngilizce “Painting” olarak yazılan resim kelimesini “pain-ting” (acı-çınlama) olarak kullanan Nedim Kufi bunu şöyle açıklıyor: Gerçek ressam olmak için çok mücadele etmeniz gerekiyor. Belki fiziki olarak acı çekmeniz lazım. Sebebini bilmiyorum ama sanat tarihinde Van Gogh gibi birçok ressam, bu şekilde doğmuş. Resim bir sonuç olmuş. Ben de çok acı çektim. Fakat acıda bir mutluluk buldum. Eğer ben de Hollanda gibi bir ülkede doğsaydım sanırım sanatçı olamazdım ve Irak’a geri dönerdim.

OSMANLI SANATINDA ZARİF BİR GÜÇ VAR
İstanbul’un farklı kültürlerin buluşma noktası olduğunu hatırlatan Kufi şöyle konuşuyor: Artık burada yaşamalıyım diye düşünüyorum. Belki önümüzdeki sene İstanbu’da bir atölye açarım. Çünkü burada Doğu ve Batı’ya birlikte hitap etmek mümkün. Buradaki Osmanlı sanatı ve özellikle çinilerdeki İznik mavisi bana ilham veriyor. Osmanlı sanatında zarif bir güç ve saraylı bir estetik var. Kökleri çok derin… Bir de hep merak etmişimdir; nasıl olur da Türkler hat sanatına Araplardan daha çok dikkat çeker. Bu inanılmaz bir şey. Sanırım İstanbul’un hoşgörülü bir şehir olması ve yüksek medeniyeti bunu sağladı. 

Etem Çalışkan: Hitler ressam kalsa milyonlar ölmezdi Etem Çalışkan: Hitler ressam kalsa milyonlar ölmezdi Sanatın önemine değinen Etem Çalışkan “Malumunuz Hitler de resim yapıyordu. Eğer Hitler ressam olarak kalsaydı, belki de II. Dünya Savaşı yaşanmayacaktı” diyor.