MURAT ÖZTEKİN

Malum Türk edebiyatının meşhur kalemlerinin pek çoğu hayvanseverdir. Kedi ise yazarların en vazgeçilmez hayvan dostudur. Fakat konu bununla sınırlı değildir…
Edebiyata dair araştırma eserleriyle tanınan usta yazar Beşir Ayvazoğlu, son kitabı “Öteki Canlar”da, farklı hayvanların edebiyat ve kültür tarihimizdeki yerini
gözler önüne seriyor. Kapı Yayınları etiketiyle neşredilen eser; kedi, köpek, eşek, karga, leylek ve güvercin olmak üzere altı hayvanın metinlerdeki izlerini, enteresan bilgilerle okuyucuya sunuyor. Kitapta garip tarihî hadiseler de anlatılıyor. Biz de kitabı Ayvazoğlu’yla konuşuyoruz…

> Türk edebiyat ve kültüründeki farklı hayvanların izini sürdünüz ve “Öteki Canlar” eseri ortaya çıktı. Niçin hayvanlara odaklanmak istediniz?

Ayırt etmeksizin bütün hayvanları severim ve dünyanın sadece insanlara değil bütün canlılara ait olduğuna inanırım. Belki dikkatinizi çekmiştir; biyografisini yazdığım bütün şair ve yazarların -varsa- hayvanlarla ilişkilerini de anlatmışımdır. Ayrıca bazı hayvanlar hakkında müstakil yazılar da yazmıştım. Hayatımızı da aşağı yukarı on yıldır Boncuk ismini verdiğimiz kaliko cinsi bir kediyle paylaşıyoruz. Kısacası, hayatımıza renk katan ve pandemi günlerinde stresimizi hafifleten Boncukcağıza borcumuzu ödemek istedim.

1937’DE KORKUNÇ KEDİ AVI YAPILDI

> Sanırım kitabı hazırlarken enteresan bilgilerle çok karşılaştınız...

Hem de çok... Mesela 1937 yılındaki tifo salgınında insanlara hastalık bulaştırdıkları iddiasıyla halkın korkunç bir kedi avına teşvik edildiğini ve ölü kedi başına bir çeyrek, yani beş kuruş ödendiğini, Türk basınının 1934 yılında aylar boyunca “Paris’te eşek var mı?” meselesini tartıştığını, aynı yıl hararetle tartışılan bir meselenin de binlerce leyleğin kartallarla Burhaniye göklerinde tutuştukları savaş olduğunu biliyor muydunuz? Başka bir şaşırtıcı hadise, 1924 yılında karga katliamını doğru bulmadığı için âdeta linç edilen Çorum müftüsünün işinden olmasıdır.

> Sanki Türk edebiyatı ile hayvanlar arasında kuvvetli bir bağ var. Bunu nasıl izah edersiniz?

Ben aynı kanaatte değilim. Hayvansever çok şair ve yazar var, ama hayvanlar hakkında yazan azdır. Belki dikkatinizi çekmiştir, Nahid Sırrı Örik, Mesut Cemil’in bir kedi hikâyesini okuduktan sonra “Yeni Bir Âleme Doğru” başlıklı bir yazı yazmış. Bu yazıda gazete sütunlarını dolduran adi zamparalık romanlarının yazarlarını eleştiriyor -ki haklıdır- ve bilgileri zengin, sezgileri güçlü hikâye ve roman yazarlarına hayvanların zengin dünyalarına eğilmelerini tavsiye ediyor.

REFİK HALİD KARAY DİLLERİNDEN ANLARDI

> Peki, genel olarak Türk edebiyatçılarının hayvanlara bakışını nasıl yorumluyorsunuz?

Kitapta elbette daha çok hayvansever yazarları anlattım. Bazıları sadece bazı hayvanları severler. Mesela Nurullah Ataç kedicidir; diğer hayvanları sevmediğini ise bir yazısında samimiyetle itiraf ediyor. Tanpınar cins hayvanları severdi. Hayvanlar hakkında en çok yazan ve onların dilinden en iyi anlayan Refik Halid Karay’dır diyebilirim. Hüseyin Rahmi ve Ahmet Rasim’i de unutmamak gerek.

> Eser vesilesiyle sizin de baktığınız kedilerinizin olduğunu öğrendik. Kedilerin varlığı bir yazara nasıl tesir ediyor?

Evet, hayatımızı aşağı yukarı on yıldır bir kediyle paylaşıyor, birçok kediye de bahçede bakıyoruz. Boncuk’la biraz oynamak, kucağıma yerleştiğinde mırıltısını dinlemek, yumuşacık tüylerini okşamak, çıkardığı çeşitli seslerin ne anlama geldiğini çözmeye çalışmak yorgunluğumu alıyor, stresimi hafifletiyor. Hasılı, kedilerin onlarla fazlaca haşir neşir olunduğunda fark edilen büyülü bir güzelliği vardır.

SON SÖZÜ: KEDİMİ İYİ DOYURUN

> Kedileri çok seven Hüseyin Rahmi’nin vefat etmeden evvelki son sözleri “Kedilerimi iyi doyurun” olmuş.
> Faruk Nafiz, ölen bir kedi için şiir kaleme almış.
> Refik Halid meşhur sürgünlerinde yalnız değilmiş; Floş adlı köpeğiyle şehir şehir dolaşmış.
> Ömer Seyfettin çok sevdiği Koton adlı köpeğini hikâyelerinde kullanmış.
> Nazım Hikmet köpeği öldüğünde meşhur “Şeytan’a Mersiye” şiirini yazmış.
>  Bir zamanlar Bab-ı ali’de “Eşşek Gazetesi” diye bir yayın varmış.
> Sarayda pek çok hayvan besleyen Sultan Abdülhamid’in en yakın dostlarından biri olan Pamuk ölünce, merasimle gömülmüş.

11 yazar, salgını hikâyeleştirdi 11 yazar, salgını hikâyeleştirdi Yazar, çizer, sinemacı ve müzisyenlerin oluşturduğu Dark İstanbul tarafından hazırlanan, birbirinden çarpıcı distopik öykülerin yer aldığı antoloji okuyucuyla buluştu.