MURAT ÖZTEKİN

Sorularımızı cevaplayan sanatçı Balpınar, sanat tarzının ortaya çıkış hikâyesini şu sözlerle anlatıyor: Bu fikir birden bire oluşmadı. Türk ve İslam Eserleri Müzesi ile Vakıflar Halı ve Kilim Müzesinde uzun yıllar çalıştım. Vakıflar için Anadolu’da halı topladım ve halılarla ilgili kitaplar kaleme aldım. Ömrümü halı ve kilimle geçirdim. Sonra anneden kıza geçen o motifleri inceleyip, 1986’da kendi kilimlerimi ortaya çıkarmaya başladım. Şimdi yaptığım işlerde ise Anadolu motifleri artık yok.

BİLİM, SANAT GİBİ BİR ŞEY

Son sergisinde atomdan evrenin derinliklerine uzanıp, mikro ve makroevrenlere odaklandığını söyleyen Balpınar “Kuantum fiziğini araştırırken müthiş bir bilim okuru oldum. Parçacıkların devinimi beni görsel olarak etkiliyor. Bilim, zaten sanat gibi bir şey… Uzay da beni çok ilgilendiriyor. Zaten anlayabileceğimiz bir şey değil. Evren o kadar büyük ki büyüklüğü karşısında küçüklük hissine kapılıyorsunuz” diye konuşuyor.  
Balpınar “Dokuma tezgâhını bir tuval gibi görüyorum. Fırçam iplikler, tuvalimiz tezgâh. Bu devirde bildiğimiz tuval biraz demode olmaya başladı. Artık her şey sanatta kullanılabiliyor” ifadesini de kullanıyor.  “Mikro-Makro” sergisi, 10 Haziran tarihine kadar Anna Laudel’de görülebilecek.

DOKUMANIN KÖKENLERİ ANADOLU’DA

Belkıs Balpınar “Anadolu’nun kilim kültürü çok eskiye dayanıyor, bulunan en eski örnekler bu topraklara ait. Körtik Tepe’de MÖ 10 binli yıllardan kalma eserler bulundu. Yani 12 bin yıl evvel Anadolu’da dokuma kültürü vardı. Fakat biz başka şeylere odaklanmaktan bunun tanıtımını yapmıyoruz” diyor.

Film sahneleri çocuk kıyafetleriyle Film sahneleri çocuk kıyafetleriyle Sarkis Zabunyan ve Abidin Dino’nun eserlerinden oluşan koleksiyon ile sanatçı Berkan Baycan’ın eserleri santralistanbul Kampüsü Enerji Müzesinde sanatseverler ile buluşuyor.