MURAT ÖZTEKİN

Yönetmen Sinan Sertel’in dünya prömiyerini 28. Adana Altın Koza Film Festivali’nde yaptığı ikinci uzun metrajlı filmi “İçimdeki Kahraman”, Hollywood’dan tanıdığımız süper kahramanlara fantastik bir eleştiri getiriyor. Kahraman isimli bir gencin tabiatüstü güçlere erişmek için çıktığı yolculuğu işleyen eser, mevzuya “yerli” bir yorum katıyor. Biz de eseri, yönetmeni Sertel’le konuştuk…


ÇOCUKLUĞUMDAN ÇIKTI

> Filminizde “Hepimiz dünyaya süper kahraman olarak geliriz” diye bir motto geçiyor. Eserin çıkış noktasında ne var?
Bu biraz kendimle alakalı bir hikâye… Çünkü çocukluğumun bir döneminde süper kahraman olduğuma inandım. Bir şeyleri kolay elde etmenin yolunu aradım. Sonunda özel bir insan olmadığım hakikatiyle yüzleşmem ise zihnimde yer etti.

> “İçimdeki Kahraman”ın farklı bir “tadı” var. Filminizi janr olarak nereye koyuyorsunuz?
Filmim süper kahraman literatürüne epey yakın bir imaj sunuyor. Bu sebeple çizgi roman estetiğine dikkat ettik. Fakat içerik olarak “İçimdeki Kahraman”a bir süper kahraman filmi demek doğru olmaz. Yaptığımız fantastik bir dram…

> Yani Doğulu bir anti kahraman mı meydana getirmek istediniz?
Aslında bizimki bir kahraman ama bildiklerimizden değil. Bir anda, kendinden menkul bir şekilde tabiatüstü güçler bulmuyor. Bir bedel ödemek şartıyla bunlara kavuşmak isteyen biri gibi… Bir yolculuk içinde…

> Derdiniz biraz da modern dünyanın insana yükledikleri ağırlıklara dikkat çekmek sanırım…
Süper kahramanlık, bugün “Sen o’sun, yaparsın” sözleriyle satılan bir şey. Bence insanın nefsinde de ‘ilah’ olma isteği var. Yaşadığımız dünyanın algoritması da, bunu daha rahat ortaya çıkarabiliyor. Sosyal medya ve birçok televizyon programlarında herkes kendi krallığını kuruyor. Takipçi sayısı ile övünen ve değerini onunla ölçen insanlar az değil. Bence burada bir problem var. Dolayısıyla “Bir süper kahraman böyle bir gerçeklikle karşılaşırsa ne olur?” sorusu bana çok çekici geldi. Kader varsa bir süper kahraman ne yapabilir, görmek istedim.

> Sence kader mevzuu filmin cüssesinin epeyce üzerinde değil mi?
Bence de filmden ağır bir mevzu... Ama şunu da sormak lazım: Film bu ağırlığı kaldırabiliyor mu? Cevabını ben de merak ediyorum.


ÖYLE KAHRAMAN OLUNMAZ
> Öte yandan filmde Hollywood’un süper kahramanlarıyla alay da var sanki…

Alay ama malayani bir şekilde değil… Geldiğimiz noktada maruz kaldığımız ve beslendiğimiz külliyat o… Ben onları yok sayamam. Ama onlardaki bana uymayan şeylerin altını çizdim biraz. “Süper kahramanlık öyle olmaz, böyle olur” diyen bir tavır var yani…

ABD BAYRAĞI GİBİLER
> Hollywood’un süper kahramanlarının da enteresan kült bağlantıları yazılıp çizilen şeyler... Bu konuda ne dersiniz?
Oradan bakmadım ama ABD’deki 1929 Ekonomik Buhranı çizgi romanı ve sinemayı çok etkiliyor. Süper kahramanların kostümleri Amerikan bayrağı gibi ve Avrupa olarak yorumlayabileceğimiz Kripton adlı gezegenden kurtarıcı olarak geliyorlar. Ve en dikkat çeken kısmı, kendinden menkul bir şekilde ortaya çıkıyorlar! Abi nereden aldın sen bu gücü? Belli değil!

> Filmdeki medya eleştirileri ve yetenek programlarına dair vurgular da dikkat çekici…
Medya da süper kahramanlığa hizmet ediyor. Bunlar kısa yoldan başarılı olma çabasının enstrümanları.  

Afgan yönetmen Karimi'den Türkiye'ye teşekkür Afgan yönetmen Karimi'den Türkiye'ye teşekkür Taliban Kabil'e girdiğinde çektiği videosuyla dünya çapında ses getiren ünlü Afgan sinemacı Sahraa Karimi,. "Bizi öldürmeye geliyorlar" diyerek yaşadığı korkuyu anlatmıştı. Karimi, Afganistan dışına çıktığını duyurarak kendisine yardım eden Türkiye, Ukrayna ve Slovakya'ya teşekkür etti.