MURAT ÖZTEKİN

IŞILTILI AMA YORUCU BİR GERİLİM: “DÜN GECE SOHO’DA”
FAZLA NOSTALJİ BÜNYEYE ZARAR!

Hatırlarsınız Amerikalı yönetmen Q. Tarantino iki sene evvel “Bir Zamanlar… Hollywood’da” adlı filmiyle 1960’ların Los Angeles’ına nostaljik bir aşk mektubu yazmış, tarihi değiştirerek kan kırmızı yerine pembe sinema tabloları çizmişti. “Tam Gaz”la tanınan İngiliz yönetmen Edgar Wright da son filmi “Dün Gece Soho’da” ile seyirciyi 1960’ları yaşayan Londra’ya götürüyor ama renkli bir nostalji değil, sahne dünyası üzerinden gerilim üretiyor.


Dün Gece Soho’da filminden bir sahne

TAŞRADAN LONDRA’YA…
Filmde geçen hikâye şöyle: Taşrada büyük annesi tarafından büyütülen Eloise (Thomasin McKenzie) tıpkı ölen annesi gibi moda tasarımcısı olmanın hayaliyle büyür. Gün gelir istediği üniversiteyi kazanıp, taşradan Londra’ya gider… Önce öğrenci yurdunda kalmaya başlayan genç kız, mekânın kendisine göre olmadığını anlayınca, kiralık bir yer arar. Nihayetinde altındaki Fransız restoranı yüzünden sarımsak kokan ve sahibesinin ciddi kuralları olan bir odayı tutar. Zira Eloise, eşyalarıyla çok sevdiği 1960’ları hatırlatan bu mekâna âşık olmuştur. Üstelik oda, sadece maziyi hatırlatmakla kalmaz, gözlerini kapadığında onu fantastik bir şekilde 60’ların Londra’sına taşır. Işıltılı mekânlar, zarif diyaloglar, çizimlerini yaptığı elbiseler… Her gece rüyalarla dâhil olduğu bu dünyada, sahne sanatçısı olmak isteyen Sandie (Anya Taylor-Joy) adlı bir kadının hayatına şahitlik eder. Onun bedenine değildir, yaşananların bir gözlemcisi gibidir. Derken bir “menajer”le (Matt Smith) tanışan Sandie’nin şöhret olma çabası üzerinden ışıltılı mekânların karanlık odalarına iner ve renkli rüyalar “karanlık” kâbusa dönmeye başlar…

ALIN SİZE 60’LAR!
Yönetmen Edgar Wright, “Dün Gece Soho’da” altmış sene evveline nostaljik bir güzelleme yapmıyor. Tersine kadınların sahnede yükselmeye çalışırken düştükleri bataklığı resmederek devrin kültürünü yerden yere vuruyor. Bir noktada “Alın size hasretini duyduğunuz 60’lar!” diyor. Doğrusu, haşarı sahneler ve kadın merkezli bakış açısıyla maziyi biraz fazla hırpalıyor. Eğlenceli gelişen eser, ikinci yarısında gerilim ve korku türüne doğru kayıyor.  
Öte yandan eski Londra’da güneş battıktan sonra ortaya çıkan atmosfer, başarılı dekor ve konseptlerle yansıtılıyor. Eseri nevi şahsına münhasır kılan şey ise sıra dışı görüntü geçişleri oluyor. Eloise ve Sandie’nin birlikte yansıtıldığı sahneler orijinal kılınıyor. Böylece seyirciyi kendi hâline bırakmayan bir ritim yakalanıyor.


Genç oyuncu Thomasin McKenzie, Matt Smith ve Anya Taylor-Joy ile rol aldığı eserde tesirli bir oyunculuk sergileyerek daha çok ön plana çıkacağının sinyallerini veriyor.

KURULMUŞ BİR OYUNCAK GİBİ
Ama bu ritme rağmen karmaşık ve gereksiz detaylarla dolu bir senaryo seyircinin önüne konuyor. Hikâye, kurulmuş bir oyuncak gibi mekanik bir şekilde akıyor. Bu yüzden renkli eser, zaman zaman tatsız kalabiliyor.
Hasılı ışıltılı bir maziye bakış olan “Dün Gece Soho’da” potansiyelinin altında kalıyor ve yeterince seyircisine tesir edemiyor…

TAŞRADAN AİLE GERİLİMİ
Affınıza sığınıyorum!

Dünya prömiyerini 33. Tokyo Uluslararası Film Festivali’nde yapan yönetmen Cem Özay’ın ilk uzun metrajlı filmi “Af”, bir baba ile oğul arasında yaşanan gerilimi merkezine alıyor... Eserin oyuncu kadrosunda Timur Acar, Emine Meyrem ve Hakan Aslan gibi isimler bulunuyor. Bir dağ köyünde geçen hikâyede kereste satarak hayatını kazanan baba, iki oğlundan büyüğü olan Aziz’e biraz hoyrat davranıyor. Küçüğüne ise tam tersini yapıyor. Yaşanan trajik bir hadise ise babasının Aziz’i daha çok ezmesine yol açıyor. Çarpıcı tabiat manzaralarıyla güçlenmiş sansasyonel bir sinematografiye sahip eser, hayatta yaşanılan gerilimden çıkış noktasının “affetmek”te yattığını vurguluyor... Eserde “Habil ve Kabil” kıssasından izler okunabiliyor.


Cem Özay'ın ilk uzun metraj ödüllü filmi

“ADDAMS FAMILY 2”
Garip aile tatil yolunda

‘Addams Ailesi’nin maceraları ikinci filmle devam ediyor... Yönetmenliğini Greg Tiernan ve Conrad Vernon’ın yaptığı “Addams Ailesi 2” (Addams Family 2) adlı animasyon eserde aile bağlarını kuvvetlendirmek için çıkılan macera dolu bir tatil işleniyor. Morticia ve Gomez’in çocukları artık büyümüştür ama aralarındaki irtibat zayıflamıştır. Pugsley, Fester Amca ve mürettebatı, perili karavana binerek ABD’nin diğer ucuna doğru yolculuğa çıkarlar. Ama bu seyahat onların kendi gerçekliğinden uzaklaşmalarına sebep olur. Yolculuk esnasında garip hâllere düşen ekip, karşılaştıkları enteresan karakterlerle komik çatışmalara girer. Sürükleyici bir macera sunan eser, “çocuk filmi” olmanın ötesinde!


Addams Ailesi 2 bu hafta vizyona giriyor

HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ
¥ “Seni Bulacam Oğlum!”
¥ “N1K Düğün”
¥ “Cin Çarpılması”
¥ “Kırmızı Pabuçlar ve Yedi Cüceler”
¥ “Rifkin’in Festivali”

EN ÇOK SEYREDİLENLER
¥ “Eternals” 114 bin 131
¥ “Dune: Çöl Gezegeni” 44 bin 88
¥ “Venom: Zehirli Öfke 2” 33 bin 14
¥ “İstanbul Muhafızları: Yüzyılın Muhafızları” 22 bin 956
¥ “Hep Yek 4” 14 bin 21

Sinemada bu hafta | 5 Kasım Sinemada bu hafta | 5 Kasım Oscar’lı Chloé Zhao'nun yönetmenliğini yaptığı süper kahraman filmi “Eternals”da ideolojik gövde gösterileri, maceranın ve mizahın önüne geçiyor. Ortaya karmaşık ve tatsız bir eser çıkıyor! İşte sinemada bu hafta vizyona giren filmler
Sinemada bu hafta | 30 Ekim Sinemada bu hafta | 30 Ekim Yönetmen Scott Cooper’ın Kızılderili mitolojisinden unsurlarla süslediği korku filmi “Boynuzlar” alt metinlerinde Amerikalıların yaptığı insan ve tabiat katliamlarını vurguluyor. Kendine has bir üslubu olan eser, buna rağmen beklenen tesiri yapamıyor...