MURAT ÖZTEKİN

Ayşecik”, “Üvey Baba”, “Eskici Baba”, “Kolsuz Bebek” ve daha niceleri... 13 yaşında eline kalemi alıp, hayatı boyunca 500’e yakın kitap yazan Kemalettin Tuğcu, kendini çocuklara ve çocuk kitaplarına adadı... Eserlerinde bu toprakların acılı çocukları başroldeydi ama sonunda büyüyüp, birer iyi insan oluyorlardı. O eserlerin bir kısmı sinemaya adapte edildi, nesiller Kemalettin Tuğcu ile büyüdü. Bugün ise yazarın vefatının 25. yıl dönümü... Biz de 18 Ekim 1996’da hayata gözlerini kapayan Tuğcu’yu, kızı Gülsevin Tuğcu Acır’dan dinledik...

OSMANLI HAVASI VARDI

Uzun yıllar bir Osmanlı konağında yaşadıklarını söyleyen Acır “Çengelköy’de dedemden kalma haremli ve selamlı bir köşkümüz vardı. Babam gibi ben de Sultan Vahdettin Köşküne komşu olan o konakta büyüdüm. Orada Osmanlı havası vardı” diyor. Kemalettin Tuğcu’nun “merhametli bir baba” olduğunu söyleyen Gülsevin Tuğcu, sözlerine şöyle devam ediyor: Sadece bizi değil, etrafındaki başka çocukları da düşünürdü. Onlara da kitaplar alır, okumaları için yardım ederdi. Babam Babıali’de farklı yayınlarda çalışırdı. İşten geldiğinde ilk işi ateşimiz var mı diye, alnımızı kontrol etmek olurdu. 

İÇİNDEN GELDİĞİ GİBİ YAZDI

Kemalettin Tuğcu’nun yazma alışkanlıklarına temas eden Acır “İçinden geldiği için kitap yazardı. Basılmasının, satılmasının kendisi için hiç önemi yoktu. Akşam birden daktilosunun başına geçer, yazmaya başlardı. ‘Baba nasıl yazıyorsun?’ diye sorduğumda ‘Kızım sonunun nasıl geleceğini bilmeden otomatik olarak gidiyorum’ derdi. Hayal dünyası çok geniş bir insandı. Yaz günü daktilosunun başındayken hırkasını getirmemizi ister ve giyerdi. Biz şaşırırdık. Ama bir de yazısına bakardık, kışı anlatıyor. Yani yazdıklarıyla o kadar bütünleşirdi. 

HİÇ DÜZELTME YAPMAZDI

Yaşlanıp gözleri bozulana kadar yazdığı şeylerde hiç düzeltme yapmadı. Çünkü hiç yanlış yapmazdı; tıkır tıkır yazardı. Çalışırken geceleri yazardı. Önceleri yazarken hep sigara içerdi, yaşlanınca bıraktı” ifadelerini kullanıyor. 

Kemalettin Tuğcu’nun kültürüne de vurgu yapan Gülsevin Tuğcu Acır “Babam pek dışarıya çıkmaz, okumayı çok severdi. Ansiklopedik bilgiye sahipti. Hatta kendi kendine Fransızcayı sökmüş, Fransızcadan kitap da tercüme etmişti. Kendisi Osmanlı döneminde yaşadığı için eski devre ait hatıraları çoktu. Mesela Çanakkale Harbini yaşamış biriydi. Büyük babam Çanakkale’de vazifeli olduğu için bir dönem orada bulunmuş ve savaş başladığı zaman İstanbul’a gelmiş” diyor. 

Vefatına yakın babasıyla yaşadığı bir hatırayı anlatan Acır “Babam hastayken ‘Benim için ağlama, bütün arkadaşlarım öldü. Artık görüşeceğim kimse yok. Sakın üzülme. Ben vefat edip üzerinden zaman geçince, sen de beni yavaş yavaş unutacaksın’ dedi. Biz hiçbir zaman onu unutmadık ama dediği gibi zamanla acılar külleniyor” şeklinde konuşuyor. 

HAYDİ BİR HELVA KARIN

Gülsevin Tuğcu Acır, Kemalettin Tuğcu’nun manevi yönünü şöyle anlatıyor: Babam Kur’ân’ı çok güzel okurdu. Her zaman bize de Kur’ân okumamızı tavsiye ederdi. İyi insan olmak için bir ders kitabı olarak kabul ederdi. Kandillere önem verir; bize de ‘Haydi bir helva yapın da dağıtın!’ derdi.” 

Usta yazar Kemalettin Tuğcu'nun kızı Gülsevin Tuğcu Acır

ACILI DOĞDU, ACIKLI YAZDI

 

Gülsevin Tuğcu Acır’a babası Kemalettin Tuğcu’nun niçin hep acıklı eserler kaleme aldığını sorduğumda, şu cevabı veriyor: Çünkü babam, iki ayağı içe dönük olarak doğmuş. O zaman en iyi doktorlara götürmüşler ama tam iyileşememiş. Bu yüzden içe dönük bir hâli vardı. Çok duygusal bir insandı. Evet, onun romanlarında çocuklar sıkıntı çekerler, aileleri perişandır ama büyüdükten sonra mutlaka iyi insan olurlar... Babam çocukları ağlatmak ya da üzmek için hiçbir şey yazmamıştır, gerçekleri yansıtmıştır.

Ayşe Gülnev Osmanoğlu: Sürgünün hüznünü ruhumda taşıyorum Ayşe Gülnev Osmanoğlu: Sürgünün hüznünü ruhumda taşıyorum Büyük dedelerinden Sultan V. Murad’ın hayatını romanlaştıran Ayşe Osmanoğlu “Türkiye’de mümkün mertebe daha fazla zaman geçirmeye çalışsam da hep bir yere ait olmadığım hissine kapılırım. Ruhumda, uzun yıllar sürgünde kalmanın bir neticesi olarak, babamdan bana geçtiğine inandığım bir hüzün var” diyor.

Yeşim Salkım: Şarkıların sesiydim, şimdi 'halkın sesi'yim Yeşim Salkım: Şarkıların sesiydim, şimdi 'halkın sesi'yim TGRT Haber'de yayınlanan 'Şeffaf Masa'yı başarıyla sunan Yeşim Salkım, "Programda aracıyım. 'Şeffaf Masa'da bulunma sebebim, halktan gelen soruları, işi bilen uzmanlara sormaktır. Fakat biraz zorlarım, o ayrı" dedi.