Murat ÖZTEKİN

MATRIX EFSANESİNE “ROMANTİK” İLAVE
YİNE İÇİNDEYİZ RÜYANIN

Beyazperdenin bilim kurgu klasiği Matrix, ilk defa 1999 yılında seyircilerle buluştuğunda, yapay zekâ henüz bizi şaşırtacak raddeye gelmemiş, Mark Zuckerberg Metaverse’ü kuracağını açıklamamış, filmin yönetmenleri Wachowski Kardeşler, “queer” olmamıştı!

Son 22 senede dünya çok değişti! İnsan ırkı da bu değişimden nasibini fazlasıyla aldı. Artık bir sanal platformun içerisine hapsolacağımız günler hiç de uzak görünmüyor. Ve işte böyle bir zamanda Matrix yeniden sinemaya geliyor.

İnsanlığının makineler tarafından kurgulanan bir simülasyonun içerisinde hapsedilmesini merkezine alan “Matrix” bundan kurtulmaya çalışan adamın hikâyesine seyirciyi ortak ediyordu. Eser, hem görüntü teknikleri hem de felsefesiyle sinemada yeni kapıları araladı. Peş peşe çekilen filmlerle üçlemeye dönüşen seri; bugüne kadar üzerinde en fazla kafa patlatılan filmlerden biri oldu. Dahası repliklerinden deri kostümlerine kadar popüler kültürde derin izler bıraktı. 

ROMANTİK HİKÂYE

Bugünlerde seyirciyle buluşan ve yönetmenliğini iki kardeşten Lana’nın tek başına üstlendiği “Matrix Resurrections” ise bu mirası romantik bir hikâyeyle harmanlayarak seyirciye sunuyor. İlk filmlerin yıldızları Keanu Reeves ve Carrie-Anne Moss’u Neo ve Trinity rollerinde yeniden bir araya getiren eserde; Yahya Abdul-Mateen, Jessica Henwick, Jonathan Groff, Neil Patrick Harris, Priyanka Chopra Jonas ve Jada Pinkett Smith de rol alıyor. 

BU DEFA OYUN TASARIMCISI

Spolier vererek anlatacak olursak: Serinin üçüncü bölümünde öldüğünü düşündüğümüz Neo veya Thomas Anderson, (Keanu Reeves) hayatta kalmıştır. (Kapitalizmin gözü kör olsun!) Ancak Neo, artık kendisini psikolojisi bozuk meşhur bir oyun tasarımcısı olarak bilmekte, Matrix’de yaşadıklarını da hastlalığından kaynaklanan hayaller zannetmektedir. Terapisti (Neil Patrick Harris) onu eski “hayal” dünyasından uzak tutmak için elinden geleni yapar; bol bol mavi haplardan verir. Ancak iş ortağı (Jonathan Groff) yeni bir Matrix tasarlaması gerektiğini söylediğinde gerçekliği kaymaya başlar. Terapistin telkinlerinden sıyrılıp hapisten bir defa daha kurtulan Neo, kendisinin ve Trinity’nin (Carrie-Anne Moss) hayatlarını feda etmesinin üzerinden 20 yıl geçtiğini öğrenir. Peki Matrix’te iki çocuklu bir anne olan Trinity’yi de özgür bırakabilecek midir? 

DÜNYA DEĞİŞİRKEN…

“Matrix” yıllar sonra yeniden sinemaya misafir olurken, bir heyecanı da beraberinde getiriyor. Wachowski, yeni karakterler ve isimlerle yoğurduğu eserde, yapay zekânın bir kısmını “iyi adam” olarak ekibe dâhil ediyor. Ancak yönetmen, hem Matrix’in mirasından ilham almaya hem de romantik bir hikâye anlatmaya çalışırken zorlanıyor. Şüphesiz 1999’daki ilk film kadar çığır açıcı olmayan eserde, değişen dünyanın beklentilerini karşılayacak fikrî derinliğin yakaladığını söylemek de zor. Ancak Wachowski kendi şahsi hikâyesi üzerinden propagandist mesajları eksik etmiyor!

Buna rağmen ikinci ve üçüncü filmlerde olduğu gibi tesirli aksiyon sahneleri oluşuyor. Keanu Reeves ve Carrie-Anne Moss ise aradan geçen 20 sene sonra yine heyecan verici ikili oyunculuk performansı yakalıyor. 

Eseri bir seriden bağımsız düşündüğümüzde vereceğimiz not  ile bir halkanın parçası olarak vereceğimiz kıymet farklı... Ancak filmin başında nostaljinin sömürülmesine dair göndermeler yapılıyor olsa da, Wachowski, eleştirdiği kapitalizmin “yeniden üretim” baskısına karşı koyamamışa benziyor!

Yönetmen: Lana Wachowski 
Tür: Aksiyon, Bilim Kurgu 
Ülke: ABD

**

"DALGALAR VE İZLER"
FIRTINANIN ORTASINDA BİR ANNE KIZ

Yönetmenliğini Emre Kavuk’un üstlendiği “Dalgalar ve İzler” dul bir kadının kızıyla birlikte yaşadığı acılara odaklanıyor. Aktüel kadın meselelerine yaslanan filmin başrollerinde Pelin Karahan, Cem Zeynel Kılıç, Meral Çetinkaya, Goncagül Sunar ve Hülya Duyar yer alıyor. Kendisinden şiddet gördüğü kocasının ölümünden sonra Suna ve kızı Funda, daha zor bir imtihana girer. Maddi sıkıntıya düşen anne, varlıklı oldukları günlerde sahip olduğu eşyaları satmaya başlar.  Ablası ve zorluklar içerisindeki annesi de onlara çare olamaz. Anne kız, son durakta neler olacağını  bilmeden yol almaya devam ederler... Vizyona girmesi için yapım şirketi ve sponsorları arasında gerilimler yaşanan film, labirentli bir hikâye sunuyor.

Yönetmen: Emre Kavuk
Tür: Dram 
Ülke: Türkiye

**

"HER ŞEY YOLUNDA"
HAYATLA ÖLÜM ARASINDA SALLANTI

François Ozon pek çok filminde, kişilerin hikâyelerine sosyal bir çerçeveden bakar... Aile de bu çerçevelerden en önemlisidir. Yönetmenin Sophie Marceau, André Dussollier, Géraldine Pailhas, Charlotte Rampling ve Éric Caravaca gibi oyuncuları bir araya getirdiği “Her Şey Yolunda” filminde ise ötenazinin aile yansımaları üzerine odaklanıyor. Eser, felç geçiren babasının isteği karşısında bir çıkmaza giren kadını merkezine alıyor. Ozon’un komedi, polisiye ve macera filmi esintileriyle anlattığı hikâye şöyle: Emmanuelle, 85 yaşındaki babası Andre’nin felç geçirdiğini öğrenip, yanına koşar. Ancak yaşlı adam, hayatına devam etmek istememektedir. Bu durum karşısında büyük bir çıkmaza giren Emmanuelle, babasının yanlış isteğini yerine getirmekle, onu ikna etmek arasında kalır.

Yönetmen: François Ozon
Tür: Dram 
Ülke: Fransa

**

EN ÇOK SEYREDİLENLER

“Örümcek-Adam: Eve Dönüş Yok” 934 bin 599
“Aykut Enişte 2” 78 bin 429
“Dayı: Bir Adamın Hikâyesi”  71 bin 843
“Maşa ile Koca Ayı 4” 38 bin 29
“Enkanto: Sihirli Dünya” 33 bin 75

The Matrix serisi geri dönüyor: Yeni filminin sinemalarda yayınlanacağı tarih belli oldu The Matrix serisi geri dönüyor: Yeni filminin sinemalarda yayınlanacağı tarih belli oldu The Matrix serisi, dördüncü filmi 'The Matrix Resurrections' ile geri dönüyor. Serinni gördüncü filmi 24 Aralık'ta sinemaseverlele buluşacak.